Display setting:
Hide page number
Sayfa 37

Türk Hukukunda Çocukların Anne Babalarına Karşı Korunması

Dr. Öğr. Üyesi Ahmet AYAR(1)

Velayet hakkının ana ve babaya sağladığı haklar, çocuğun yetiştirilmesi ve çıkarlarının korunmasına yöneliktir ve daima velayet hakkının kullanılmasında çocuğun yararının gözetilmesi gerekir. Velayet hakkına sahip olan kişilerin, çocuk ile yakın hısımlık ilişkisini gözönünde tutan kanun koyucu, her ne kadar, velayet hakkı sahibi ana ve baba için vesayette olduğu gibi bir kamu denetimi öngörmemiş ise de, velayet hakkının çocuğun yararına kullanılmadığı hallerde, hakime, çocuğun korunması için gerekli önlemleri alma imkanını tanımıştır. Bu kapsamda, alınacak tedbirlerin çocuğun kişiliğin ilişkin önlemler ve çocuğun mallarına ilişkin önlemler olarak ikiye ayrılması mümkündür. Bu çalışmada kanunda öngörülen koruma tedbirleri ele alınacak ve son olarak çocuk üzerindeki velayetin kaldırılması ve sonuçlarından bahsedilecektir.

Çocuğun kişiliğinin korunmasına ilişkin önlemler hususundaki ilk düzenleme TMK. 346 hükmüdür. Buna göre, “Çocuğun menfaati ve gelişmesi tehlikeye düştüğü takdirde, ana ve baba duruma çare bulamaz veya buna güçleri yetmezse hâkim, çocuğun korunması için uygun önlemleri alır”. Koruma önlemlerinin alınabilmesi, herhangi bir ilgilinin başvurusu üzerine gerçekleşebileceği gibi, başvuru bulunmasa dahi, hâkim, gerektiğinde re’sen hareket ederek gerekli önlemleri alabilir.

Kanun, çocuğun menfaati ve gelişmesi tehlikeye düştüğü takdirde, hangi önlemlerin alınacağını belirtmemiş, “uygun” önlemlerin alınması hususunda hâkime takdir yetkisi vermiştir. Hâkim, TMK. 4 hükmü çerçevesinde, somut olayın özelliklerini gözönünde tutarak gerekli önlemleri alabilecektir. Bu kapsamda, özellikle, ana ve babaya belirli yönde davranışta bulunma veya belirli davarnışlardan kaçınma yönünd talimat verilmesi yer almaktadır. Ayrıca koruma önlemlerinin alınması için, çocuğun menfaati ve Sayfa 38 gelişmesinin tehlikeye düşmesi, ayrıca ana ve babanın duruma care bulamamaları veya buna güçlerinin yetmemesi şartlarının bulunması gerekir.

Türk Medeni Kanunu TMK. 346 hükmünde belirtilen koruma önlemlerinin yanında çocuğun hâkim kararıyla ana ve babadan alınabilmesine de olanak tanımıştır. TMK. 347/I uyarınca, çocuğun bedensel ve zihinsel gelişmesi tehlikede bulunur veya çocuk manen terk edilmiş halde kalırsa hâkim, çocuğu ana ve babadan alarak bir aile yanına veya bir kuruma yerleştirebilir. Hükümde belirtildiği üzere, çocuğun ana ve babadan alınabilmesi için bedensel ve zihinsel gelişmesinin tehlikede bulunması veya manen terk edilmiş olması gerekir. Çocuğun bedensel ve zihinsel gelişmesinin tehlikede bulunması, çocuk açısından bu durumun süreklilik göstermesini gerektirir. Dolayısıyla, diğer önlemlerin alınması yoluyla çocuğun ana ve baba yanında kalmakla beraber söz konusu olabilecek tehlike bertaraf edilebiliyorsa, çocuğun ana ve babadan alınmaması tercih edilmelidir.

Diğer taraftan, TMK. 347/II uyarınca, yukarıdaki şartlar bulunmasa dahi, çocuğun aile içinde kalmasının ailenin huzurunu onlardan katlanmaları beklenmeyecek derecede bozması ve durumun gereklerine göre başka çare kalmaması halinde, ana ve baba veya çocuğun istemi üzerine hâkimin, çocuğun ana ve babadan alınarak bir aile yanına veya bir kuruma yerleştirilmesine karar vermesi mümkündür. Çocuğun bir aile yanına veya bir kuruma yerleştirilmesi halinde ana ve babanın velayet hakkı sona ermemiş ise de, çocuğu yetiştirme yetkileri ortadan kalkmıştır.

TMK. 360/I, çocuğun kişiliğinin korunmasına ilişkin TMK. 346 hükmüne paralel şekilde, ana ve babanın çocuğun mallarını yönetmekte her ne sebeple olursa olsun yeterince özen göstermemeleri halinde, hâkime, çocuk mallarının korunması için uygun önlemleri alma olanağını tanımıştır. Bu kapsamda hâkimin, özellikle malların yönetimi konusunda ana ve babaya talimat vermesi, belirli zamanlarda verilen bilgi ve hesabı yeterli görmezse, çocuk mallarının tevdi edilmesine veya ana ve babanın güvence göstermelerine karar vermesi mümkündür (TMK. 360/II). Bu hallerde, ana ve babanın çocuk malları üzerindeki yönetim hakkı devam etmektedir.

Son olarak, TMK, ana ve babanın velayet hakkının amacına uygun kullanılmaması halinde, çocuğun korunması için kanunun öngördüğü önlemlerin yeterli olmaması durumunda, ana ve babanın velayet hakkının kaldırılmasını öngörmüştür. TMK. 348/I’e göre, “Çocuğun korunmasına ilişkin diğer önlemlerden sonuç alınmaz ya da bu önlemlerin yetersiz olaca- Sayfa 39 ğı önceden anlaşılırsa” velayetin kaldırılmasına karar verilebilecektir. Ancak bunun için TMK. 348/b. I ve II’de sınırlı sayıda olarak sayılmış şartlardan birinin gerçekleşmesi gerekir. Buna göre velayetin kaldırılmasının şartları, ana ve babanın deneyimsizliği, hastaığı, özürlü olması, başka bir yerde bulunması veya benzeri sebeplerden biriyle velayet görevini gereği gibi yerine getirememesi (TMK. 348/b. I) ile ana ve babanın çocuğa yeteri kadar ilgi göstermemesi veya ona karşı yükümlülüklerini ağır biçimde savsaklamasıdır (TMK. 348/b. II).

Velayetin kaldırılması sebepleri gerçekleştiği takdirde, velayet hakkı, mahkeme kararıyla, velayetin kaldırılması sebebini gerçekleştiren ana veya babadan ya da her ikisinden de kaldırılabilir. Velayet hakkının ana ve babanın her ikisinden de kaldırılması halinde, çocuğa vasi atanacaktır (TMK. 348/III). Velayetin kalddırılması kararı, kural olarak, ana ve babanın mevcut ve doğacak bütün çocuklarını kapsar. Ancak kararda aksinin belirtilmesi mümkündür (TMK. 348/III). TMK. 351/I hükmü, durumun değişmesi halinde, çocuğun korunmasına ilişkin önlemlerin yeni koşullara uydurulmasını öngörmektedir. Bu kapsamda, velayetin kaldırılmasını gerektiren sebep ortadan kalkmışsa, hâkim, re’sen ya da ana veya babanın istemi üzerine velayeti geri verebilecektir (TMK. 351/II). Sayfa 40

Footnotes

  • (1)

    Kadir Has Üniversitesi Hukuk Fakültesi Medeni Hukuk Anabilim Dalı Öğretim Üyesi.