Dosya olarak kaydet: PDF - TIFF - WORD
Görüntüleme Ayarları:

TÜRKİYE CUMHURİYETİ

ANAYASA MAHKEMESİ

BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

MARTI GAYRİMENKUL YATIRIM ORTAKLIĞI A.Ş.BAŞVURUSU

BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

Başkan : Burhan ÜSTÜN

Üyeler : Hicabi DURSUN

Hasan Tahsin GÖKCAN

Kadir ÖZKAYA

Yusuf Şevki HAKYEMEZ

Raportör : Eşref Uğur ŞENOL

Başvurucu : Martı Gayrimenkul Yatırım Ortaklığı A.Ş.

Vekili : Av. Aydın ORHAN

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru, imar planı değişikliğinin iptali yüzünden turizm tesisinin zarara uğraması nedeniyle mülkiyet hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 6/2/2015 tarihinde yapılmıştır.

3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

5. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.

III. OLAY VE OLGULAR

6. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle olaylar özetle şöyledir:

7. Başvurucu, Muğla ili Marmaris ilçesi Orhaniye köyünde kain bulunan 1906 parsel sayılı taşınmazın malikidir. Bu taşınmaza ilişkin 1/1000 ölçekli mevzi imar planı Muğla İl İdare Kurulu tarafından 3/11/1988 tarihinde onaylanmıştır. Muğla İl Bayındırlık ve İskan Müdürlüğü (İdare) tarafından bu taşınmaz üzerinde inşaat yapılması için 23/6/1989 tarihinde ruhsat düzenlenmiştir.

8. İnşaat süreci devam ederken Bakanlar Kurulunun 22/10/1990 tarihli kararıyla taşınmazın içinde bulunduğu alan Datça-Bozburun Özel Çevre Koruma Bölgesiolarak ilan edilmiştir. Anılan karar 21/11/1990 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girmiştir.

9. Bakanlar Kurulu kararı üzerine yapılan 1/25000 ölçekli Datça-Bozburun Çevre Düzeni Planı 2/5/1994 tarihinde onaylanmıştır. Bu plan doğrultusunda 3/11/1988 tarihli mevzi imar planı Çevre Koruma Kurumu tarafından 13/6/1995 tarihinde onaylanmıştır.

10. İzmir II Numaralı Kültür ve Tabiat Varlıkları Koruma Kurulunun 14/2/1996 tarihli kararıyla taşınmazın içinde bulunduğu alan ikinci derece doğal sit alanı olarak ilan edilmiştir.

11. Taşınmaz üzerinde inşa edilen tesisin biten bölümleri için İdare tarafından26/12/1996 tarihinde yapı kullanma belgesi düzenlenmiştir.

12. Muğla Kültür ve Tabiat Varlıkları Koruma Bölge Kurulu (Koruma Bölge Kurulu) 26/11/2005 tarihinde, 1986 yılında onaylanan planda kıyı kenar çizgisinden itibaren getirilen çekme mesafesinin koruma amaçlı imar planına işlenmesine karar vermiştir.

13. Başvurucuya ait taşınmazın tali yat limanı olarak planlanmasına ilişkin çevre düzeni plan değişikliği 21/12/2004 tarihinde İdare tarafından Özel Çevre Koruma Kurumu Başkanlığına (Kurum) gönderilmiştir. Kurum tarafından 21/8/2006 tarihinde 1/1000 ölçekli koruma amaçlı ilave ve revizyon imar planlarının 1/25000 ölçekli çevre düzeni plan değişikliğiyle birlikte onaylanmasına karar verilmiştir.

14. Koruma Bölge Kurulunun 26/11/2005 tarihli kararında belirtilen çekme mesafelerinin koruma amaçlı ilave ve revizyon imar planlarında sehven işlenmemesi nedeniyle çekme mesafeleri işlenerek imar planlarında değişiklik yapılmıştır. Koruma Bölge Kurulunun 6/10/2010 tarihli kararıyla değişiklik uygun bulunmuştur. Kurum tarafından 1/12/2010 tarihinde plan değişikliği onaylanmıştır.

15. Plan değişikliğinin iptali istemiyle Muğla 2. İdare Mahkemesinde (Mahkeme) dava açılmış, başvurucu bu davaya karar düzeltme incelemesi aşamasında müdahil olmuştur. Mahkemenin 19/1/2012 tarihli kararında, plan değişikliğiyle getirilen otuz metrelik yapı yaklaşma mesafesi düzenlemesinin 4/4/1990 tarihli ve 3621 sayılı Kıyı Kanunu’nun 5. maddesine eklenen ''sahil şeritlerinde yapılacak yapılar kıyı kenar çizgisine en fazla elli metre yaklaşabilir''hükmüne aykırı olduğu gerekçesiyle plan değişikliğinin iptaline karar verilmiştir.

16. Danıştay Altıncı Dairesi 20/2/2013 tarihinde temyiz edilen hükmün onanmasına karar vermiştir. Aynı Dairenin 1/12/2014 tarihli kararıyla karar düzeltme talebinin de reddedilmesi üzerine hüküm kesinleşmiştir.

17. Nihai karar, başvurucuya 8/1/2015 tarihinde tebliğ edilmiştir.

18. Başvurucu 6/2/2015 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.

IV. İLGİLİ HUKUK

19. Konu ile ilgili hukuk için bkz. Murat Emrah Emre, B. No: 2018/1275, 30/10/2018, §§ 13-21.

V. İNCELEME VE GEREKÇE

20. Mahkemenin 25/12/2018 tarihinde yapmış olduğu toplantıda başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucunun İddiaları

21. Başvurucu 17/4/1990 tarihinde yürürlüğe giren 3621 sayılı Kanun'a göre taşınmaz üzerinde yapılaşmayı sağlayan imar planının Kanun'un yürürlüğe girmesinden önce 3/11/1988 tarihinde onaylanması nedeniyle kazanılmış hakkının korunması gerektiğini ifade etmiştir. Başvurucu, derece mahkemelerince anılan Kanun'un yürürlük tarihinden önceki hukuksal durumları koruma altına alan geçici maddesinin ihmal edilerek aleyhe karar verilmesi nedeniyle adil yargılanma ve mülkiyet hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

B. Değerlendirme

22. Anayasa’nın "Mülkiyet hakkı"kenar başlıklı 35. maddesi şöyledir:

“Herkes, mülkiyet ve miras haklarına sahiptir.

Bu haklar, ancak kamu yararı amacıyla, kanunla sınırlanabilir.

Mülkiyet hakkının kullanılması toplum yararına aykırı olamaz.”

23. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılan hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini kendisi takdir eder (Tahir Canan, B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16).

24. Başvurucu, mülkiyet hakkı dışında adil yargılanma hakkının da ihlal edildiğini ileri sürmektedir. Ancak başvurucunun asıl şikâyetinin imar planı değişikliğinin iptali yüzünden turizm tesisinin maddi olarak zarara uğraması nedeniyle mülkiyet hakkının ihlal edildiği iddiasına yönelik olduğu anlaşılmakla başvurucunun bütün şikâyetleri mülkiyet hakkının ihlali iddiası kapsamında incelenmiştir.

25. Anayasa Mahkemesi benzer bir konu ile ilgili şikâyetleri daha önce incelemiş ve uygulanacak ilkeleri ortaya koymuştur (Murat Emrah Emre, §§ 24-44).

26. Murat Emrah Emre kararında, başvuruya konu bağımsız bölümün tapuda başvurucu adına kayıtlı olduğundan başvurucunun mülkiyet hakkı bağlamında korunması gereken bir menfaatinin var olduğu kabul edilmiştir (Murat Emrah Emre, § 27). Bu bağımsız bölümün yıkımına karar verilmesinin mülkiyet hakkına müdahale teşkil ettiği vurgulanmış, söz konusu müdahalenin niteliği sebebiyle mülkiyetten barışçıl yararlanmaya ilişkin genel kural çerçevesinde incelenmesi gerektiği değerlendirilmiştir (Murat Emrah Emre, § 29). Mülkiyet hakkına müdahalenin varlığı kabul edildikten sonra müdahalenin ihlal oluşturup oluşturulmadığının değerlendirilmesi aşamasında ise 3/5/1985 tarihli ve 3194 sayılı İmar Kanunu'na eklenen geçici 16. maddeyle yeni bir başvuru yolunun oluşturulduğuna dikkat çekilmiştir (Murat Emrah Emre, § 30).

27. Bu bağlamda öncelikle Anayasa Mahkemesinin idari işlemlerin - kural olarak - hukuka uygun olup olmadığını değerlendirme gibi bir görevi bulunmamaktadır. Bu görev açıkça keyfi veya bariz bir takdir hatası içermemek kaydıyla derece mahkemelerine aittir. Anayasa Mahkemesinin bireysel başvuru kapsamındaki görevi ise yapının mühürlenmesi ve yıkım kararı verilmesi yönündeki müdahale bakımından somut olayda mülkiyet hakkının korunmasının gerekliklerinin yerine getirilip getirilmediğini belirlemekten ibarettir.

28. Mülkiyet hakkının ölçülülüğü yönünden bireysel başvuru sırasında yürürlüğe giren söz konusu başvuru yolunun etkili olup olmadığı değerlendirilmelidir. Buna göre 11/5/2018 tarihli ve 7143 sayılı Vergi ve Diğer Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırılması İle Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanun'un 16. maddesi ile 3194 sayılı Kanun'a geçici 16. maddenin eklendiğini ifade etmek gerekir. Bu düzenlemeye göre, 31/12/2017 tarihinden önce ruhsatsız veya ruhsat ve eklerine aykırı yapılmış yapılar hakkında yapı sahiplerinin -bu maddedeki şartların yerine getirilmesi koşuluyla- Çevre ve Şehircilik Bakanlığı ile yetkilendireceği kurum ve kuruluşlara 31/10/2018 tarihine kadar başvurmaları hâlinde yapı kayıt belgesi verileceği ifade edilmiştir. Diğer taraftan bu düzenlemeyle yapı kayıt belgesi verilen yapılarla ilgili 3194 sayılı Kanun uyarınca alınmış yıkım kararlarının iptal edileceği hüküm altına alınmıştır.

29. Murat Emrah Emre kararında, bireysel başvuru yapıldıktan sonra oluşturulan bu başvuru yolunun yapı kayıt belgesi verilmesi için yapılacak başvurulara ilişkin makul bir süre tanıdığı, başvurular için alınması öngörülen bedelin de makul ve kabul edilebilir düzeyde olduğu dolayısıyla anılan başvuru yolunun ulaşılabilir olduğu kabul edilmiştir (Murat Emrah Emre, § 38). Diğer taraftan yapı kayıt belgesi verilmesine ilişkin olarak kimlerin, hangi yapılarla ilgili, ne kadar bedel ödeyerek, hangi tarihe kadar müracaatta bulunabileceğine dair usul ve esaslar bu konuya ilişkin çıkartılan tebliğde ayrıntılı olarak düzenlendiğinden bu yolun başarı şansı sunma kapasitesine sahip olduğu değerlendirilmiştir (Murat Emrah Emre, §§ 39-40). Son olarak bu düzenleme ile tahsil edilmemiş bulunan idari para cezaları ile henüz uygulanmamış olan aleyhe verilmiş yıkım kararlarının da iptal edilebileceği, yetkili kurum ve kuruluşlarının takdir yetkisinin sadece objektif başvuru koşullarının yerine getirilip getirilmediğini denetlemekle sınırlı olduğu anlaşıldığından söz konusu başvuru yolunun yeterli giderim sağlama kapasitesine sahip olduğu sonucuna ulaşılmıştır (Murat Emrah Emre, §§ 41-42).

30. Somut olayda bu ilkelerden ayrılmayı gerektiren bir durum bulunmamaktadır. Sonuç olarak, başvurucunun ihlal iddiaları dikkate alındığında ilk bakışta ulaşılabilir ve ihlal iddialarıyla ilgili başarı şansı sunma ve yeterli giderim sağlama kapasitesi olduğu görünen başvuru yolu tüketilmeden yapılan başvurunun incelenmesinin bireysel başvurunun ikincil niteliğiile bağdaşmayacağı sonucuna varılmıştır.

31. Açıklanan gerekçelerle başvurunun başvuru yollarının tüketilmemiş olmasınedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Mülkiyet hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA 25/12/2018 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.