Printing Options: PDF - Save / print (WORD)

Attachments

Display setting:
This document is published in a source other than Official Gazette.

GİRİŞ

193 sayılı Gelir Vergisi Kanununa göre, gerçek kişilerin gelirleri gelir vergisine tabidir. Gelir vergisine tabi gelir unsurları; ticarî kazanç, ziraî kazanç, ücret, serbest meslek kazancı, gayrimenkul sermaye iradı, menkul sermaye iradı ve diğer kazanç ve iratlardan oluşmaktadır.

Bu Rehberde, 2025 takvim yılında ticari kazanç elde eden mükelleflere yönelik olarak; ticari kazancın kapsamı, tespiti, hesaplanması sırasında indirilebilecek ve indirilemeyecek giderler, vergiden istisna edilen kazanç konuları ile yıllık beyannameye dahil edilen kazanç ve iratlardan yapılacak indirimler, gelir vergisinde mahsup ve iadeler, tarh işlemleri, vergi tarifesi, beyannamenin verilme zamanı ve verginin ödenmesi gibi konularda açıklamalar yer almaktadır. Ayrıca, gerçek usulde ticari kazancın beyanına ilişkin örneklere de yer verilmiştir.

1. TİCARİ FAALİYETİN KAPSAMI

Her türlü ticari ve sınai faaliyetlerden doğan kazançlar ticari kazanç olup, aşağıda sayılan faaliyetlerden elde edilecek gelirler her durumda ticari kazanç olarak vergilendirilir.

1. Maden, taş ve kireç ocakları, kum ve çakıl istihsal yerleri ile tuğla ve kiremit harmanlarının işletilmesinden,

2. Coberlik işlerinden (Coberlik; borsaya kayıtlı olarak ve kendi nam ve hesabına hisse senedi ve tahvil alım satımı yapılmasıdır.),

3. Özel okul ve hastanelerle benzeri yerlerin işletilmesinden,

4. Gayrimenkullerin alım, satım ve inşa işleriyle devamlı olarak uğraşanların bu işlerinden,

5. Kendi nam ve hesaplarına menkul kıymet alım-satımı ile devamlı olarak uğraşanların bu faaliyetlerinden,

6. Satın alınan veya trampa suretiyle iktisap olunan arazinin iktisap tarihinden itibaren 5 yıl içinde parsellenerek bu müddet içinde veya daha sonraki yıllarda kısmen veya tamamen satılmasından elde edilen kazançlar,

7. Diş protezciliğinden elde edilen kazançlar.

1.1. Ticari Faaliyetin Özellikleri

Bir faaliyetin ticari faaliyet olarak değerlendirilebilmesi için taşıması gereken bazı özellikler bulunmaktadır. Buna göre;

Faaliyetin yerine getirilmesinin sermaye ve emeğe dayanıyor olması,

Faaliyetin devamlı olması (Bir takvim yılı içerisinde birden fazla tekrarlanan veya birden fazla takvim yılında tekrarlanan işlemlerde de devamlılık olduğu varsayılacaktır.),

Gelir getirici faaliyetlerin bir organizasyon dahilinde yapılmış olması (İş yeri açma, işçi çalıştırılması, ticaret siciline kaydolunması vb.),

Müessesenin, ticari ve sınai bir müessese şekil ve mahiyetinde olması, gerekmektedir.

1.2. Şirket Ortaklarının Durumu

Şirket ortaklarının gelir vergisi karşısındaki durumları, ortağı bulundukları şirketin şahıs ya da sermaye şirketi olmasına göre farklılık gösterir.

1.2.1. Şahıs Şirketlerinin Ortakları

Şahıs şirketleri; kollektif şirketler ile adi komandit şirketlerdir.

Ticari veya zirai faaliyetle iştigal eden kollektif şirketlerdeki ortaklar ile adi komandit şirketlerde komandite ortakların ortaklık kârından aldıkları paylar şahsi ticari kazanç hükmündedir ve bu ortaklar kendi paylarına düşen kârlarını ayrı ayrı beyan etmek zorundadırlar.

Adi komandit şirketlerin komanditer ortaklarının şirket kazancından aldığı pay, şirketin faaliyet konusu ne olursa olsun vergisi tevkif suretiyle alınmamış menkul sermaye iradıdır.

1.2.2. Sermaye Şirketlerinin Ortakları

Sermaye şirketleri; anonim, limited ve eshamlı komandit şirketler olup, bu şirketler kurumlar vergisi mükellefidirler.

Anonim ve limited şirket ortakları ile eshamlı komandit şirketlerin komanditer ortaklarının şirket kazancından elde ettikleri kazançlar kâr payı ve iştirak hisselerinden doğan kazanç sayıldığından bu kazançların menkul sermaye iradı olarak beyan edilmesi gerekmektedir.

Eshamlı komandit şirketlerde komandite ortakların ortaklık kârından aldıkları paylar ise şahsi ticari kazanç olarak gelir vergisine tabidir.

1.2.3. İş Ortaklıkları

İş ortaklığında mükellefiyet şekli ortakların isteğine bırakılmıştır. Dolayısıyla işi üstlenen ortakların talebine bağlı olarak iş ortaklarının mükellefiyet tesisi, kurumlar vergisi kapsamında olabileceği gibi “adi ortaklık” şeklinde de olabilmektedir.

2. TİCARİ KAZANCIN TESPİT ŞEKİLLERİ

Gelir Vergisi Kanununa göre ticaret erbabı, kazancın tespit usulü bakımından ikiye ayrılmaktadır.

» Basit usule tabi olanlar, (Ayrıntılı bilgi için gib.gov.tr adresinde bulunan “Kazançları Basit Usulde Tespit Edilen Mükelleflerde Gelir Vergisi İstisnası Rehberi”ne bakınız.)

» Gerçek usulde gelir vergisine tabi olanlar,

Gelir Vergisi Kanununun 9 uncu maddesinde sayılan ticaret erbapları gelir vergisinden muaftır.

2.1. Gerçek Usulde Vergilendirme

Basit usul koşullarını taşımayan gelir vergisi mükelleflerinin ticari kazançları gerçek usule göre tespit edilir. Gerçek usule tabi mükellefler tutacakları defterler yönünden iki sınıfa ayrılırlar:

» Birinci sınıf tacirler (Bilanço esasına göre defter tutanlar)

» İkinci sınıf tacirler (İşletme hesabı esasına göre defter tutanlar)

2.1.1. Birinci Sınıf Tacirler (Bilanço Esasına Göre Defter Tutanlar)

Aşağıda yazılı tüccarlar bilanço esasına göre defter tutarlar;

» Satın aldıkları malları olduğu gibi veya işledikten sonra satanlardan yıllık alışları veya satışları tutarları Vergi Usul Kanununun 177 nci maddesinde belirtilen miktarlardan fazla olanlar (2025 takvim yılı için yıllık alımlarda 2.000.000 TL veya yıllık satışlarda 2.800.000 TL, 2026 takvim yılı için yıllık alımlarda 2.500.000 TL veya yıllık satışlarda 3.500.000 TL),

» Diğer işlerle uğraşanlardan bir yıl içinde elde ettikleri gayri safi iş hasılatı Vergi Usul Kanununun 177 nci maddesinde belirtilen miktarı aşanlar (2025 takvim yılı için 990.000 TL, 2026 takvim yılı için 1.200.000 TL),

» Yukarıda yazılı işleri beraber yapanlardan gayrisafi iş hasılatının beş katı ile yıllık satış tutarının toplamı Vergi Usul Kanununun 177 nci maddesinde belirtilen miktarı aşanlar (2025 takvim yılı için 2.000.000 TL, 2026 takvim yılı için 2.500.000 TL),

» Her çeşit ticaret şirketleri,

» Kurumlar vergisine tabi diğer tüzel kişiler,

» Kendi istekleri ile bilanço esasına göre defter tutanlar.

Birinci sınıf tacirler, hesaplarını bilanço esasında tutacakları defterlerde takip ederler.

Bilanço esasına göre ticari kazanç, mali bilançolar üzerinden hesap dönemi sonunda ve başındaki öz sermaye tutarları arasındaki farktır.

Ayrıca; hesap dönemi içinde söz konusu işletmenin sahip veya sahiplerince;

» İşletmeye ilave olunan değerler bu farktan indirilir,

» İşletmeden çekilen değerler ise farka ilave olunur.

Dönem sonundaki öz sermayenin dönem başındakine göre fazla olan kısmı o dönemin ticari kazancı sayılır. Tersi durumda ise fark, zararı gösterir.

2.1.2. İkinci Sınıf Tacirler (İşletme Hesabı Esasına Göre Defter Tutanlar)

Birinci sınıf tacirlerle ilgili şartları taşımayanlar, ikinci sınıf tacir sayılırlar ve işletme hesabına göre defter tutarlar.

İkinci sınıf tacirler, kazançlarını işletme hesabı esasında tespit ederler. Bu usulde kazanç, bir hesap dönemi içinde elde edilen hasılatlarla giderler arasındaki müspet farktan oluşur. Giderlerin daha fazla olması halinde zarar söz konusudur.

Ayrıca; işletme hesabı esasına göre defter tutan mükelleflerin 1/1/2019 tarihinden itibaren kayıtlarının elektronik ortamda tutulmasına, bu kayıtlardan mükelleflerin defterlerinin elektronik olarak oluşturulması, saklanmasına ve ibrazına, vergi beyannameleri, bildirim ve dilekçelerin elektronik olarak verilebilmesine, elektronik ortamda belge düzenlenebilmesine imkân tanıyan ve bu kapsamda olan mükelleflerin Gelir İdaresi Başkanlığı veri tabanında yer alan diğer bilgilerini mükellefin bilgisine sunan Defter Beyan Sistemini kullanmaları zorunludur.

Defter-Beyan Sisteminin uygulanmaya başlanmasından sonra mükellefiyet tesis ettiren ve söz konusu Sistemi kullanmak zorunda olan mükellefler, kendileri veya aracılık ve sorumluluk yetkisi verdiği kişiler aracılığıyla işe başlama bildiriminin verildiği günü izleyen yedinci iş günü mesai saati sonuna kadar gelir vergisi yönünden bağlı oldukları vergi dairesine başvuru yapacaklardır. Söz konusu başvuru işe başlama bildiriminin verildiği günü izleyen yedinci iş gününün sonuna kadar defterbeyan.gov.tr adresi üzerinden de yapılabilecektir.

Sisteme, vergi dairelerinden veya Dijital Vergi Dairesinden (dijital.gib.gov.tr) İnternet Vergi Dairesi işlemlerini kullanmak üzere alınan “kullanıcı kodu” ve “şifre” bilgileri ile defterbeyan.gov.tr adresi üzerinden giriş yapılabilecektir. Dijital Vergi Dairesi uygulaması ile de Defter-Beyan Sistemine erişim mümkündür. Sisteme giriş yapılarak gelir ve gider kayıtları elektronik ortamda gerçekleştirebilecek, defterler bu kayıtlardan hareketle elektronik ortamda oluşturabilecek, saklanabilecek ve beyannameler hazırlanarak onaylanabilecektir.

Defter-Beyan Sistemini meslek mensubu aracılığıyla kullanan mükellefler de Sistemi, herhangi bir işlem yapmadan bilgilenme amacıyla görüntüleme yapmak suretiyle kullanabileceklerdir.

2.1.3. Ticari Kazanç Elde Eden Mükelleflerin Hasılat Esaslı Kazanç Tespiti Uygulamasından Yararlanması

Ticari kazanç elde eden mükelleflerin; şehir içi yolcu taşımacılığı faaliyetlerinden kaynaklanan hasılatlarının tamamını elektronik ücret toplama sistemleri aracılığıyla elde etmeleri ve talep etmeleri hâlinde söz konusu faaliyetlerinden elde ettikleri gayrisafi hasılatlarının (25/10/1984 tarihli ve 3065 sayılı Katma Değer Vergisi Kanununun 38 inci maddesi kapsamında hasılat esaslı vergilendirme usulüne göre vergilendirilen mükellefler için hesapladıkları katma değer vergisi dâhil tutarın) %10’u bu faaliyetlerine ilişkin vergiye tabi kazanç olarak esas alınır.

Hasılat esaslı kazanç tespiti uygulamasından yararlanan mükelleflerin:

» Bu faaliyetlerine ilişkin vergiye tabi kazancın tespitinde ilgili faaliyete ilişkin giderler dikkate alınmaz.

» Bu faaliyetlerinden elde ettikleri kazançlarına herhangi bir indirim veya istisna uygulanmaz.

» Bu faaliyetlerine ilişkin gider veya maliyetleri, vergiye tabi diğer kazanç veya iratlarının tespitinde dikkate alınmaz.

» Bu kazançları dışındaki beyana tabi diğer kazanç veya iratları hakkında bu madde hükümleri uygulanmaz.

» İki yıl geçmedikçe bu usulden çıkmaları mümkün değildir.

Bu konuya ilişkin 309 Seri No.lu Gelir Vergisi Genel Tebliğinde ayrıntılı açıklamalar yapılmıştır.

2.2. Ticari Kazancın Tespitinde İndirilecek Giderler

Gelir, safi tutarları üzerinden vergiye tabi tutulmaktadır. Gelir Vergisi Kanununun 40 ıncı maddesine göre; safi kazancı tespit edebilmek için gayri safi hasılattan indirilebilecek giderler aşağıda yer almaktadır.

1. Ticari kazancın elde edilmesi ve idame ettirilmesi için yapılan genel giderler;

(İhracat, yurt dışında inşaat, onarma, montaj ve taşımacılık faaliyetlerinde bulunan mükellefler, bu bentte yazılı giderlere ilaveten bu faaliyetlerden 1/1/2024 tarihinden önce döviz olarak elde ettikleri hâsılatın binde beşini aşmamak şartıyla yurt dışındaki bu işlerle ilgili giderlerine karşılık olmak üzere götürü olarak hesapladıkları giderlerin indirilebilmesine ilişkin hüküm 7491 sayılı Kanunun 9 uncu maddesiyle 1/1/2024 tarihinden itibaren elde edilen gelir ve kazançlara uygulanmak üzere yürürlükten kaldırılmıştır.)

(Faaliyetleri kısmen veya tamamen binek otomobillerinin kiralanması veya çeşitli şekillerde işletilmesi olanların bu amaçla kullandıkları hariç olmak üzere, kiralama yoluyla edinilen binek otomobillerinin her birine ilişkin aylık kira 37.000 TL’lik (2026 takvim yılı için 46.000 TL) kısmı ile binek otomobillerinin iktisabına ilişkin özel tüketim vergisi ve katma değer vergisi toplamının en fazla 990.000 TL’lik (2026 takvim yılı için 1.200.000 TL) kısmı gider olarak dikkate alınabilir.

2. Hizmetli ve işçilerin iş yerinde veya iş yerinin müştemilatında iaşe ve ibate giderleri, tedavi ve ilaç giderleri, sigorta primleri ve emekli aidatı (Bu primlerin ve aidatın istirdat edilmemek üzere Türkiye’de kain sigorta şirketlerine veya emekli ve yardım sandıklarına ödenmiş olması ve emekli ve yardım sandıklarının tüzel kişiliği haiz bulunmaları şartıyla), 27 nci maddede yazılı giyim giderleri,

3. İş ile ilgili olmak şartıyla, mukavelenameye veya ilama veya kanun emrine istinaden ödenen zarar, ziyan ve tazminatlar,

4. İş ile ilgili ve yapılan işin ehemmiyeti ve genişliği ile mütenasip seyahat ve ikamet giderleri (Seyahat maksadının gerektirdiği süreye maksur olmak şartıyla),

5. Kiralama yoluyla edinilen veya işletmeye dahil olan ve işte kullanılan taşıtların giderleri,

(Şu kadar ki faaliyetleri kısmen veya tamamen binek otomobillerinin kiralanması veya çeşitli şekillerde işletilmesi olanların bu amaçla kullandıkları hariç olmak üzere, binek otomobillere ilişkin giderlerin en fazla %70’i indirilebilir.),

6. İşletme ile ilgili olmak şartıyla; bina, arazi, gider, istihlak, damga, belediye vergileri, harçlar ve kaydiyeler gibi ayni vergi, resim ve harçlar,

7. Vergi Usul Kanunu hükümlerine göre ayrılan amortismanlar (İşletmeye dahil olan gayrimenkulün iktisadi değerini artırıcı niteliği olan ısı yalıtımı ve enerji tasarrufu sağlamaya yönelik harcamalar, yapıldığı yılda doğrudan gider yazılabilir.),

(Faaliyetleri kısmen veya tamamen binek otomobillerinin kiralanması veya çeşitli şekillerde işletilmesi olanların bu amaçla kullandıkları hariç olmak üzere, özel tüketim vergisi ve katma değer vergisi hariç ilk iktisap bedeli 1.100.000 TL’yi (2026 takvim yılı için 1.380.000 TL), söz konusu vergilerin maliyet bedeline eklendiği veya binek otomobilin ikinci el olarak iktisap edildiği hâllerde, amortismana tabi tutarı 2.100.000 TL’yi (2026 takvim yılı için 2.600.000 TL) aşan binek otomobillerinin her birine ilişkin ayrılan amortismanın en fazla bu tutarlara isabet eden kısmı gider yazılabilir. Bu hükmün uygulanmasında binek otomobilin iktisap edildiği tarihte yürürlükte olan tutar dikkate alınır.)

8. İşverenlerce, Sendikalar Kanunu hükümlerine göre sendikalara ödenen aidatlar (Ödenen aidatın bir aylık tutarı, işyerinde işçilere ödenen çıplak ücretin bir günlük toplamını aşamaz),

9. İşverenler tarafından ücretliler adına bireysel emeklilik sistemine ödenen katkı payları,

(İşverenler tarafından bireysel emeklilik sistemine ödenen ve ücretle ilişkilendirilmeksizin ticari kazancın tespitinde gider olarak indirim konusu yapılacak katkı paylarının toplamı, ödemenin yapıldığı ayda elde edilen ücretin %15’ini ve yıllık olarak asgari ücretin yıllık tutarını aşamaz. Gerek işverenler tarafından bireysel emeklilik sistemine ödenen katkı payları, gerekse bu Kanunun 63 üncü maddesinin birinci fıkrasının (3) numaralı bendi kapsamında indirim konusu yapılacak prim ödemelerinin toplam tutarı, ödemenin yapıldığı ayda elde edilen ücretin %15’ini ve yıllık olarak asgari ücretin yıllık tutarını aşamaz.),

10. Fakirlere yardım amacıyla gıda bankacılığı faaliyetinde bulunan dernek ve vakıflara Hazine ve Maliye Bakanlığınca belirlenen usul ve esaslar çerçevesinde bağışlanan gıda, temizlik, giyecek ve yakacak maddelerinin maliyet bedeli,

11. Türkiye İş Kurumu tarafından düzenlenen işbaşı eğitim programlarından faydalananlara, programı yürüten işverenlerce fiilen ödenen tutarlar. (Bu kapsamda işverenler tarafından ticari kazancın tespitinde ücretle ilişkilendirilmeksizin her bir katılımcı itibarıyla indirim konusu yapılacak tutar aylık olarak asgari ücretin brüt tutarının yarısını aşamaz.).

2.3. Ticari Kazancın Tespitinde İndirilemeyecek Giderler

Ticari kazancın tespitinde aşağıda yazılı ödemeler gider olarak indirilemez;

1. Teşebbüs sahibi ile eşinin ve çocuklarının işletmeden çektikleri paralar veya aynen (eşya, mal vb.) aldıkları sair değerler (Aynen alınan değerler emsal bedeli ile değerlenerek teşebbüs sahibinin çektiklerine ilave olunur.),

2. Teşebbüs sahibinin kendisine, eşine, küçük çocuklarına işletmeden ödenen aylıklar, ücretler, ikramiyeler, komisyonlar ve tazminatlar,

3. Teşebbüs sahibinin işletmeye koyduğu sermaye için yürütülecek faizler,

4. Teşebbüs sahibinin, eşinin ve küçük çocuklarının işletmede cari hesap veya diğer şekillerdeki alacakları üzerinden yürütülecek faizler,

5. 1, 2, 3 ve 4 üncü bentlerinde yazılı olan işlemler hariç olmak üzere, teşebbüs sahibinin, ilişkili kişilerle emsallere uygunluk ilkesine aykırı olarak tespit edilen bedel veya fiyatlar üzerinden mal veya hizmet alım ya da satımında bulunması halinde, emsallere uygun bedel veya fiyatlar ile teşebbüs sahibince uygulanmış bedel veya fiyat arasındaki işletme aleyhine oluşan farklar işletmeden çekilmiş sayılır.

Teşebbüs sahibinin eşi, üstsoy ve altsoyu, üçüncü derece dahil yansoy ve kayın hısımları ile doğrudan veya dolaylı ortağı bulunduğu şirketler, bu şirketlerin ortakları, bu şirketlerin idaresi, denetimi veya sermayesi bakımından kontrolü altında bulunan diğer şirketler ilişkili kişi sayılır.

Bu bent uygulamasında, imalat ve inşaat, kiralama ve kiraya verme, ödünç para alınması veya verilmesi, ücret, ikramiye ve benzeri ödemeleri gerektiren işlemler, her hâl ve şartta mal veya hizmet alım ya da satımı olarak değerlendirilir.

İşletmeden çekilmiş sayılan farklar, ilişkili kişi tarafından beyan edilmiş gelir veya kurumlar vergisi matrahının hesabında dikkate alınmış ise ilişkili kişinin vergilendirme işlemleri buna göre düzeltilir. İlişkili kişiler ve bu kişilerle yapılan işlemler hakkında bu maddede yer almayan hususlar bakımından, 5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanununun 13 üncü maddesi hükmü uygulanır.

6. Her türlü para cezaları ve vergi cezaları ile teşebbüs sahibinin suçlarından doğan tazminatlar (Akitlerde ceza şartı olarak derpiş edilen tazminatlar, cezai mahiyette tazminat sayılmaz.),

7. Her türlü alkol ve alkollü içkiler ile tütün ve tütün mamullerine ait ilan ve reklâm giderleri,

8. Kiralama yoluyla edinilen veya işletmede kayıtlı olan yat, kotra, tekne, sürat teknesi gibi motorlu deniz, uçak ve helikopter gibi hava taşıtlarından işletmenin esas faaliyet konusu ile ilgili olmayanların giderleri ile amortismanları,

9. Kullanılan yabancı kaynakları öz kaynaklarını aşan işletmelerde, aşan kısma münhasır olmak üzere, yatırımın maliyetine eklenenler hariç, işletmede kullanılan yabancı kaynaklara ilişkin faiz, komisyon, vade farkı, kâr payı, kur farkı ve benzeri adlar altında yapılan gider ve maliyet unsurları toplamının %10’unu aşmamak üzere Cumhurbaşkanınca kararlaştırılan kısmı (3490 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı ile 1/1/2021 tarihinden itibaren başlayan vergilendirme dönemi kazançlarına uygulanmak üzere bu oran %10 olarak belirlenmiştir.),

10. Basın yoluyla işlenen fiillerden veya radyo ve televizyon yayınlarından doğacak maddî ve manevî zararlardan dolayı ödenen tazminat giderleri,

11. 7394 sayılı Kanun ile 15/4/2022 tarihinden itibaren uygulanmak üzere eklenen hükme göre; 4/5/2007 tarihli ve 5651 sayılı İnternet Ortamında Yapılan Yayınların Düzenlenmesi ve Bu Yayınlar Yoluyla İşlenen Suçlarla Mücadele Edilmesi Hakkında Kanunun ek 4 ncü maddesi kapsamında hakkında reklam yasağı uygulananlara verilen reklamların giderleri.

Yukarıdaki bentlerin uygulanmasında, kollektif şirketlerin ortakları ile adi ve eshamlı komandit şirketlerin komandite ortakları teşebbüs sahibi olarak kabul edilir.

2.4. Diğer Kanunlara Göre İndirilebilecek ve İndirilemeyecek Giderler

» Motorlu Taşıtlar Vergisi Kanununun;

» (II) sayılı tarifesinde yer alan taşıtlar,

» Motorlu taşıtlar vergisi kanunundaki tarifelerde yer alan taşıtlardan sadece ticari maksatla kullanılan uçak ve helikopterler,

Taşıt kiralama faaliyeti ile uğraşan işletmelerin bu amaçla kiraya verdikleri taşıtların motorlu taşıtlar vergileri,

gider yazılabilir.

3100 sayılı Katma Değer Vergisi Mükelleflerinin Ödeme Kaydedici Cihazları Kullanmaları Mecburiyeti Hakkında Kanuna göre birinci ve ikinci sınıf tacirler satın aldıkları her bir ödeme kaydedici cihaz için %100’e kadar amortisman oranı seçebilirler. Amortisman ayırma imkanı bulunmayanlar ise alış bedelinin tamamını vergiye tabi kazançlarının tespitinde indirim konusu yapabilirler.

Özel İletişim ve Şans Oyunları Vergilerinin ticari kazancın tespitinde gider olarak indirilmesi mümkün bulunmamaktadır.

7417 sayılı Kanun kapsamında bildirilen veya beyan edilen varlıklar nedeniyle ödenen vergiler, hiçbir suretle gider yazılamayacak ve başka bir vergiden mahsup edilemeyecektir.

7417 sayılı Kanun kapsamında kanuni defter kayıtlarına alınan varlıkların daha sonra elden çıkarılmasından doğan zararlar, gelir veya kurumlar vergisi uygulaması bakımından gelirin veya kurum kazancının tespitinde gider veya indirim olarak kabul edilmeyecektir.

2.5. Yıllara Yaygın İnşaat ve Onarma İşlerinin Vergilendirilmesi

2.5.1. Yıllara Yaygın İnşaat ve Onarma İşinin Özellikleri

Bir yıldan fazla süren (birden fazla takvim yılına yaygın) inşaat ve onarma işlerinden elde edilen kazançlar işin bitiminde tespit edilir, tamamı o yılın geliri sayılarak takip eden yılın Mart ayının 31 inci günü akşamına kadar (1-31 Mart) beyan edilir.

Bir işin yıllara yaygın inşaat ve onarma işi kapsamında değerlendirilebilmesi için aşağıdaki koşulları taşıması gerekmektedir:

» Faaliyet konusu inşaat (dekapaj işleri dahil) ve onarma işi olmalıdır.

» İnşaat ve onarma işi başkalarının hesabına ve taahhüde bağlı olarak yapılmalıdır.

» İnşaat ve onarma işi birden fazla takvim yılına sirayet etmelidir.

» Yıllara yaygın inşaat ve onarma işi kapsamına giren işlerde, inşaat ve onarma işinin başlangıç ve bitim tarihi önem arz etmektedir. Bu çerçevede;

» Yapılan sözleşmede yapılacak işin yer teslimi öngörülmüş ise yerin teslim edildiği tarih,

» Sözleşmede yer teslim tarihi belirtilmemiş ise sözleşmede belirtilen işin başlangıç tarihi,

» Sözleşmede bunların hiçbiri belirtilmemiş ise sözleşme tarihi, işin başlangıç tarihi olarak kabul edilir.

Ayrıca;

» Geçici ve kesin kabule tabi olan işlerde geçici kabulün yapıldığını gösteren tutanağın idarece onaylandığı tarih,

» Geçici ve kesin kabul usulüne tabi olmayan işlerde işin fiilen tamamlandığı veya fiilen bırakıldığı tarih,

işin bitim tarihi olarak kabul edilir.

2.5.2. Yıllara Yaygın İnşaat ve Onarma İşlerinde Ortak Genel Giderlerin Dağıtımı

Yıllara yaygın inşaat ve onarma işi yapan mükellefler, her inşaat ve onarım işine ait hasılat ve giderlerini ayrı bir defterde veya tutmakla yükümlü oldukları defterlerin ayrı sayfalarında göstermek ve kâr-zararlarını ayrı ayrı saptamak zorundadırlar.

Hangi işle ilgili olduğu saptanamayan veya bütün işler için yapılan giderler ortak genel gider olarak kabul edilip yapılan işlere dağıtılırlar.

Yıl içinde birden fazla inşaat ve onarma işinin birlikte yapılması halinde her yıla ait müşterek genel giderler bu işlere ait harcamaların (enflasyon düzeltmesi yapılan dönemlerde düzeltilmiş tutarlarının) birbirine olan nispeti dahilinde dağıtılacaktır.

Tek veya birden fazla inşaat ve onarma işi diğer işlerle birlikte yapılıyor ise, her yıla ait müşterek genel giderler bu işlere ait harcamalar ile diğer işlere ait satış veya hasılat tutarlarının (enflasyon düzeltmesi yapılan dönemlerde bunların düzeltilmiş tutarlarının) birbirlerine olan nispeti dahilinde dağıtılacaktır.

2.5.3. Yıllara Yaygın İnşaat ve Onarma İşlerinde Amortismanların Dağıtımı

Birden fazla takvim yılına sirayet eden inşaat ve onarma işlerinde veya bu işlerin diğer işlerle birlikte yapılması halinde ortak olarak kullanılan makine, tesisat ve ulaştırma araçlarının amortismanları bunların her bir işte kullanıldıkları gün sayısına göre inşaat ve onarma işlerinin maliyetlerine dağıtılır.

Amortisman dağıtımında aşağıdaki konulara dikkat edilmelidir:

» Mobilya, hesap ve yazı makinesi gibi büro malzemelerinin amortismanı, ortak genel giderlere eklenerek dağıtıma tabi tutulur.

» Tesisat, makine ve ulaştırma araçlarının kullanılmayıp boş kaldığı günlere isabet eden amortismanları, ortak genel giderlere eklenerek dağıtıma tabi tutulur. Söz konusu araçların kullanılmadığı veya kullanılmasının mümkün olmadığı işlere pay verilmez.

2.5.4. Yıllara Yaygın İnşaat ve Onarma İşlerinde Tevkifat Uygulaması

Vergi kesintisi yapmak mecburiyetinde olanlar, yıllara yaygın inşaat ve onarma işini yapanlara (kurumlar dahil) ödedikleri hakediş bedellerinden hakediş sahiplerinin gelir vergilerine mahsuben (avans olarak ödenenler dahil);

» Demiryolu hattı, tramvay, finiküler, monoray, metro ve şehir içi raylı ulaşım sistemleri inşaat ve onarım işleri dolayısıyla bu işleri yapanlara ödenen istihkak bedellerinden %1,

» Gemi inşaat ve onarım işleri dolayısıyla bu işleri yapanlara ödenen istihkak bedellerinden %1,

» Diğer işler dolayısıyla bu işleri yapanlara ödenen istihkak bedellerinden %5,

nispetinde (9707 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı ile yapılan değişikliğe göre 1/4/2025 tarihinden itibaren geçerli olmak üzere) vergi kesintisi yapmakla yükümlüdürler.

Sözleşme yapılırken işin yıl içinde bitmesinin öngörülmesine rağmen sonraki yıla sarkan işlerde, yeni sözleşmenin veya sözleşmede değişikliğin yapıldığı ya da işin fiilen yıllara yaygın hale geldiği tarihten sonra yapılan hakediş ödemelerinden vergi kesintisi yapılması gerekir.

Diğer taraftan, geçici kabulden sonra kesin kabulü sağlamak üzere yapılan işler nedeniyle alınan hakedişler, biten inşaat işiyle ilişkilendirilmeksizin elde edildikleri yılın kâr veya zararının tespitinde dikkate alınırlar ve gelir vergisi tevkifatına tabi tutulmazlar.

Kesilen bu vergiler verilecek yıllık gelir vergisi beyannamesinde bildirilen kazanç üzerinden hesaplanacak gelir veya kurumlar vergisinden mahsup edilir. Mahsup neticesinde, mükellefe iadesi gereken bir vergi tutarının olması halinde bu tutar, mükellefin talebi doğrultusunda diğer vergi borçlarına mahsup edilir. Mükellefin vergi borcunun olmaması halinde nakden iade yapılır.

3. TİCARİ KAZANCIN İSTİSNALARI

3.1. PTT Acentalarında Kazanç İstisnası

PTT acentalığı faaliyetinden elde edilen kazançlar, gelir vergisinden istisna edilmiştir. Ancak, bu kazanç istisnasının Gelir Vergisi Kanununun 94 üncü maddesi uyarınca tevkif suretiyle ödenecek vergiye etkisi yoktur.

3.2. Sergi ve Panayır İstisnası

Dar mükellefiyete tabi olanların hükümetin izni ile açılan sergi ve panayırlarda yaptıkları ticari faaliyetlerden elde ettikleri kazançlar, Türkiye’de başkaca iş yeri ve daimi temsilcileri bulunmaması şartıyla gelir vergisinden istisna edilmiştir.

3.3. Serbest Bölgelerde Elde Edilen Kazançlara İlişkin İstisna

5084 sayılı Kanunun yürürlüğe girdiği 6/2/2004 tarihinden önce faaliyette bulunmak üzere ruhsat almış mükelleflerin serbest bölgelerde gerçekleştirdikleri faaliyetler dolayısıyla elde ettikleri kazançları, faaliyet ruhsatlarında belirtilen süre ile sınırlı olmak üzere; gelir vergisinden müstesnadır. Anılan Kanunun geçici 3 üncü maddesinde 5810 sayılı Kanunla değişiklik yapılarak Avrupa Birliği’ne tam üyeliğin gerçekleştiği tarihe kadar serbest bölgelerde üretim faaliyetinde bulunan mükelleflerin bu bölgede imal ettikleri ürünlerin satışından elde ettikleri kazançları gelir vergisinden istisna edilmiştir. Bu istisnanın 193 sayılı Kanunun 94 üncü maddesinin birinci fıkrasının (6) numaralı bendinin (b) alt bendi ile 5520 sayılı Kanunun 15 inci ve 30 uncu maddeleri uyarınca yapılacak tevkifata etkisi yoktur.

Söz konusu istisna kapsamına 3218 sayılı Serbest Bölgeler Kanununun geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendine 6772 sayılı Kanunun 7 inci maddesiyle 24/2/2017 tarihinden itibaren uygulanmak üzere; serbest bölgelerde, bakım, onarım, montaj, demontaj, elleçleme, ayrıştırma, ambalajlama, etiketleme, test etme, depolama hizmeti alanlarında faaliyette bulunan ve hizmetin tamamını Türkiye’de yerleşmiş olmayan kişilerle, iş yeri, kanuni ve iş merkezi yurt dışında bulunanlara veren hizmet işletmelerinin, söz konusu hizmetlere konu malların serbest bölgelerden Türkiye’ye herhangi bir şekilde girişi olmaksızın yabancı bir ülkeye gönderilmesi şartıyla bu hizmetlerden elde ettikleri kazançlar da istisna kapsamına dahil edilmiştir.

3.4. Kreş ve Gündüz Bakımevleri ile Eğitim ve Öğretim İşletmelerinde Kazanç İstisnası

Özel kreş ve gündüz bakımevleri ile okul öncesi eğitim, ilköğretim, özel eğitim ve orta öğretim özel okullarının işletilmesinden elde edilen kazançlar, ilgili Bakanlığın görüşü alınmak suretiyle Hazine ve Maliye Bakanlığının belirleyeceği usul ve esaslar çerçevesinde beş vergilendirme dönemi gelir vergisinden istisna edilmiştir. İstisna, kreş ve gündüz bakımevleri ile okulların faaliyete geçtiği vergilendirme döneminden itibaren beş vergilendirme dönemi için geçerlidir.

Söz konusu istisna uygulamasına ilişkin açıklamaların yer aldığı 254 Seri No.lu Gelir Vergisi Genel Tebliğinde, 295 Seri No.lu Gelir Vergisi Genel Tebliği ile değişiklik yapılmıştır. 295 Seri No.lu Gelir Vergisi Genel Tebliğinin yayımlandığı 23/12/2016 tarihi itibarıyla yürürlüğe giren söz konusu değişiklikle birlikte Gelir Vergisi Kanununun 20 nci maddesinde yer alan eğitim ve öğretim işletmelerinde kazanç istisnasından yararlanmak için Gelir İdaresi Başkanlığına başvuru şartı aranmamakta olup, mükellefler 254 Seri No.lu Gelir Vergisi Genel Tebliğinde yer alan açıklamalar çerçevesinde, kendilerine verilen kurum açma izin belgesiyle faaliyete geçtikleri vergilendirme döneminden itibaren söz konusu istisnadan yararlanabilecektir.

3.5. Genç Girişimcilerde Kazanç İstisnası

Ticari, zirai veya mesleki faaliyeti nedeniyle adlarına ilk defa gelir vergisi mükellefiyeti tesis olunan ve mükellefiyet başlangıç tarihi itibarıyla 29 (yirmi dokuz) yaşını doldurmamış tam mükellef gerçek kişilerin, faaliyete başladıkları takvim yılından itibaren üç vergilendirme dönemi boyunca elde ettikleri bu kazançlarının 7740 sayılı Kanunla yapılan değişiklik ile 1/1/2023 tarihinden itibaren elde edilen kazançlara ugulanmak üzere gelir vergisi tarifesinin ikinci diliminde yer alan tutara (2025 takvim yılı için 330.000 TL, 2026 takvim yılı için 400.000 TL) kadar olan kısmı aşağıdaki şartların tamamının topluca taşınması kaydıyla gelir vergisinden istisna tutulmaktadır.

İstisnadan yararlanılabilmesi için;

1. Mükelleflerin işe başlamayı kanuni süresi içerisinde bildirmeleri,

2. İşte bilfiil çalışılması ya da işin kendisi tarafından sevk ve idare edilmesi (Çırak, kalfa veya yardımcı işçi çalıştırmak ya da seyahat, hastalık, askerlik, tutukluluk ve hükümlülük gibi zaruri ayrılmalar dolayısıyla geçici olarak işinde bilfiil çalışmamak bu şartı bozmaz.),

3. Faaliyetin adi ortaklık veya şahıs şirketi bünyesinde yapılması hâlinde tüm ortakların işe başlama tarihi itibarıyla anılan madde kapsamındaki şartları taşıması,

4. Ölüm nedeniyle faaliyetin eş ve çocuklar tarafından devralınması hâli hariç olmak üzere, faaliyeti durdurulan veya faaliyetine devam eden bir işletmenin ya da mesleki faaliyetin eş veya üçüncü dereceye kadar (bu derece dâhil) kan veya kayın hısımlarından devralınmamış olması,

5. Mevcut bir işletmeye veya mesleki faaliyete sonradan ortak olunmaması, gerekmektedir.

Bu istisnanın, Gelir Vergisi Kanununun 94 üncü maddesi uyarınca tevkif suretiyle ödenecek vergiye etkisi yoktur.

Konuya ilişkin 292 Seri No.lu Gelir Vergisi Genel Tebliğinde ayrıntılı açıklamalara yer verilmiştir.

3.6. Basit Usulde Tespit Olunan Kazançlarda Gelir Vergisi İstisnası

Kazançları basit usulde tespit olunan mükelleflerin 46 ncı maddeye göre tespit edilen kazançları gelir vergisinden istisnadır.

3.7. Sosyal İçerik Üreticiliği, İnternet ve Benzeri Elektronik Ortamlar Üzerinden Sunulan Hizmetler ile Mobil Cihazlar İçin Uygulama Geliştiriciliğinde Kazanç İstisnası

26/10/2021 tarihli ve 7338 sayılı Kanunun 2 nci maddesi ile Gelir Vergisi Kanununa eklenen mükerrer 20/B maddesi ile internet ortamındaki sosyal ağ sağlayıcıları üzerinden metin, görüntü, ses, video gibi içerikler paylaşan sosyal içerik üreticilerinin bu faaliyetlerinden elde ettikleri kazançlar ile akıllı telefon veya tablet gibi mobil cihazlar için uygulama geliştirenlerin elektronik uygulama paylaşım ve satış platformları üzerinden elde ettikleri kazançlar 1/1/2022 tarihinden itibaren gelir vergisinden istisna tutulmuştur.

28/2/2023 tarihli ve 7491 sayılı Kanunun 7 nci maddesi ile mevcut istisnanın kapsamına, 1/1/2024 tarihinden itibaren elde edilen kazançlara uygulanmak üzere, internet ve benzeri elektronik ortamlar üzerinden metin, görüntü, ses, video gibi içerikler paylaşan sosyal içerik üreticilerinin bu faaliyetlerinden elde ettikleri kazançlar ve bu ortamlar üzerinden verilen bireysel kurs, eğitim, veri işleme ve geliştirme, ürün tanıtımı gibi hizmetlerden sağlanan kazançlar eklenmiştir.

İstisnadan faydalanılabilmesi için Türkiye’de kurulu bankalarda bir hesap açılması ve bu faaliyetlere ilişkin tüm hasılatın bu hesap aracılığıyla tahsil edilmesi gerekmektedir. Bankalar, bu kapsamda açılan hesaplara aktarılan hasılat tutarı üzerinden, aktarım tarihi itibarıyla %15 oranında gelir vergisi tevkifatı yapacaklar ve tevkif edilen vergileri muhtasar ve prim

hizmet beyannamesi ile takip eden ayın yirmi altısına kadar beyan edip ödemekle yükümlüdürler. Bu tutar üzerinden 94 üncü madde kapsamında ayrıca tevkifat yapılmaz. Mükelleflerin, diğer faaliyetlerinden kaynaklı gelirlerinin olması, bu istisnadan faydalanmalarına engel değildir.

Mükelleflerin istisna kapsamındaki kazançları toplamı 193 sayılı Gelir Vergisi Kanununun 103 üncü maddesinin dördüncü gelir diliminde yer alan tutarı (2025 takvim yılı için 4.300.000 TL’yi, 2026 takvim yılı için 5.300.000 TL’yi) aşması durumunda, söz konusu kazançlar için yıllık gelir vergisi beyannamesi verilmesi gerekmektedir. Bu durumda, madde hükmü uyarınca tevkif edilen vergiler beyanname üzerinden hesaplanan gelir vergisinden mahsup edilebilecektir.

İstisna kapsamındaki kazançları toplamı 2025 takvim yılı için 4.300.000 TL’yi (2026 takvim yılı için 5.300.000 TL’yi) aşması nedeniyle yıllık gelir vergisi beyannamesi vermesi gerekenler ile faaliyete ilişkin tüm hasılatlarını belirtilen şartlara göre tahsil etmeyenlerin 94 üncü maddenin birinci fıkrası kapsamında tevkifat yapma yükümlülüğü yoktur.

İstisnaya ilişkin şartların taşınmadığının tespit edilmesi durumunda eksik tahakkuk etmiş olan vergi, vergi ziyaı cezası kesilmek suretiyle gecikme faiziyle birlikte tahsil edilir.

Konuya ilişkin ayrıntılı açıklamalar 318 Seri No.lu Gelir Vergisi Genel Tebliğinde yer almaktadır.

3.8. Teknoloji Geliştirme Bölgelerinde Yapılan Faaliyetler Sonucu Elde Edilen Kazançlara İlişkin İstisna

4691 sayılı Kanuna göre teknoloji geliştirme bölgelerinde faaliyet gösteren mükelleflerin, münhasıran bu bölgedeki yazılım, tasarım ve AR-GE faaliyetlerinden elde ettikleri kazançları faaliyete başlanılan tarihten bağımsız olmak üzere, 31/12/2028 tarihine kadar gelir vergisinden istisna edilmiştir.

3.9. Türk Uluslararası Gemi Siciline Kayıtlı Gemilerin İşletilmesinden ve Devrinden Elde Edilecek Kazançlara İlişkin İstisna

4490 sayılı Kanuna göre Türk Uluslararası Gemi Siciline kayıtlı gemilerin ve yatların işletilmesinden ve aynı sicile bir başkası adına tescil edilmek üzere devrinden elde edilen kazançlar gelir vergisinden istisnadır.

Bu kapsamda, Türk Uluslararası Gemi Siciline kayıtlı gemi ve yatların 6770 sayılı Kanunun yürürlüğe girdiği 27/1/2017 tarihinden itibaren bu sicilden terkin edilerek başka bir sicile kaydedilmek üzere veya başka suretlerle devrinden doğan kazançlar için de bu istisnadan yararlanılabilecektir.

Türk Uluslararası Gemi Siciline kayıtlı gemilerin ve yatların otel veya restoran işletmeciliğinde (yüzer otel veya restoran) kullanılması durumunda bu faaliyet gemi işletmeciliği faaliyeti kapsamında değerlendirilemeyeceğinden, elde edilen kazançların söz konusu istisnalardan yararlandırılması mümkün değildir.

3.10. Sınai Mülkiyet Haklarından Elde Edilen Kazançlara İlişkin İstisna

Türkiye’de gerçekleştirilen araştırma, geliştirme ve yenilik faaliyetleri ile yazılım faaliyetleri neticesinde ortaya çıkan buluşların; kiralanması neticesinde elde edilen kazançların ve iratların, devri veya satışı neticesinde elde edilen kazançların, Türkiye’de seri üretime tabi tutularak pazarlanmaları halinde elde edilen kazançların, Türkiye’de gerçekleştirilen üretim sürecinde kullanılması sonucu üretilen ürünlerin satışından elde edilen kazançların patentli veya faydalı model belgeli buluşa atfedilen kısmının %50’si gerekli şartların yerine getirilmesi halinde 1/1/2015 tarihinden itibaren gelir vergisinden istisna edilmiştir.

Bu istisnanın uygulanmasında temel şart, kazanç ve iradın elde edildiği buluşlara ilişkin araştırma, geliştirme ve yenilik faaliyetleri ile yazılım faaliyetlerinin Türkiye’de gerçekleştirilmiş olmasıdır. Buluşa yönelik hakların ihlal edilmesi neticesinde elde edilen gelirler ile buluş nedeniyle alınan sigorta veya diğer tazminatlar da istisna kapsamındadır.

Bu madde kapsamında istisna uygulamasından yararlanan mükellefler, 26/6/2001 tarihli ve 4691 sayılı Teknoloji Geliştirme Bölgeleri Kanunu kapsamında yer alan istisna uygulamasından ayrıca yararlanamaz.

3.11. Yatırım İndirimi

Yatırım indirimi istisnası uygulaması 5479 sayılı Kanun ile 1/1/2006 tarihinden itibaren yürürlükten kaldırılmış fakat geçiş dönemine ilişkin olarak Gelir Vergisi Kanununa eklenen geçici 69 uncu madde ile düzenlemeler yapılmıştır.

Ancak, 6009 sayılı Kanunla 193 sayılı Gelir Vergisi Kanununun geçici 69 uncu maddesinin birinci fıkrasına eklenen “Şu kadar ki, vergi matrahlarının tespitinde yatırım indirimi istisnası olarak indirim konusu yapılacak tutar, ilgili kazancın %25’ini aşamaz” hükmü, Anayasa Mahkemesi’nin 9/2/2012 tarihli ve Esas No:2010/93 sayılı kararı ile iptal edilmiş ve gerekçeli iptal kararı Resmi Gazete’de yayımlanana kadar yürürlüğü durdurulmuştur.

26/7/2013 tarihli ve 28719 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan söz konusu Anayasa Mahkemesi kararına göre 2011 ve takip eden vergilendirme dönemlerinde elde edilen ticari kazançlara anılan hüküm çerçevesinde herhangi bir sınırlama olmaksızın yatırım indirimi istisnası uygulanabilecektir.

3.12. Yabancı Paraların ve Altın Hesaplarının Türk Lirası Mevduat ve Katılma Hesaplarına Dönüştürülmesinden Elde Edilen Kazançlara İlişkin İstisna

Bilanço esasına göre defter tutan gelir vergisi mükelleflerinin 31/12/2021 tarihli bilançolarında yer alan yabancı paralarını 30/6/2024 tarihine kadar Türk lirası mevduat ve katılma hesaplarına dönüşümün desteklenmesi kapsamında dönüşüm kuru üzerinden Türk lirasına çevirmeleri ve bu suretle elde edilen Türk lirası varlığı en az üç ay vadeli Türk lirası mevduat ve katılma hesaplarında değerlendirmeleri durumunda oluşan kur farkı kazançlarının, geçici vergi dönemi sonu değerlemesiyle Türk lirasına çevrildiği tarih arasına isabet eden kısmı ile dönem sonu değerlemesinden kaynaklananlar da dâhil olmak üzere vade sonunda elde edilen faiz ve kâr payları ile diğer kazançlar gelir vergisinden müstesnadır.

Bilanço esasına göre defter tutan gelir vergisi mükelleflerinin 31/12/2021 tarihli bilançolarında yer alan altın hesabı ile bu tarihten sonra açılacak işlenmiş ve hurda altın karşılığı altın hesabı bakiyelerini 30/6/2024 tarihine kadar Türk lirası mevduat ve katılma hesaplarına dönüşümün desteklenmesi kapsamında dönüşüm fiyatı üzerinden Türk lirasına çevirmeleri ve bu suretle elde edilen Türk lirası varlığı en az üç ay vadeli Türk lirası mevduat ve katılma hesaplarında değerlendirmeleri durumunda Türk lirasına çevrildiği tarihte oluşan kazançlar ile dönem sonu değerlemesinden kaynaklananlar da dâhil olmak üzere vade sonunda elde edilen faiz ve kâr payları ile diğer kazançlar gelir vergisinden müstesnadır.

Bilanço esasına göre defter tutan gelir vergisi mükelleflerinin 31/3/2022 tarihli bilançolarında yer alan yabancı paralarını 30/6/2024 tarihine kadar Türk lirası mevduat ve katılma hesaplarına dönüşümün desteklenmesi kapsamında dönüşüm kuru üzerinden Türk lirasına çevirmeleri ve bu suretle elde edilen Türk lirası varlığı en az üç ay vadeli Türk lirası mevduat ve katılma hesaplarında değerlendirmeleri durumunda söz konusu hesapların dönem sonu değerlemesinden kaynaklananlar da dâhil olmak üzere vade sonunda elde edilen faiz ve kâr payları ile diğer kazançlar gelir vergisinden müstesnadır. Cumhurbaşkanı bu istisnayı 30/6/2024 tarihine kadar her bir geçici vergi veya yıllık hesap dönemleri sonu itibarıyla gelir vergisi mükelleflerinin bilançolarında yer alan yabancı paralar için ayrı ayrı veya birlikte uygulatmaya yetkilidir. Cumhurbaşkanı, 30/6/2022, 30/9/2022, 31/12/2022, 31/3/2023 ve 30/6/2023 tarihli bilançolarda yer alan yabancı paralar itibarıyla uygulatmaya yönelik yetkisini kullanmış olup, konuya ilişkin ayrıntılı açıklamalara Kurumlar Vergisi Genel Tebliği (Seri No: 1)’nde Değişiklik Yapılmasına Dair Tebliğ (Seri No: 19)’nde yer verilmiştir.

Söz konusu istisnalar 30/6/2024 tarihine kadar vade sonunda yenilenen hesaplara da uygulanır.

3.13. Tarım Ürünleri Lisanslı Depoculuk Kanunu Kapsamında Düzenlenen Ürün Senetlerinin Elden Çıkarılmasında Kazanç İstisnası

10/2/2005 tarihli ve 5300 sayılı Tarım Ürünleri Lisanslı Depoculuk Kanunu kapsamında düzenlenen ürün senetlerinin elden çıkarılmasından doğan kazançlar 31/12/2028 tarihine kadar gelir ve kurumlar vergisinden müstesnadır.

İstisna edilen bu kazançlar üzerinden 94 üncü madde kapsamında tevkifat yapılmaz. Münhasıran bu kazançlar için gelir vergisi mükelleflerince yıllık beyanname verilmez, bu kazançlar verilecek beyannamelere dahil edilmez.

4. HİZMET ERBABINA PAY SENEDİ VERİLMEK SURETİYLE SAĞLANAN MENFAATLERDE ÜCRET İSTİSNASI

Sanayi ve Teknoloji Bakanlığınca belirlenen kriterlere göre teknogirişim şirketi niteliğini haiz işverenlerce hizmet erbabına bedelsiz veya indirimli olarak verilen ve ücret niteliğinde kabul edilen pay senetlerinin, verildiği tarihteki rayiç değerinin o yıldaki bir yıllık brüt ücret tutarını aşmayan kısmı 2/8/2024 tarihinden itibaren gelir vergisinden istisnadır. Hizmet erbabı tarafından bu şekilde iktisap edilen pay senetlerinin; iktisap tarihinden itibaren üç tam yıl içerisinde elden çıkarılması halinde istisna edilen verginin tamamı, dört ila altı yıl içerisinde elden çıkarılması halinde istisna edilen verginin %75’i, yedi ila on iki yıl içerisinde elden çıkarılması halinde istisna edilen verginin %25’i, vergi ziyaı cezası uygulanmaksızın gecikme faizi ile birlikte işverenden tahsil edilir.

Bu şekilde istisna nedeniyle zamanında alınmayan vergilere ilişkin zamanaşımı süresi, hizmet erbabına bedelsiz veya indirimli olarak verilen pay senetlerinin hizmet erbabı tarafından elden çıkarıldığı tarihi takip eden takvim yılı başından itibaren başlar.

Bu konuya ilişkin 326 Seri No.lu Gelir Vergisi Genel Tebliğinde ayrıntılı açıklamalar yapılmıştır.

5. TİCARİ VE MESLEKİ KAZANÇLARDA GÜNLÜK HASILAT TESPİTİ VE GELİR VERGİSİ MATRAHININ BELİRLENMESİ

Ticari veya mesleki faaliyetleri nedeniyle mükellef olanlara yönelik, Vergi Usul Kanununun 127 nci maddesi kapsamında günlük hasılat tutarlarını tespit etmek amacıyla bir ayda üçten, bir takvim yılında on ikiden az olmamak kaydıyla bu madde hükümlerine göre işlem tesis edilmek üzere yoklama yapılabilir.

Birinci fıkra kapsamında İdarece yapılan yoklamalar sonucu tespit edilen günlük hasılat tutarları ortalamasından hareketle aylık hasılat tutarı hesaplanır. Bu şekilde tespit edilen aylık hasılat tutarlarının toplamı, tespit yapılan ay sayısına bölünmek suretiyle aylık ortalama hasılat tutarı belirlenir. Aylık ortalama hasılat tutarı, faaliyette bulunulan ay sayısı ile çarpılmak suretiyle mükelleflerin ilgili takvim yılı hasılatları tespit edilir.

İkinci fıkra kapsamında tespit edilen hasılat tutarları ile;

» Bilanço esasına göre defter tutanlar için ilgili takvim yılına ait gelir tablosunda yer alan brüt satış tutarı,

» İşletme hesabı esasına göre defter tutanlar için ilgili takvim yılına ait işletme hesap özetinde yer alan dönem içinde elde edilen hasılat tutarı,

» Serbest meslek kazanç defteri tutanlar için ilgili takvim yılına ait serbest meslek kazanç bildiriminde yer alan gayrisafi hasılat tutarı,

arasındaki fark %20’den fazla olan mükellefler Vergi Usul Kanununun 370 inci maddesi kapsamında izaha davet edilecektir.

Bu düzenleme 1/1/2025 tarihinde yürürlüğe girmiştir. Konuya ilişkin 326 Seri No.lu Gelir Vergisi Genel Tebliğinde ayrıntılı açıklamalar yapılmıştır.

6. YILLIK BEYANNAMENİN VERİLMESİ VE GELİRİN TOPLANMASI

Gelir Vergisi Kanununda sayılan gelir unsurlarından bir takvim yılı içinde elde edilen kazanç ve iratlar, aksine hüküm olmadıkça, mükellefler tarafından yıllık beyanname ile beyan edilir. Beyan edilmesi gereken gelirlerin yılık beyannamede toplanarak beyan edilmesi zorunludur.

Ticari faaliyette bulunan mükellefler kazanç elde etmemiş olsalar bile yıllık beyanname vermek zorundadırlar. Beyannameye eklenmesi zorunlu olan başka gelir unsurlarının da bulunması halinde Gelir Vergisi Kanununun 85 ve 86 ncı maddelerinde belirtilen esaslara ve söz konusu gelirlerin beyanına ilişkin özel hükümlere göre işlem yapılması gerekmektedir.

7. ZARARLARIN KÂRLARA TAKAS VE MAHSUBU

Gelirin toplanmasında gelir unsurlarının bazılarından doğan zararlar (Gelir Vergisi Kanununun 80 inci maddesinde yazılı diğer kazanç ve iratlardan doğanlar hariç) diğer kaynakların kazanç ve iratlarına mahsup edilir. Buna göre;

Zarar Olarak Mahsup Edilecek Olanlar:

» Diğer kazanç ve iratlar dışındaki kazanç ve iratlardan doğan zararlar,

» Yurt dışındaki faaliyetten doğan zararlar (İlgili ülke mevzuatına göre denetim yetkisi verilen kuruluşlarca rapora bağlanmalı ve bu raporun aslı ile tercüme edilmiş bir örneği Türkiye’deki ilgili vergi dairesine ibraz edilmelidir.).

Zarar Olarak Mahsubu Yapılamayacak Olanlar:

» Diğer kazanç ve iratlardan doğan zararlar,

» Menkul ve gayrimenkul sermaye iratlarında, gider fazlalığından doğanlar hariç, sermayede meydana gelen eksilmeler,

» Gelir vergisinden istisna edilen kazançlarla ilgili zararlar.

Yurt Dışı Faaliyetlerden Doğan Zararların Mahsubu:

Tam mükellefiyete tabi kişiler, yurt dışı faaliyetlerinden doğan zararlarını, faaliyette bulunulan ülkenin mevzuatına göre denetim yetkisi verilen kuruluşlarca rapora bağlanması ve raporun aslı ve tercüme edilmiş bir örneğinin Türkiye’deki ilgili vergi dairesine ibrazı halinde mahsup edebileceklerdir.

Türkiye’de mahsup edilen yurt dışı zararın, ilgili ülkede de mahsup edilmesi halinde, Türkiye’deki beyannameye dahil edilecek yurt dışı kazanç, mahsuptan önceki tutar olacaktır.

Türkiye’de gelir vergisinden istisna edilen kazançlarla ilgili yurt dışı zararlar, yurt içindeki kazanç ve iratlardan mahsup edilmez.

8. GEÇİCİ VERGİ

Gerçek usulde gelir vergisine tabi ticari kazanç sahipleri cari vergilendirme döneminin gelir vergisine mahsup edilmek üzere, ilgili dönemin üçer aylık dönemler halinde tespit edilecek kazançları üzerinden %15 oranında geçici vergi öderler.

Geçici Vergi Kapsamına Girmeyen Ticari Kazançlar ve Mükellefler:

» Basit usulde tespit edilen ticari kazançlar,

» Yıllara yaygın inşaat ve onarma işlerinden elde edilen kazançlar.

2025 Yılı Geçici Vergi Dönemleri: Hesap Dönemi Takvim Yılı Olanlar

DÖNEMLER BEYAN VE ÖDEME ZAMANI
Ocak-Şubat-Mart 1 Nisan - 17 Mayıs
Nisan-Mayıs-Haziran 1 Temmuz - 17 Ağustos
Temmuz-Ağustos-Eylül 1 Ekim - 17 Kasım
Ekim-Kasım-Aralık * 1 Ocak - 17 Şubat

* 7566 sayılı Kanun uyarınca yapılan değişiklik ile 1/1/2025 tarihinden itibaren başlayan vergilendirme dönemleri gelir ve kazançlarına ilişkin verilecek beyannamelere uygulanmak üzere dördüncü geçici vergilendirme dönemi beyannamesi verilecektir.

Özel Hesap Dönemi Tayin Edilenler

Geçici vergi, özel hesap döneminin başlangıç tarihinden itibaren üçer aylık dönemler halinde hesaplanır. Hesaplanan geçici vergi, üçer aylık dönemi izleyen ikinci ayın 17’si akşamına kadar beyan edilir ve ödenir.

9. YILLIK BEYANNAMEYE DAHİL EDİLEN KAZANÇ VE İRATLARDAN YAPILACAK İNDİRİMLER

Yıllık beyanname ile bildirilecek gelirlere ilişkin indirimler, Gelir Vergisi Kanunu ile diğer kanunlarda belirtilmiştir. Gelir vergisi matrahının tespitinde gelir vergisi beyannamesinde bildirilecek gelirlerden aşağıda belirtilen indirimlerin yapılabilmesi için yıllık beyanname ile bildirilecek bir gelirin bulunması ve yapılacak indirimlerin ilgili mevzuatta belirtilen şartları taşıması gerekmektedir.

İndirim konusu yapılacak tutarın hesaplanmasında beyan edilen gelir olarak, yıllık gelir vergisi beyannamesinde yer alan indirimler ve geçmiş yıl zararları düşülmeden önceki tutar esas alınacaktır.

Ticari kazançtan indirim konusu yapılabilecek hususlar şunlardır;

» Beyan edilen gelirin %15’ini ve asgari ücretin yıllık tutarını aşmamak şartıyla hayat sigortalarına ödenen primlerin %50’si ve şahıs sigorta primleri,

» Eğitim ve sağlık harcamaları,

» Tam mükellef gerçek kişilerin dolaylı temsilci olarak yetkili kılınan Posta İdaresi ya da hızlı kargo taşımacılığı yapan şirketler tarafından düzenlenen elektronik ticaret gümrük beyannamesiyle gerçekleştirdikleri mal ihracından elde ettikleri kazançların %50’si (1/1/2021 tarihinden itibaren elde edilen gelirlere uygulanmak üzere), » Beyan edilecek gelirden sınırlı olarak indirilebilecek bağış ve yardımlar ile tamamı indirilebilecek bağış ve yardımlar, » Sponsorluk harcamaları, » Cumhurbaşkanınca başlatılan yardım kampanyalarına makbuz karşılığı yapılan ayni ve nakdi bağışlar, » İktisadi işletmeleri hariç, Türkiye Kızılay Derneğine ve Türkiye Yeşilay Cemiyetine makbuz karşılığı yapılan nakdi bağış ve yardımlar, » Girişim sermayesi fonu olarak ayrılan tutarların indirimi, » Yurt dışında mukim kişi ve/veya kurumlara Türkiye’de verilen ve münhasıran yurt dışında yararlanılan hizmetlerden sağlanan kazancın elde edildiği takvim yılına ilişkin yıllık gelir vergisi beyannamesinin verilmesi gereken tarihe kadar tamamının Türkiye’ye transfer edilmesi şartıyla %80’i, » Korumalı iş yeri indirimi, » Bireysel katılım yatırımcısı indirimi, » 5746 sayılı Kanun kapsamındaki Ar-Ge ve tasarım indirimi, » Diğer kanunlara göre tamamı indirilecek bazı bağış ve yardımlar; › 222 sayılı İlköğretim ve Eğitim Kanununa göre yapılan bağışlar, › 278 sayılı Türkiye Bilimsel ve Teknik Araştırma Kurumu Kurulması Hakkında Kanuna göre yapılan bağışlar, › 2547 sayılı Yükseköğretim Kanununa göre yapılan bağışlar, › 2690 sayılı Türkiye Enerji, Nükleer ve Maden Araştırma Kurumu ile İlgili Bazı Düzenlemeler Yapılması Hakkında Kanuna göre yapılan nakdî bağış ve yardımlar, › 2828 sayılı Sosyal Hizmetler Kanununa göre yapılan bağışlar, › 2876 sayılı Atatürk Kültür, Dil ve Tarih Yüksek Kurumu Kanununa göre yapılan bağış ve yardımlar, › 3294 sayılı Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışmayı Teşvik Kanununa göre yapılan bağış ve yardımlar, › 3388 sayılı Türk Silahlı Kuvvetlerini Güçlendirme Vakfı Kanununa göre yapılan bağış ve yardımlar, › 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanununa göre yapılan bağışlar, › 4122 sayılı Milli Ağaçlandırma ve Erozyon Kontrolü Seferberlik Kanununa göre kurulan ormanlarda, ağaçlandırma, bakım ve koruma masrafları, › 5434 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Emekli Sandığı Kanununa göre yapılan bağış ve yardımlar, › 6546 sayılı Çanakkale Savaşları Gelibolu Tarihi Alan Başkanlığı Kurulması Hakkında Kanuna göre yapılan bağış ve yardımlar ile sponsorluk harcamaları, › 6569 sayılı Türkiye Sağlık Enstitüleri Başkanlığı Kurulması ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanuna göre yapılan bağış ve yardımlar, › 7034 sayılı Türk-Japon Bilim ve Teknoloji Üniversitesinin Kuruluşu Hakkında Kanuna göre yapılan bağış ve yardımlar, › 7174 sayılı Kapadokya Alanı Hakkında Kanuna göre yapılan bağış ve yardımlar ile sponsorluk harcamaları, › 7269 sayılı Umumi Hayata Müessir Afetler Dolayısıyla Alınacak Tedbirlerle Yapılacak Yardımlara Dair Kanuna göre yapılan bağış ve yardımlar, › 7430 sayılı Antalya Diplomasi Forumu Vakfı Kanununa göre yapılan bağış ve yardımlar, › 7432 sayılı Uludağ Alanı Hakkında Kanuna göre yapılan bağış ve yardımlar ile sponsorluk harcamaları, › 7439 sayılı Türk Arkeoloji ve Kültürel Miras Vakfı Kanununa göre yapılan bağış ve yardımlar, › 7441 sayılı Afet Yeniden İmar Fonunun Kurulması Hakkında Kanuna göre yapılan nakdi bağış ve yardımlar, › 7474 sayılı Aile ve Gençlik Fonu Kurulması Hakkında Kanuna göre yapılan nakdi bağış ve yardımlar, › 7512 sayılı Dışişleri Teşkilatını Güçlendirme Vakfı Kanununa göre vakfa yapılan bağış ve yardımlar.

10. VERGİYE UYUMLU MÜKELLEFLERE %5 VERGİ İNDİRİMİ

Gelir Vergisi Kanununun Mükerrer 121 inci maddesine göre ticari, zirai veya mesleki faaliyeti nedeniyle gelir vergisi mükellefi olan uyumlu mükelleflerin yıllık gelir vergisi beyannameleri üzerinden hesaplanan verginin %5’i, ödenmesi gereken gelir vergisinden indirilir.

Söz konusu indirimden faydalanmak için;

» İndirimin hesaplanacağı beyannamenin ait olduğu yıl ile bu yıldan önceki son iki yıla ait vergi beyannamelerinin kanuni süresinde verilmiş (Kanuni süresinde verilen bir beyannameye ilişkin olarak kanuni süresinden sonra düzeltme amacıyla veya pişmanlıkla verilen beyannameler bu şartın ihlali sayılmaz.) olması,

» (1) numaralı bentte belirtilen süre içerisinde kesinleşmiş olması koşuluyla vergi beyannamelerindeki vergi türleri itibarıyla ikmalen, re’sen veya idarece yapılmış bir tarhiyat bulunmaması (Kesinleşen tarhiyatların, indirimin hesaplanacağı beyannamenin ait olduğu yıl için geçerli olan, yıllık indirim tutar sınırının %1’ini aşmaması durumunda bu şart ihlal edilmiş sayılmaz.),

» İndirimin hesaplanacağı beyannamenin verildiği tarih itibarıyla, (1) numaralı bent kapsamındaki vergi beyannameleri üzerine tahakkuk eden vergilerin ödenmiş olması (Ödemenin, ilgili mevzuatı gereği istenilen bilgi ve belgelerin tam ve eksiksiz olarak ibraz edilmiş olması koşuluyla, vergi kanunları gereği doğan iade alacaklarından mahsuben yapılmış olması ve indirimden yararlanıldıktan sonra söz konusu iade alacağı tutarının mahsuben ödemesi talep edilen vergi borcu tutarının altına düşmesi hâlinde, eksik ödenmiş duruma gelen vergilerin mahsuben ödenmek istenilen tutarın %10’unu aşmaması kaydıyla, eksik ödenmiş vergiler dolayısıyla veya vergi kanunları gereğince, tecil edilerek belirlenen şartların gerçekleşmesine bağlı olarak terkin edilecek vergilerin, şartların sağlanamaması hâlinde kanunlarında belirlenen tecil süresinin sonunu takip eden on beşinci günün bitimine kadar ödenmesi şartıyla, bu şart ihlal edilmiş sayılmaz.), ayrıca, vergi aslı (vergi cezaları ile fer›i alacaklar dâhil) 1.000 TL’nin üzerinde vadesi geçmiş borcun bulunmaması,

şarttır.

Hesaplanan indirim tutarı, her hâl ve takdirde 1/1/2026 tarihinden itibaren verilmesi gereken yıllık gelir ve kurumlar vergisi beyannamelerinde uygulanmak üzere 12.000.000 Türk lirasından fazla olamaz.

İndirilecek tutarın ödenmesi gereken vergiden fazla olması durumunda kalan tutar, yıllık gelir vergisi beyannamesinin verilmesi gereken tarihi izleyen bir tam yıl içinde mükellefin beyanı üzerine tahakkuk eden diğer vergilerinden mahsup edilebilir. Bu süre içinde mahsup edilemeyen tutarlar red ve iade edilmez.

İndirimin hesaplanacağı beyannamenin ait olduğu yıl ile önceki dört takvim yılında 213 sayılı Vergi Usul Kanununun 359 uncu maddesinde sayılan fiilleri işlediği tespit edilenler, bu madde hükümlerinden yararlanamazlar.

Vergi indiriminden yararlanan mükelleflerin, öngörülen şartları taşımadığının sonradan tespiti hâlinde ilgili vergilendirme döneminde indirim uygulaması dolayısıyla ödenmeyen vergiler, vergi ziyaı cezası uygulanmaksızın tarh edilir.

Bu maddede geçen vergi beyannameleri ibaresi, yıllık gelir vergisi ve kurumlar vergisi beyannameleri, geçici vergi beyannameleri, muhtasar, muhtasar ve prim hizmet beyannameleri ile Hazine ve Maliye Bakanlığına bağlı vergi dairelerine verilmesi gereken katma değer vergisi ve özel tüketim vergisi beyannamelerini; vergi ibaresi, anılan Bakanlığa bağlı vergi dairelerine verilmesi gereken beyannameler üzerine tahakkuk eden vergileri ifade eder.

Konuya ilişkin 301 ve 312 Seri No.lu Gelir Vergisi Genel Tebliğlerinde ayrıntılı açıklamalar yapılmıştır.

Örnek: Vergi indiriminden yararlanma şartlarının tamamını taşıyan Mükellef (A), 2025 takvim yılında; 8.000.000 TL ticari kazanç, ticari faaliyeti dışında 1.000.000 TL alacak faizi elde etmiştir. Mükellef (A) bu dönemde 1.200.000 TL geçici vergi ödemiştir.

Buna göre, Mükellef (A) vergi indiriminden aşağıdaki şekilde yararlanacaktır.

A. Ticari kazanç 8.000.000 TL
B. Menkul sermaye iradı 1.000.000 TL
C. Gelir vergisi matrahı (A + B) 9.000.000 TL
Ç. Hesaplanan gelir vergisi 3.290.000 TL
D. Ticari kazanç/gelir vergisi matrahı oranı (A / C) %88
E. Hesaplanan gelir vergisinin ticari kazanca isabet eden kısmı (Ç X D) 2.895.200 TL
F. Hesaplanan vergi indirimi tutarı (E X %5) 144.760 TL
G. Mahsup edilecek vergiler toplamı (ödenen geçici vergi) 1.200.000 TL
Ğ. Ödenmesi gereken gelir vergisi (Ç - G) 2.090.000 TL
H. Vergi indirimi tutarı 144.760 TL
I. Ödenecek gelir vergisi (Ğ - H) 1.945.240 TL

11. GELİR VERGİSİNDE MAHSUP VE İADELER

252 Seri No.lu Gelir Vergisi Genel Tebliğinde, tevkif yoluyla kesilen vergilerin yıllık beyanname üzerinden hesaplanan gelir veya kurumlar vergisinden mahsubu ve kalan kısmın iadesi, geçici verginin mahsup ve iadesi ile bu vergilere ait vergi hatalarından kaynaklanan iade işlemlerine ilişkin düzenleme ve açıklamalar yer almaktadır.

11.1. Tevkif Yoluyla Kesilen Vergilerin Mahsup ve İadesi

Yıllık beyannamede gösterilen gelire dahil kazanç ve iratlardan Gelir Vergisi Kanununa göre kesilmiş bulunan vergiler, beyanname üzerinden hesaplanan gelir vergisinden mahsup edilir, mahsubu yapılan miktar gelir vergisinden fazla olursa aradaki fark vergi dairesince mükellefe bildirilir ve mükellefin tebliğ tarihinden itibaren bir yıl içinde müracaatı üzerine kendisine red ve iade edilir.

11.1.1. Beyanname Üzerinden Hesaplanan Vergiden Mahsup ve Kalan Kısmın İadesi

Yıllık beyanname ile beyan edilen gelir üzerinden hesaplanan vergiden yıl içinde tevkif yoluyla kesilen vergiler mahsup edilir. Mahsup işleminin yapılabilmesi için, tevkif yoluyla kesilen verginin beyannameye dahil edilen gelire ilişkin olması gerekmektedir. Mükelleflerin kesintiyi yapan vergi sorumlularına ait bilgiler ile yıl içinde yapılan tevkifatlara ilişkin tabloyu yıllık beyannamelerine eklemeleri yeterli olacaktır.

11.1.2. Mahsuben İade

Tevkif yoluyla kesilen vergilerin yıllık beyannamedeki mahsuplar sonunda kalan kısmının diğer vergi borçlarına mahsup talebi, tutarına bakılmaksızın ve inceleme raporu ve teminat aranılmadan yerine getirilir. Mahsup talebinin 429 Sıra No.lu Vergi Usul Kanunu Genel Tebliği ekindeki iade talep dilekçesi (1A) ile yapılması gerekmektedir.

Mahsuben iade işlemi, aranan tüm belgelerin tamamlanması koşuluyla, yıllık gelir vergisi beyannamesinin verildiği tarih esas alınarak yapılacaktır.

Yıllık Gelir veya Kurumlar Vergisi beyannamesinin kanuni süresinde verilmemesi ya da sair nedenlerle ikmalen veya re’sen yapılan tarhiyatlar üzerine tahakkuk eden vergiler ile ilgili olarak daha önce tevkif yoluyla kesilen vergiler öncelikle tarhiyat aşamasında vergi dairesince dikkate alınarak yerine getirilir. Bu mahsuplar sonunda kalan kısım talep edilmesi halinde diğer vergi borçlarına mahsup edilir. Bu durumda mahsup talepleri iade talep dilekçesinin (1A) ve eklerinin eksiksiz olarak vergi dairesi kayıtlarına girdiği tarihten itibaren hüküm ifade eder. Bu tarihten itibaren mükelleflerin mahsubunu talep ettikleri vergi borçları için gecikme zammı uygulanmaz.

Mükellefler, ortağı bulundukları adi ortaklık veya kollektif şirketlerin müteselsilen sorumlu oldukları vergi borçlarına da mahsuben iade talebinde bulunabilirler. Bu taleplerin yerine getirilebilmesi için, iade alacaklısı mükellefin muaccel hale gelmiş vergi borcunun bulunmaması ve mahsup dilekçesinde adi ortaklık veya kollektif şirketin hangi dönem borçları için mahsup talep edildiğinin belirtilmesi gerekir.

Mükellefin muaccel hale gelmiş vergi borcunun bulunmaması halinde, iade alacağının sonraki dönemlerde muaccel hale gelecek vergi borçlarına mahsubu mümkündür. Bu taktirde mahsup talebi sonraki dönemlerde doğacak verginin tahakkuku ile hüküm ifade eder.

Mahsup taleplerinin yerine getirilmesinde, zamanaşımı hükümleri göz önünde bulundurulur.

11.1.3. Nakden İade

Nakden iade taleplerinin iade talep dilekçesi (1A) ile yapılması şarttır. Tevkif yoluyla kesilen vergilere ilişkin nakden iade edilecek tutarın 2025 yılı için 340.000 TL’yi (2026 yılı için 426.000 TL) geçmemesi halinde iade talebi, iade talep dilekçesi (1A) ile birlikte, bu dilekçenin “Nakden İadelere İlişkin Açıklamalar” kısmında yer alan eklenecek belgelerin eksiksiz ibraz edilmesi kaydıyla inceleme raporu ve teminat aranmaksızın yerine getirilir.

Bu kapsamda; kurumlar vergisi mükellefleri ile ticari veya zirai kazanç elde edenler için tevkif yoluyla kesilen vergilerin vergi sorumluları tarafından ilgili vergi dairesine ödenmiş olduğuna ilişkin belgenin ilgili kurumca onaylanan bir örneğinin, iade işlemini gerçekleştirecek olan vergi dairesine iade talep dilekçesi (1A) ile birlikte ibraz edilmesi yeterli bulunmaktadır.

Nakden yapılacak iade taleplerinin 2025 yılı için 340.000 TL’yi (2026 yılı için 426.000 TL) aşması halinde, 2025 yılı için 340.000 TL’yi (2026 yılı için 426.000 TL) aşan kısım Vergi Usul Kanununa göre vergi inceleme yetkisi bulunanlarca yapılacak inceleme sonucunda düzenlenecek vergi inceleme raporuna göre iade edilir. 340.000 Türk Lirasına (2026 yılı için 426.000 TL) kadar olan kısım ise, iade talep dilekçesi (1A) ve eklerinin eksiksiz ibraz edilmesi koşuluyla teminat aranmaksızın ve inceleme raporu beklenmeksizin iade edilir.

İade talebi teminat gösterilmesi halinde inceleme sonucu beklenmeksizin yerine getirilecektir. Teminat olarak 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanunun 10 uncu maddesinin birinci fıkrasının (1), (2) ve (3) numaralı bentlerinde sayılanlardan bir veya bir kaçı gösterilebilir. Banka teminat mektuplarının (süresiz-şartsız) paraya çevrilmeleri konusunda hiçbir sınırlayıcı şart taşımaması ve 19/10/2005 tarihli ve 5411 sayılı Bankacılık Kanunu hükümlerine göre faaliyette bulunan bankalar tarafından düzenlenmiş olması gerekir.

Nakden iade talebinin 2025 yılı için 3.400.000 Türk Lirasına (2026 yılı için 4.266.000 TL) kadar olan kısmı mükellefle süresinde tam tasdik sözleşmesi düzenlemiş yeminli mali müşavirce düzenlenecek tam tasdik raporu uyarınca iade edilebilir. İade talebinin 2025 yılı için 3.400.000 Türk Lirasını (2026 yılı için 4.266.000 TL) aşan kısmının iadesi ise vergi inceleme yetkisi bulunanlarca düzenlenen vergi inceleme raporu sonucuna göre yerine getirilir.

Nakden iade edilebilir aşamaya gelen alacağın üçüncü şahısların vergi borçlarına mahsubu talep edilebilir. Bu mahsup işlemine ilişkin verilecek iade talep dilekçesine (1A), Vergi Usul Kanunu Genel Tebliği nin (Sıra No: 429) ekinde yer alan “Üçüncü Kişilerin/Kurumların Vergi Borçlarına Mahsup Talebine İlişkin Liste” eklenir. Bu şekilde yapılan mahsup talepleri düzeltme fişinin onaylandığı tarih itibarıyla yerine getirilir.

11.2. Geçici Verginin Mahsubu ve İadesi

Üçer aylık dönemler halinde tahakkuk ettirilerek tahsil edilen geçici vergi, yıllık beyanname üzerinden hesaplanan gelir vergisinden mahsup edilir. Mahsup edilemeyen tutar mükellefin diğer vergi borçlarına mahsup edilir. Bu mahsuplara rağmen kalan geçici vergi tutarı o yılın sonuna kadar yazılı olarak talep edilmesi halinde mükellefe red ve iade edilir.

Mahsup işleminin yapılabilmesi için, tahakkuk ettirilmiş geçici verginin ödenmiş olması gerekmektedir. Geçici vergi dönemleri itibarıyla tahakkuk ettirilmiş, ancak ödenmemiş bulunan geçici verginin yıllık beyanname üzerinden hesaplanan gelir vergisinden mahsup edilmesi mümkün değildir.

Tahakkuk ettirilmiş ancak ödenmemiş olması dolayısıyla yıllık beyanname üzerinden hesaplanan vergiden mahsup imkanı bulunmayan geçici vergi tutarları terkin edilir. Terkin edilen geçici vergi tutarı için vade tarihinden terkin edilmesi gereken tarih olan yıllık beyannamenin verilmesi gereken kanuni sürenin başlangıç tarihine kadar gecikme zammı uygulanır.

Ödenen geçici vergi tutarının, geçici verginin ilgili olduğu döneme ilişkin olarak verilen beyanname üzerinden hesaplanan gelir vergisinden fazla olması halinde, mahsup edilemeyen tutar mükellefin diğer vergi borçlarına mahsup edilir. Mahsup işleminin yapılabilmesi için yazılı başvuru şartı aranmaz. Söz konusu mahsup işlemi ilgili vergi dairesince re’sen yapılır.

Mahsup işlemi yıllık beyannamenin verildiği tarih esas alınarak yerine getirilir. Mahsubu yapılacak vergi borçları için vade tarihinden, yıllık beyannamenin verildiği tarihe kadar gecikme zammı uygulanır. Mahsup sonucu iadesi gereken miktarın bulunması ve bu tutarın beyannamenin ilgili tablosuna yazılmış olması, mükellefçe yazılı olarak yapılmış iade talebi olarak kabul edilir. Yıllık beyannamenin ilgili tablosunda/satırında gösterilmeyen geçici verginin mahsuben veya nakden iade edilebilmesi için o yılın sonuna kadar elektronik ortamda, 429 Sıra No.lu Vergi Usul Kanunu Genel Tebliği ekindeki iade talep dilekçesi (1B) kullanılarak başvuruda bulunulması gerekir.

Geçici verginin gerek mahsuben gerekse nakden iadesinde herhangi bir tutar sınırlaması olmayıp, geçici verginin ödenmiş olması yeterlidir. Geçici vergiye ilişkin iade taleplerinde teminat ve inceleme raporu aranmaz.

İlgili dönemler halinde hesaplanan geçici vergiden varsa o hesap dönemi ile ilgili olarak daha önce ödenmiş geçici vergi ve geçici vergiye tabi kazançlarla ilgili olarak tevkif edilmiş vergiler mahsup edilmekte, mahsuptan sonra kalan tutar o dönem için ödenmesi gereken geçici vergi olmaktadır.

Yıllık gelir vergisi beyannamesinin vergi bildirimi tablosunda yer alan geçici vergilere ilişkin satırda, beyannamenin ilgili olduğu geçici vergi dönemlerinde ödenen geçici vergi tutarı (ilgili geçici vergi beyannamelerinin ödenecek geçici vergi satırında yer alan tutarlar toplamı) gösterilir. Yıllık beyannamenin vergi bildirimi tablosunun kesinti yoluyla ödenen vergiler satırında ise, o yıl içinde tevkif yoluyla kesilen vergilerin tamamı (geçici vergiden mahsubu yapılan tevkifat tutarları dahil) gösterilir.

Yıllık gelir vergisi beyannamesi üzerinden hesaplanan gelir vergisinden, yukarıda sözü edilen geçici vergiler tutarı ile yıl içinde tevkif yoluyla kesilen vergilerin tamamı mahsup edilir, kalan tutar tevkif yoluyla kesilen vergilerin diğer vergi borçlarına mahsubu ve nakden iadesi kuralları çerçevesinde red ve iade edilir.

11.3. İade Talepleri Başvuru Şekli

İade hakkı doğuran işlemler nedeniyle nakden ya da mahsuben yapılacak iade talepleri, Gelir İdaresi Başkanlığı Dijital Vergi Dairesi (İnternet Vergi Dairesi) üzerinden elektronik ortamda, 429 Sıra No.lu Vergi Usul Kanunu Genel Tebliği ekindeki ilgili iade talep dilekçeleri kullanılmak suretiyle yapılacaktır.

429 Sıra No.lu Vergi Usul Kanunu Genel Tebliği ile vergi kanunları gereği iade hakkı doğuran işlemler nedeniyle nakden veya mahsuben talep edilecek iadelere ilişkin başvuru dilekçeleri, Dijital Vergi Dairesi (İnternet Vergi Dairesi) “Bilgi Girişi / İade Talep Dilekçeleri” bölümünden alınmaktadır.

İade talep dilekçeleri, Dijital Vergi Dairesi (İnternet Vergi Dairesi) şifresi kullanılmak suretiyle mükellefler veya mükelleflerce yetkilendirilecek serbest muhasebeci, serbest muhasebeci mali müşavir veya yeminli mali müşavir vasıtası ile elektronik ortamda gönderilebilir.

Mükellefler aynı standart dilekçe ile hem mahsuben hem de nakden iade talebinde bulunabilirler. Bu durumda mahsuben iadesi talep edilen tutar için mahsuben iadenin şartları, nakden iadesi talep edilen tutar için nakden iadenin şartları aranır.

Dilekçelere eklenmesi gereken belgeler elektronik olarak eklenir. Elektronik olarak verilmesi mümkün olmayanlar ise vergi dairesine evrak kayıt numarası/iade dosya numarası belirtilmek suretiyle teslim edilir.

İade taleplerini elektronik olarak yapmak zorunda olan mükelleflerin iade taleplerini elektronik olarak yapmamaları durumunda iade talepleri dikkate alınmayacaktır.

Tebliğde yer verilen başvuru şartlarına uygun olmaması nedeniyle iade talebinin dikkate alınmaması, iade hakkını ortadan kaldırmadığı gibi gerekli şartların sağlanması halinde yeniden iade talebinde bulunulmasına da engel değildir.

11.4. Gelir/Kurumlar Vergisi Standart İade Sistemi (GEKSİS)

99 Seri No.lu Gelir Vergisi Sirkülerinde belirtildiği üzere; elektronik ortamda beyanname gönderme zorunluluğu olan gelir ve kurumlar vergisi mükelleflerinin iade taleplerini Gelir ve Kurumlar Vergisi Standart İade Sistemini (GEKSİS) kullanmak suretiyle yapmaları gerekmektedir.

GEKSİS kontrol raporunun oluşabilmesi için iade talep eden mükellefler tarafından Dijital Vergi Dairesi (İnternet Vergi Dairesi) aracılığı ile bilgi girişi yapılmalıdır. Bu şekilde yapılan bilgi girişleri iade talep dilekçesi mahiyetinde değildir. İade taleplerini elektronik olarak yapmak zorunda olan mükellefler iade talep dilekçelerini de vermelidir. Standart Gelir/Kurumlar Vergisi İade Talep Dilekçelerini (1A ve 1B) vermeyen ve bilgi girişi yapmayan mükelleflerin GEKSİS kontrol raporu oluşturulmayacaktır.

Mükelleflerin elektronik ortamda gönderecekleri bilgi ve belgeler esas alınarak iadelere yönelik kontrol ve analizler elektronik ortamda yapılacak olup Başkanlığımızca hazırlanan GEKSİS Kontrol Raporu iadeyi yapacak birime sunulacaktır. Mükellefler de oluşturulan GEKSİS Özet Raporuna Dijital Vergi Dairesi (İnternet Vergi Dairesi) aracılığıyla ulaşabileceklerdir.

Diğer taraftan, elektronik ortamda gönderilemeyen diğer belge/liste/ tablolar eskiden olduğu gibi kağıt ortamında dilekçe ekinde vergi dairesine verilecektir.

Ayrıca; sistem ile ilgili olarak ayrıntılı bilgilerin yer aldığı Gelir/Kurumlar Vergisi İade Talebi Girişi Kılavuzuna ve Sık Sorulan Sorulara https://intvrg. gib.gov.tr/GEKSIS_Kilavuz.pdf adresinden ulaşılabilir.

12. 2025 TAKVİM YILI GELİRLERİNE UYGULANACAK VERGİ TARİFESİ

Gelir Vergisi Kanununa göre 2025 takvim yılında elde edilen ve yıllık beyanname ile beyan edilen gelir toplamına aşağıda yer alan vergi tarifesi uygulanarak gelir vergisi hesaplanır.

Gelir vergisine tabi gelirler;
158.000 TL’ye kadar %15
330.000 TL’nin 158.000 TL’si için 23.700 TL, fazlası %20
800.000 TL’nin 330.000 TL’si için 58.100 TL
(ücret gelirlerinde 1.200.000 TL’nin 330.000 TL’si için 58.100 TL), fazlası
%27
4.300.000 TL’nin 800.000 TL’si için 185.000 TL,
(ücret gelirlerinde 4.300.000 TL’nin 1.200.000 TL’si için 293.000 TL), fazlası
%35
4.300.000 TL’den fazlasının 4.300.000 TL’si için 1.410.000 TL, (ücret gelirlerinde 4.300.000 TL’den fazlasının 4.300.000 TL’si için 1.378.000 TL), fazlası %40
oranında vergilendirilir.

2026 takvim yılı gelirlerinin vergilendirilmesinde esas alınacak vergi tarifesi, 332 Seri No.lu Gelir Vergisi Genel Tebliği ile belirlenmiştir.

13. YILLIK BEYANNAMEDE TARH İŞLEMLERİ

13.1. Tarh Yeri

Genel kural gelir vergisinin mükellefin ikametgahının bulunduğu yer vergi dairesince tarh edilmesidir. Ancak, ticari ve mesleki faaliyetlerde tarha yetkili vergi dairesi iş yerinin bulunduğu yer vergi dairesi olarak belirlenmiştir. İş yerinin birden fazla olması halinde ise iş merkezinin bulunduğu yer vergi dairesi tarha yetkili vergi dairesi olacaktır.

Dar mükellefiyete tabi olanların vergileri ise beyannamelerini vermeye mecbur oldukları yerin vergi dairesince tarh olunur. Türkiye’de iş yeri bulunduğunda, beyannamenin verileceği vergi dairesi iş yerinin bulunduğu yerdeki vergi dairesidir.

13.2. Tarhiyatın Muhatabı

» Gelir vergisi, bu vergiyle mükellef olan gerçek kişiler namına tarh edilir. Ancak bazı istisnai durumlarda tarhiyatın muhatabı değişmektedir.

» Küçüklerle kısıtlılarda, bunların nam ve hesabına kanuni temsilcileri tarhiyatın muhatabı tutulur. Kanuni temsilci veli, vasi veya kayyumdur.

» Dar mükellefiyette tarhiyata muhatap Türkiye’deki daimi temsilcidir. Türkiye’de daimi temsilci yok ise kazanç ve iratları yabancı kişiye sağlayanlar, tarhiyata muhatap tutulur. Ayrıca Türkiye’de birden fazla daimi temsilci bulunması halinde, mükellefin tayin edeceği temsilci, tarhiyat tarihine kadar böyle bir tayin yapılmamış ise temsilcilerden herhangi birisi tarhiyata muhatap tutulur.

Kaynakta kesinti suretiyle alınan vergilerde muhatap, mükellef hesabına tevkifat yapmaya mecbur olanlardır.

13.3. Vergilendirme Dönemi

Gelir vergisinde vergilendirme dönemi geçmiş takvim yılıdır. Ancak, mükellefiyetin takvim yılı içerisinde kalkması halinde, vergilendirme dönemi, takvim yılı başından mükellefiyetin kalktığı tarihe kadar geçen süre olarak kabul edilecektir.

13.4. Tarh Zamanı

Gelir vergisi, beyanname verilmesi gereken hallerde beyannamenin verildiği günde, beyanname posta ile gönderilmişse, vergiyi tarh edecek daireye geldiği tarihi takibeden yedi gün içinde tarh edilir.

14. YILLIK BEYANNAMENİN VERİLMESİ

Ticari, zirai ve mesleki faaliyetlerinden dolayı gerçek usulde vergilendirilen gelir vergisi mükelleflerinin hiçbir hadle sınırlı olmaksızın yıllık gelir vergisi, geçici vergi, katma değer vergisi ve muhtasar beyannamelerini elektronik ortamda gönderme zorunluluğu bulunmaktadır.

Buna göre ticari, zirai ve mesleki faaliyetlerinden dolayı gerçek usulde vergilendirilen gelir vergisi mükellefleri; 2025 takvim yılı kazançlarına ilişkin olarak, 1-31 Mart 2026 tarihleri arasında verebilecekleri Yıllık Gelir Vergisi Beyannamesini, elektronik ortamda göndereceklerdir.

Defter-Beyan Sistemi kapsamındaki mükelleflerin, sistemi kullanmaya başladıkları dönemden itibaren tüm beyannamelerini sistem üzerinden göndermeleri gerekmektedir.

Gelir unsurlarından birinden, bir kaçından veya tamamından bir takvim yılı içinde elde edilen kazanç ve iratlardan beyan edilmesi gerekenlerin yıllık beyannamede toplanarak beyan edilmesi gerekmektedir.

Ayrıca bu mükelleflerin takvim yılı içinde;

» Memleketi terk etmesi halinde memleketi terkten önceki 15 gün içinde,

» Ölümü halinde ölüm tarihinden itibaren 4 ay içinde vefat eden kişi namına varislerce,

yıllık gelir vergisi beyannamesi ile beyanda bulunulması gerekmektedir.

Ölüm halinde, kıst döneme ait beyanname verme süresinin son günü 2/8/2016 tarihi ve sonrası olması durumunda beyannamenin elektronik ortamdan (e-Beyanname sisteminden) gönderimi mümkün bulunmaktadır.

15. VERGİNİN ÖDEME ZAMANI VE ŞEKLİ

2025 takvim yılı kazançlarına ilişkin olarak verilecek yıllık beyannameler üzerinden tahakkuk eden gelir vergisinin Mart ve Temmuz aylarında iki eşit taksit olmak üzere;

» Birinci taksitinin damga vergisi ile birlikte 31 Mart 2026,

» İkinci taksitinin ise 31 Temmuz 2026,

tarihine kadar ödenmesi gerekmektedir.

Memleketi terk ve ölüm gibi mükellefiyetin kalkmasını gerektiren durumlarda, beyan üzerine tarh edilen vergiler beyanname verme süreleri içinde ödenecektir.

Ödemeler;

» Başkanlığımıza ait gib.gov.tr internet sitesi (Dijital Vergi Dairesi ve GİB Mobil Uygulaması) üzerinden;

› Başkanlığımızca belirlenen tutarlar dahilinde, anlaşmalı bankaların kredi kartları ile

› Anlaşmalı bankaların banka kartları veya banka hesabından,

› Yabancı ülkede faaliyet gösteren bankaların; kredi kartları, banka kartları ve diğer ödeme yöntemleri ile

» Anlaşmalı bankaların;

› Şubelerinden,

» Alternatif ödeme kanallarından (İnternet Bankacılığı, Telefon Bankacılığı, Mobil Bankacılık vb.),

» PTT iş yerlerinden,

Tüm vergi dairelerinden, yapılabilmektedir.

16. BEYANNAMEYE EKLENECEK BİLDİRİM VE BELGELER

» Sadece ticari kazançlarını beyan eden mükellefler Yıllık Gelir Vergisi Beyannamesine:

» Ayrıntılı Bilanço ve Ayrıntılı Gelir Tablosu, İşletme Hesabı Özeti,

» Bilanço Esasına Göre Defter Tutan Mükelleflere Ait Ticari Kârdan Mali Kâra Ulaşmak İçin Hesaplamayı Gösteren Bildirim,

» Varsa, Yabancı Ülkelerde Ödenen Vergilere İlişkin Bildirim, Varsa, Kesinti Yoluyla Ödenen Vergilere İlişkin Belgeleri, İndirimli Gelir Vergisi Tablosu,

» Ar-Ge Tasarım Bilgileri,

» Yurt Dışı Mukimi ve /veya Kurumlara verilen Eğitim Hizmetlerine İlişkin Form,

» Yurt Dışı Mukimi ve /veya Kurumlara verilen Sağlık Hizmetlerine İlişkin Form,

ekleyebileceklerdir.

Ticari kazancın yanında başka gelirlerin de beyan edilmesi halinde, ilgili gelire ilişkin belgeler de eklenecektir.

17. BEYANNAME VERMEYENLERE UYGULANACAK YAPTIRIMLAR

Elektronik ortamda verilmesi gereken beyannamenin kanuni süresinde verilmemesi durumunda mükelleflere özel usulsüzlük cezası ile süresinde tahakkuk ettirilmeyen vergi için ayrıca vergi ziyaı cezası ve gecikme faizi uygulanır. Tarh edilecek vergi çıkmaması durumunda ise özel usulsüzlük cezası uygulanır.

18. TEVSİK ZORUNLULUĞU

213 sayılı Vergi Usul Kanununun mükerrer 257 nci maddesinde, mükelleflere muameleleri ile ilgili tahsilat ve ödemelerini banka, benzeri finans kurumları veya posta idarelerince düzenlenen belgelerle tevsik etmeleri zorunluluğunu getirme ve bu zorunluluğun kapsamını ve uygulamaya ilişkin usul ve esaslarını belirleme hususlarında Hazine ve Maliye Bakanlığına yetki verilmiştir.

Bu yetkiye dayanılarak tahsilat ve ödemelerin aracı finansal kurumlar tarafından düzenlenen belgelerle tevsiki uygulamasının usul ve esasları 459 Sıra No.lu Vergi Usul Kanunu Genel Tebliğinde belirlenmiştir.

Hazine ve Maliye Bakanlığına tanınan yetkiye istinaden;

» Birinci ve ikinci sınıf tüccarların,

» Kazançları basit usulde tespit edilenlerin,

» Defter tutmak zorunda olan çiftçilerin, Serbest meslek erbabının,

» Vergiden muaf esnafın,

» Mükellef olmayanların,

(mükellef olmayanların kendi aralarında yapacakları işlemler hariç olmak üzere) kendi aralarında ve bu kapsamda olmayanlarla yapacakları 30.000 TL’yi aşan tahsilat ve ödemelerini, aracı finansal kurumlar (5411 sayılı Kanunda tanımlanan banka, 6493 sayılı Kanun kapsamında yetkilendirilmiş ödeme kuruluşları, 6475 sayılı Kanuna göre kurulan Posta ve Telgraf Teşkilatı A.Ş.) kanalıyla yapmaları ve bu tahsilat ve ödemeleri söz konusu kurumlarca mevzuatlarına göre düzenlenen belgelerle (dekont, hesap bildirim cetveli, alındı vb.) tevsik etmeleri zorunludur.

Tevsik zorunluluğu kapsamında olanlardan araç kiralama faaliyeti ile uğraşanların vermiş oldukları motorlu kara taşıtı ve motorlu kara aracı (13/10/1983 tarihli ve 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu ile 18/7/1997 tarihli ve 23053 mükerrer sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Karayolları Trafik Yönetmeliğine göre tescile yetkili kuruluşlarca kayıt ve tescil edilmesi zorunlu olmayan taşıt ve araçlar hariç) kiralama hizmetlerine ilişkin tahsilat ve ödemelerin ise yukarıda belirtilen hadle sınırlı kalınmaksızın, aracı finansal kurumlar tarafından düzenlenen belgeler ile tevsik edilmesi zorunludur.

Tahsilat ve ödemelerin tevsik zorunluluğu kapsamında aracı finansal kurumlar kanalıyla yapılması, bu zorunluluğu ortaya çıkaran işleme ilişkin olarak Vergi Usul Kanununda yer alan belgeleri düzenleme zorunluluğunu ortadan kaldırmamaktadır.

Tevsik zorunluluğuna uymayanlara her bir işlem için Vergi Usul Kanunu uyarınca özel usulsüzlük cezası kesilecektir.

19. İŞ YERİ KİRA ÖDEMELERİNİN BANKA VEYA POSTA İDARESİ ARACILIĞIYLA YAPILMASI

İş yerlerinde; iş yerini kiraya verenler ve bunları kiralayanların, kiraya ilişkin tahsilat ve ödemelerinin, miktar sınırlaması olmaksızın bankalar veya Posta ve Telgraf Teşkilatı Anonim Şirketi tarafından düzenlenen belgelerle tevsik edilmesi zorunluluğu bulunmaktadır.

Bankalar veya Posta ve Telgraf Teşkilatı Anonim Şirketi aracı kılınmak suretiyle; para yatırma, havale, EFT, çek, banka ve kredi kartı gibi araçlar kullanılmak suretiyle yapılan tahsilat ve ödemeler karşılığında dekont veya hesap bildirim cetvelleri düzenlendiğinden, bu belgeler tevsik edici belge kabul edilecektir. Bankaların internet şubeleri üzerinden yapılan ödeme ve tahsilatlar da aynı kapsamdadır. Kişilerin kira ödemelerini; banka şubelerine giderek T.C. kimlik numarası, vergi kimlik numarası, ad soyad/ unvan bilgileri ve “kira ödemesi” açıklamasıyla kiraya verenin hesabına yatırması durumunda da tevsik yükümlülüğü yerine getirilmiş sayılır.

Tevsik zorunluluğuna uymayanlara her bir işlem için Vergi Usul Kanunu uyarınca özel usulsüzlük cezası kesilecektir.

20. GERÇEK USULDE TİCARİ KAZANCIN BEYANINA İLİŞKİN ÖRNEKLER

Örnek 1: İstanbul Büyükşehir Belediyesi sınırları içinde fotoğrafçılık faaliyeti yapan Mükellef (B) bu faaliyetinden dolayı 2025 takvim yılında 2.800.000 TL ticari kazanç elde etmiştir. Mükellef işletme hesabı esasına göre defter tutmaktadır. Ayrıca mükellefin, 2025 takvim yılı içinde ödenen 420.000 TL geçici vergi tutarı bulunmaktadır.

Mükellef ticari kazancı nedeniyle yıllık gelir vergisi beyannamesi vermek zorundadır.

Mükellefin beyanı aşağıdaki gibi olacaktır:

Ticari kazanç 2.800.000 TL
Safi ticari kazanç 2.800.000 TL
Vergiye tabi gelir (matrah) 2.800.000 TL
Hesaplanan gelir vergisi 885.000 TL
Mahsup edilecek geçici vergi 420.000 TL
Ödenmesi gereken gelir vergisi (885.000 - 420.000) 465.000 TL

Örnek 2: Bursa Büyükşehir Belediyesi sınırları içinde tekstil ürünlerinin alım satımı faaliyetinde bulunan ve bilanço esasına göre defter tutan Mükellef (C)’nin 2025 takvim yılı ticari kazancı 50.000.000 TL’dir. Mükellef, 2025 takvim yılında 5.000.000 TL Bağ-Kur Primi ve 7.500.000 TL geçici vergi ödemiştir. Mükellefin ayrıca ticari faaliyetinin dışında tevkif yoluyla vergilendirilmiş brüt 2.000.000 TL mevduat faizi ve repo geliri (Bu gelirler ticari işletmesine dahil değildir.) ile İzmir’de bulunan ve emlak vergi değeri 7.000.000 TL olan apartman dairesinden 560.000 TL konut kira geliri bulunmaktadır. Mükellef, konut kira gelirinde götürü gider yöntemini seçmiştir. Mükellef ticari kazancı nedeniyle yıllık beyanname vermek zorunda olup, beyannameye konut olarak kiraya verdiği gayrimenkulden elde ettiği kira gelirini de dahil edecektir. Ticari, zirai veya mesleki kazancını yıllık beyanname ile bildirmek mecburiyetinde olanlar konut kira gelirine ilişkin istisnadan yararlanamayacağından bu gelire mesken istisnası uygulanmayacaktır. Kira gelirinde safi irat hesaplanırken %15 oranındaki götürü gider düşüldükten sonraki kalan tutar beyan edilecektir. Gelir Vergisi Kanununun Geçici 67 nci maddesi hükmü uyarınca, mükellefin 2025 takvim yılında elde ettiği tevkif yoluyla vergilendirilmiş bulunan mevduat faizi ve repo geliri beyannameye dahil edilmeyecektir. Mükellefin beyanı aşağıdaki gibi olacaktır:

Ticari kazanç 50.000.000 TL
Bağ - Kur primi 5.000.000 TL
Safi ticari kazanç (50.000.000 - 5.000.000) 45.000.000 TL
Gayrimenkul sermaye iradı (konut) 560.000 TL
Giderler (götürü) (560.000 X %15) 84.000 TL
Safi kira geliri (560.000 - 84.000) 476.000 TL
Beyan edilen gelirler toplamı (45.000.000 + 476.000) 45.476.000 TL
Vergiye tabi gelir (matrah) 45.476.000 TL
Hesaplanan gelir vergisi 17.880.400 TL
Mahsup edilecek geçici vergi 7.500.000 TL
Ödenmesi gereken gelir vergisi (17.880.400 - 7.500.000) 10.380.400 TL

Örnek 3: İstanbul’da ikamet eden ve bilanço esasına göre defter tutan Mükellef (D), bijuteri alım satımı yapmaktadır. Mükellef (D), bu faaliyetinden dolayı 2025 takvim yılında 3.500.000 TL ticari kazanç elde etmiş olup, 350.000 TL Bağ-Kur primi ve 525.000 TL geçici vergi ödemiştir. Mükellef ayrıca eşi adına 310.000 TL şahıs sigorta (kaza sigortası) primi ödemiştir.

Ödenen şahıs sigorta primleri için indirim konusu yapılabilecek tutar, 2025 takvim yılına ait asgari ücretin yıllık brüt tutarı (312.066 TL) ile beyan edilen gelirin %15’i tutarını aşmamalıdır. Bu kapsamda, beyan edilen gelirin %15’i [(3.500.000 - 350.000) X %15] 472.500 TL’dir.

Gelir Vergisi Kanununun 89 uncu maddesinin birinci fıkrasının (1) numaralı bendine göre, mükellefin eşi adına ödemiş olduğu şahıs (kaza) sigorta primlerinin tutarı ilgili takvim yılına ait asgari ücretin yıllık brüt tutarı olan

312.066 TL ile beyan edilen gelirin %15’i olan 472.500 TL’yi aşmadığından, mükellef (D) tarafından söz konusu şahıs sigorta (kaza sigortası) primi tutarının tamamı (310.000 TL) indirim konusu yapılabilecektir.

Mükellefin beyanı aşağıdaki gibi olacaktır:

Ticari kazanç 3.500.000 TL
Bağ-Kur primi 350.000 TL
Safi ticari kazanç (3.500.000 - 350.000) 3.150.000 TL
Beyan edilen gelirden yapılan indirimler (şahıs sigorta primi) [(3.500.000 - 350.000) X %15=] 472.500 TL 310.000 TL
İndirim sonrası kalan tutar (3.150.000 - 310.000) 2.840.000 TL
Vergiye tabi gelir (matrah) 2.840.000 TL
Hesaplanan gelir vergisi 899.000 TL
Mahsup edilecek geçici vergi 525.000 TL
Ödenmesi gereken gelir vergisi (899.000 - 525.000 ) 374.000 TL

Örnek 4: Antalya’da ikamet eden ve yaş meyve sebze ticareti yapmakta olan Mükellef (E), 2025 takvim yılında 12.000.000 TL ticari kazanç elde etmiş olup, faaliyeti nedeniyle 1.800.000 TL geçici vergi tahakkuk etmiş olmasına rağmen 1.000.000 TL geçici vergi ödemiştir. Ayrıca, Mükellef (E) ticari faaliyeti nedeniyle 900.000 TL tevkif yoluyla vergi ödemiştir.

Mükellef, ticari kazancı nedeniyle yıllık gelir vergisi beyannamesi vermek zorundadır. Mükellefin yıl içinde ödemiş olduğu 1.000.000 TL geçici vergi ile ticari faaliyeti dolayısıyla tevkif edilen 900.000 TL gelir vergisi, beyanname üzerinden hesaplanan gelir vergisinden mahsup edilecektir.

Mükellefin beyanı aşağıdaki gibi olacaktır:

Ticari kazanç 12.000.000 TL
Vergiye tabi gelir (matrah) 12.000.000 TL
Hesaplanan gelir vergisi 4.490.000 TL
Mahsup edilecek kesinti yoluyla ödenen vergi 900.000 TL
Mahsup edilecek geçici vergi 1.000.000 TL
Mahsup edilecek toplam vergi (1.000.000 + 900.000) 1.900.000 TL
Ödenmesi gereken gelir vergisi (4.490.000 - 1.900.000) 2.590.000 TL

Örnek 5: Ankara’da ikamet eden ve tekstil sektöründe faaliyet gösteren Mükellef (F)’nin 2025 takvim yılında elde etmiş olduğu ticari kazancı

30.000.000 TL olup bu kazancın 3.000.000 TL’ si 4691 sayılı Teknoloji Geliştirme Bölgeleri Kanunu kapsamında elde edilmiştir. Ayrıca mükellef küçük çocuğu için Ankara’da özel bir eğitim kurumuna 900.000 TL ödeme yapmıştır.

Mükellef ticari kazancı için yıllık gelir vergisi beyannamesi vermek zorundadır. Mükellefin kazancının 3.000.000 TL’si 4691 sayılı Teknoloji Geliştirme Bölgeleri Kanunu kapsamında istisnadır.

Ayrıca, mükellefin kendisi, eşi ve küçük çocuklarına ilişkin olarak yapılan eğitim harcaması; beyan edilen gelirin %10’ unu aşmaması, Türkiye’de yapılması ve gelir veya kurumlar vergisi mükellefiyeti bulunan gerçek veya tüzel kişilerden alınacak belgelerle tevsik edilmesi şartıyla indirim konusu yapılabilecektir.

Bu durumda, beyan edilen gelirin %10’u (27.000.000 X %10) 2.700.000 TL olduğundan Mükellef (F), 900.000 TL olan eğitim harcamasının tamamını indirebilecektir.

Mükellefin beyanı aşağıdaki gibi olacaktır:

Ticari kazanç 30.000.000 TL
İstisna kazanç (-) 3.000.000 TL
Safi ticari kazanç (30.000.000 - 3.000.000) 27.000.000 TL
Beyan edilen gelirden yapılan indirimler (eğitim harcaması) 900.000 TL
İndirim sonrası kalan tutar (27.000.000 - 900.000) 26.100.000 TL
Vergiye tabi gelir (matrah) 26.100.000 TL
Hesaplanan gelir vergisi 10.130.000 TL
Ödenmesi gereken gelir vergisi 10.130.000 TL

Örnek 6: İzmir’de ikamet eden ve bilanço esasına göre defter tutan Mükellef (G), gıda maddelerinin toptan satışını yapmaktadır. Mükellef (G), 2025 takvim yılında 40.000.000 TL ticari kazanç elde etmiş olup, 6.000.000 TL geçici vergi ödemiştir. Ayrıca kamu yararına çalışan bir derneğe 1.000.000 TL makbuz karşılığı bağışta bulunmuştur. Mükellef eşinin İngilizce eğitimi için İngiltere’de bulunan eğitim merkezine 800.000 TL ödeme yapmıştır. Mükellef, eşi ve küçük çocuğu için 600.000 TL hayat sigortası primi ödemiştir.

Mükellef ticari kazancı için yıllık gelir vergisi beyannamesi vermek zorundadır. Kamu yararına çalışan derneğe yapılan bağış, Gelir Vergisi Kanununun 89 uncu maddesinin birinci fıkrasının (4) numaralı bendi uyarınca beyan edilen gelirin %5’ini (kalkınmada öncelikli yöreler için %10’unu) aşmamak şartıyla indirim konusu yapılabilecektir.

Bu durumda, beyan edilen gelirin %5’i (40.000.000 X %5) 2.000.000 TL olduğundan Mükellef (G), kamu yararına çalışan derneğe yapmış olduğu 1.000.000 TL’lik bağışın tamamını beyanname üzerinden indirim konusu yapabilecektir.

Eğitim giderleri, beyan edilen gelirin %10’unu aşmaması, Türkiye’de yapılması ve gelir veya kurumlar vergisi mükellefiyeti bulunan gerçek veya tüzel kişilerden alınacak belgelerle tevsik edilmesi şartıyla indirim konusu yapılabilecektir. Bu nedenle yurt dışında yapılan eğitim giderinin indirilmesi mümkün değildir.

Ödenen hayat sigortası priminin % 50’si, 2025 takvim yılı asgari ücretin yıllık brüt tutarını (312.066 TL) ve beyan edilen gelirin (40.000.000 X %15=6.000.000) %15’ini aşmamak şartıyla indirim konusu yapılabilecektir.

Dolayısıyla, Gelir Vergisi Kanununun 89 uncu maddesinin birinci fıkrasının (1) numaralı bendine göre mükellefin şahsına, eşine ve küçük çocuklarına ait hayat sigortalarına ödenen primlerin %50’si indirim olarak dikkate alınabildiğinden mükellefin ödemiş olduğu 600.000 TL hayat sigorta priminin 300.000 TL’si (600.000 X %50) beyanname üzerinden indirim konusu yapılabilecektir.

Mükellefin beyanı aşağıdaki gibi olacaktır:

Ticari kazanç 40.000.000 TL
Safi ticari kazanç 40.000.000 TL
Beyan edilen gelirden yapılan indirimler (bağış) (-) 1.000.000 TL
Beyan edilen gelirden yapılan indirimler (hayat sigorta primi) (-) 300.000 TL
Vergiye tabi gelir (matrah) [40.000.000 - (300.000 + 1.000.000)] 38.700.000 TL
Hesaplanan gelir vergisi 15.170.000 TL
Mahsup edilecek geçici vergi 6.000.000 TL
Ödenmesi gereken gelir vergisi (15.170.000 - 6.000.000 ) 9.170.000 TL

Örnek 7: İstanbul ilinde ikamet eden mobilya imalatı sektöründe faaliyet gösteren Mükellef (H)’nin 2025 takvim yılı ticari kazancı 2.000.000 TL’dir. Mükellef 2025 takvim yılında 400.000 TL Bağ-Kur primi ve 300.000 TL geçici vergi ödemiştir. Eşi ve küçük çocukları adına 328.000 TL şahıs (hastalık sigortası) sigorta primi ödemiştir. Mükellefin ayrıca 2024 takvim yılından devreden 400.000 TL zararı bulunmaktadır.

Mükellef ticari kazancından dolayı yıllık gelir vergisi beyannamesi vermek zorundadır. Ödenen şahıs sigorta priminin, Gelir Vergisi Kanununun 89 uncu maddesinin birinci fıkrasının (1) numaralı bendine göre tamamı beyanname üzerinden indirim konusu yapılabilecektir.

Ödenen şahıs sigorta primlerine ilişkin olarak indirim konusu yapılabilecek tutar, 2025 takvim yılına ait asgari ücretin yıllık brüt tutarı (312.066 TL) ile beyan edilen gelirin %15’i tutarını aşmamalıdır. Bu kapsamda, beyan edilen gelirin %15’i [(2.000.000 - 400.000) X %15] 240.000 TL’dir.

Gelir Vergisi Kanununun 89 uncu maddesinin birinci fıkrasının (1) numaralı bendine göre, mükellefin eşi ve küçük çocukları adına ödediği şahıs (hastalık) sigorta primlerinin tamamı indirim konusu yapılabilmekle birlikte, söz konusu sınırlar dikkate alındığında indirime konu edilebilecek şahıs sigorta primi tutarı 240.000 TL’dir.

Mükellefin beyanı aşağıdaki gibi olacaktır:

Ticari kazanç 2.000.000 TL
Bağ-Kur primi 400.000 TL
Safi ticari kazanç (2.000.000 - 400.000) 1.600.000 TL
Geçmiş yıl zararı 400.000 TL
Beyan edilen gelirden yapılan indirimler (şahıs sigorta primi) (-) 240.000 TL
İndirim sonrası kalan tutar [1.600.000 - (400.000 + 240.000)] 960.000 TL
Vergiye tabi gelir (matrah) 960.000 TL
Hesaplanan gelir vergisi 241.000 TL
Mahsup edilecek geçici vergi 300.000 TL
Ödenmesi gereken gelir vergisi (241.000 - 300.000) 0 TL
İadesi gereken geçici vergi 59.000 TL