Toplam: 1.993
tarihli bilirkişi raporunda; davacının 11.07.2012 tarihli genel kredi sözleşmesinde kefil olarak yer almasına karşılık 21.04.2017 tarihli sözleşmede
tarafından üstlenildiğine ilişkin açık hüküm bulunması gereklidir. Ancak somut olayda taraflarca akdedilmiş olan genel kredi sözleşmesinde kefillerin çek
genel kredi sözleşmesi ve 04/12/2014 tarihli ek cari hesap kredi sözleşmesi imzalanmış olup, davacılar bu sözleşmelerden sadece 06/03/2013 tarihli genel kredi sözleşmesini kefil sıfatıyla imzalamışlardır. Davanın temelini oluşturan 10/01/2019 tarihli ihtarnamede, kredi sözleşmesi denmiş ancak dayanılan
dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; icra takibinin, genel kredi sözleşmesine dayalı olarak yapıldığı, takip borçlusu davalının genel kredi sözleşmesinin kefili olması nedeniyle hakkında icra takibi yapıldığı, dayanak kefalet sözleşmesinin 16/08/2012 tarihli olduğu, davaya konu takip tarihinin ise 06
Karar sayılı ilamıyla; "...Taraflar arasında dava konusu icra takip dayanağı genel kredi sözleşmesindeki kefil imzasının davacıya ait olduğu, davacının ... . Yukarıda anılan TBK'nun 583/1. maddesi uyarınca taraflar arasındaki genel kredi sözleşmesinde kefilin sorumlu olduğu azami miktar ve kefalet tarihine ilişkin
... arasındaki 24/02/2017 tarihli genel kredi sözleşmesini kefil olarak imzaladığını, fakat kredi ... garantisiyle kullandırıldığından müvekkilinin kefaletinin
dilekçede yer alması zorunludur." düzenlemesini içermektedir. Somut olayda; ihtiyati haciz isteyence, dava dilekçesi ekine, genel kredi sözleşmesinde kefile
, şirketin 20.10.2008 tarihinde kurulmasına rağmen şirketin 12.05.2008 tarihli genel kredi sözleşmesine kefil edildiğini, davalının ... Bank nezdinde ...'ın
belirlendiği ve buna göre yapılan hesaplamanın kabul edildiği, davalı/kefillerin, genel kredi sözleşmesinde kefilin sorumluluğunu düzenleyen çek kredisi ile
genel kredi sözleşmesinde kefillere yönelik ve kefillerin çek ile teminat mektubunun depo edilmesinden sorumlu olduğuna ilişkin açık sözleşme hükmü