Temyiz Eden (Davacı): K1
Karşı Taraf (Davalı): Adapazarı Belediye Başkanlığı
Vekilleri: Av. K2, Av. K3
İstemin Özeti : Sakarya 1.İdare Mahkemesi'nin 26/09/2014 günlü, E:2014/999, K:2014/917 sayılı ısrar kararının, temyizen incelenerek bozulması davacı tarafından istenilmektedir.
Savunmanın Özeti :İdare Mahkemesince verilen ısrar kararının usul ve hukuka uygun bulunduğu ve temyiz dilekçesinde öne sürülen nedenlerin, kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte olmadığı belirtilerek temyiz isteminin reddedilmesii gerektiği savunulmaktadır.
Danıştay Tetkik Hakimi : K4
Düşüncesi : Temyiz isteminin kabulü ile ısrar kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Hüküm veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca dosya tekemmül ettiğinden, davacının yürütmenin durdurulması istemi görüşülmeyerek dosya incelendi, gereği görüşüldü:
Dava; Sakarya ili, Adapazarı ilçesi, A3 Mahallesi, A4 Sokak, No: N1 adresinde bulunan ve 17/08/1999 tarihinde meydana gelen depremden sonra yapılan çalışmalarda 7269 sayılı Umumî Hayata Müessir Afetler Dolayısıyla Alınacak Tedbirlerle Yapılacak Yardımlara Dair Kanun hükümleri uyarınca orta hasarlı” olduğu tespit edilen konutun, ağır hasarlı olarak tehlike arz ettiğinden bahisle yıkılmasına ilişkin 24/11/2011 günlü, 1479 sayılı işlemin iptali istemiyle açılmıştır.
Sakarya 1.İdare Mahkemesi'nin 20/11/2012 günlü, E:2011/1360, K:2012/987 sayılı kararıyla;7269 sayılı Kanun'un 1. ve 13.maddeleri belirtilerek, davacının mülkiyetine miras yolu ile intikâl eden konut vasıflı binanın 1999 tarihinde meydana gelen deprem afeti sonrasında yapılan hasar tespit çalışmalarında “orta hasarlı” olarak tespit edildiği; orta hasarlı konut ve işyerlerinden, afetzedelerin mağduriyetlerinin giderilmesi için onarım ve güçlendirme ile ilgili her türlü projelerin hazırlatılması, inşaat (yapı) ve iskân (yapı kullanma) ruhsatı alınması, onarım ve güçlendirme inşaatlarının yaptırılması amacıyla Bayındırlık ve İskan Bakanlığı'nın 05/08/2008 günlü, 3613 sayılı onayı ile ilgililere 31/12/2008 tarihine kadar süre verildiği ve bu sürenin Afet İşleri Genel Müdürlüğü'nün 26/02/2009 günlü, 959 sayılı yazısı ile 31/12/2009 tarihine kadar uzatıldığı; Sakarya Valiliği İl Afet ve Acil Durum Müdürlüğü'nün 25/01/2010 günlü, 118 sayılı yazısı ile “31/12/2009 tarihine kadar verilen sürenin dolması nedeniyle görev sahalarında bulunan orta hasarlı yapılarda ikâmet edenlerin ikâmet etmemelerinin sağlanmasının” belediye başkanlıklarına ve il özel idaresine bildirildiği; Sakarya Valiliği İl Afet Acil Durum Müdürlüğü'nün 11/11/2011 günlü, 1831 sayılı yazısı ile Sakarya İli'nde bulunan ve orta hasarlı olarak tespit edilmesine rağmen onarım ve güçlendirme yapılmayan binaların ilgili belediyeler veya özel idare tarafından yıktırılmasının istenildiği; Sakarya Valiliği'nce 21/11/2011 tarihinde yapılan toplantıda, orta hasarlı tespit edilen yapılarda ikâmet edilmesinin engellenmesi, ikâmet edenlerin tahliyesi için 05/12/2011 tarihine kadar süre verilmesi, bu süre sonunda orta hasarlı binasını boşaltmayan vatandaşların öncelikle alt yapı hizmetlerinin (su, elektrik, doğalgaz) kesilmesi yönünde karar alındığı ve alınan kararın Adapazarı Belediye Başkanlığı'na bildirilmesi üzerine dava konusu 24/11/2011 günlü, 1479 sayılı işlemin tesis edildiği; dava konusu işlemin hukuka uygun olup olmadığının tespit edilebilmesi için, 7269 sayılı Kanun'da yer alan “Deprem (yer sarsıntısı) ve benzeri afetlerde yapıları zarar gören veya zarar görmesi muhtemel olan yerlerde alınacak tedbirler hakkında bu Kanun hükümlerinin uygulanacağı”yönündeki düzenlemeuyarınca, 7269 sayılı Kanun'da öngörülen hasarlı binaların muhafazası ve/veya yıkılmasına ilişkin hükümlerin maddî olaya tatbik edilerek, yıkıma konu bina bakımından 7269 sayılı Kanun'da düzenlenen yıkım şartlarının gerçekleşip gerçekleşmediğinin, diğer bir deyişle binanın muhafaza edilip edilmeyeceğine dair şartların tahakkuk edip etmediğinin belirlenmesi gerektiği; anılan Kanun gereğince, bir mahalde vuku bulan deprem afeti sonrasında fen kurulları tarafından, afetin meydana geldiği arazinin durumu ile bütün yapıların incelenerek hasar tespit raporu düzenleneceği; arazinin tehlikeli durumu ve binaların gördüğü hasar bakımından“hasarsız binalar”, “hasar görmüş fakat ıslahı mümkün binalar (orta hasarlı binalar)” ve “hasar görmüş ve ıslahı mümkün olmayan binalar (ağır hasarlı binalar)” şeklinde sınıflandırılacağı; ağır hasarlı binalar hakkında (hasar tespiti itiraz süreci sonunda) doğrudan yıkım işlemlerinin uygulanacağı; orta hasarlı binalar bakımından ise, Kanun'da öngörülen koşulların yerine getirilmesi(Kanun'da belirtilen esas ve usuller çerçevesinde yapının ıslahı) durumunda bu kapsamdaki binaların muhafaza edileceği; Kanun'da öngörülen koşulların yerine getirilmemesi (binaların olduğu gibi hasarlı bırakılması veya Kanun'da belirtilen esas ve usullere uygun olmayan şekilde ıslah edilmemesi)halinde, orta hasarlı binaların sahiplerince yıkılması; sahipleri tarafından yıkılmaz ise binaya idarece el konularak, yıkım masrafı enkazdan karşılanmak suretiyle orta hasarlı tespit edilen binaların yıktırılması gerektiği; 7269 sayılı Kanun gereğince; bir binanın fen kurulları tarafından orta hasarlı olarak belirlenmesi halinde; binaların fen kurullarının göstereceği şartlara göre tamiri yapılıncaya kadar içine girilmesine ve oturulmasına izin verilmeyeceği; bu binaların 1 yıl içinde fen kurullarının göstereceği şartlara göre tamirinin yapılmaması durumunda binaların bir üst paragrafta açıklanan şekilde yıktırılması gerektiği; 7269 sayılı Kanun'un 1. ve 13. maddelerinde yer alan hükümler bir arada ele alındığında; deprem afetinin vuku bulduğu bölgelerde fen kurulları tarafından hasarlı olarak tespit edilen binanın kural olarak yıktırılması gerekmekle birlikte, kanun koyucunun orta hasarlı binaların belli şartlar altında muhafazasına imkân verdiği; Kanun'da yer alan şartların yerine getirilmesi (1 yıl içerisinde, her bir yapının özel durumuna göre fen kurullarının belirlediği tadilât tamirat kuralları çerçevesinde onarım/tamir ruhsatları alarak binanın güçlendirilmesi) durumunda, bu binalar hakkında yıkım işlemlerinin uygulanmayacağı; 7269 sayılı Kanun'un 13. maddesinde, orta hasarlı olarak tespit edilen bir yapının yıktırılmaması için, yapının herhangi bir kişinin veya firmanın öngöreceği şekilde güçlendirilmesinin değil; Kanun uyarınca kurulan fen kurullarının öngöreceği şekilde tamiri şartının getirildiği ve böylelikle her bir binaya hâs olarak belirlenen hasar durumunun, o binaya özel tamir/tadil ihtiyacı çerçevesinde güçlendirilmesi ve Kanun'un yetkilendirdiği kurulun icazet vereceği şekilde (ilgili makamların düzenleyeceği ruhsatlar ile) yapının güçlendirilmesinin amaçlandığı; bu bakımdan kanun koyucunun, kanun metninde “herhangi bir kişi veya firma tarafından gösterilecek şartlara göre binanın tamiri” ifadesini değil; “fen kurullarının göstereceği şartlara göre binanın tamiri gerektiği” ifadesini kullandığı; diğer taraftan, idare hukukunun statü hukuku olması nedeniyle mevzuat ile tayin edilen statünün imkânlarından faydalanabilmek için o statü hakkında mevzuatta yer verilen maddî ve şeklî kuralların yerine getirilmesinin gerektiği, mevzuatta öngörülen ve belirlenen kurum ve kurullar haricinde (kıyas yolu ile) başka kişi/kurum veya kurullar tarafından gerçekleştirilen işlemlere hukukî yönden geçerlilik kazandırılmasının ve mevzuatta öngörülen şartları yerine getirmeyen ilgililerin statünün imkânlarından faydalanmasının hukuken mümkün olmadığı; açıklamalar çerçevesinde maddî olay ele alındığında; yıkıma konu binanın 29/08/1999 tarihinde orta hasarlı olarak tespit edildiği, tespitin (Kanun gereği) ilânen tebliğinin yapıldığı ve söz konusu hasar tespitine herhangi bir itirazın yapılmaması nedeniyle hasar durumunun idarî açıdan kesinleştiği, böylelikle binanın 7269 sayılı Kanun kapsamında orta hasarlı bina statüsüne dahil edildiği; yapının orta hasarlı bina statüsüne dahil edilmesinin bir sonucu olarak 7269 sayılı Kanun'da orta hasarlı binalar hakkında öngörülen düzenlemelere göre işlem tesis edilmesinin gerektiği; 7269 sayılı Kanun uyarınca bir binanın fen kurulları tarafından orta hasarlı (Kanun'da belirtilen esas ve usuller çerçevesinde ıslahı mümkün olan yapı)olarak belirlenmesi halinde, bu binaların 1 yıl içinde fen kurullarının göstereceği şartlara göre tamirinin yapılmasının zorunlu olduğu; 1999 yılı deprem afeti sonrasında söz konusu 1 yıllık sürenin muhtelif zamanlarda verilen sürelerle 31/12/2009 tarihine kadar uzatıldığı, ancak, 31/12/2009 tarihine kadar orta hasarlı olarak tespit edilen bina hakkında usulüne uygun onarım/tadilât/tamirat ruhsatı alınarak fen kurulları tarafından öngörülen şekilde binanın ıslâh edilmediği anlaşıldığından; Kanun karşısında orta hasarlı bina statüsü devam eden binanın yıkımına dair dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı; öte yandan; deprem (yer sarsıntısı) ve benzeri afetlerde yapıları zarar gören veya görmesi muhtemel olan yerlerde alınacak tedbirler hakkında 7269 sayılı Kanun hükümlerinin uygulanması gerektiğinden; (şayet davacı tarafından yıkım gerçekleştirilmez ise) yıkım işleminin, uygulanmasının (icrasının) 3194 sayılı Kanun hükümlerine göre değil; 7269 sayılı Kanun'da yer alan hükümlere göre icra edilmesi gerektiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Anılan karar, Danıştay Ondördüncü Dairesi'nin 10/07/2013 günlü, E:2013/1296, K:2013/5600 sayılı kararıyla; 7269 sayılı 1. ve 13. maddeleri ile 3194 sayılı İmar Kanununun 39. maddesi belirtilerek, 7269 sayılı Kanun hükümleri ile 3194 sayılı Kanun'un 39. maddesi karşılaştırıldığında; 7269 sayılı Kanun'da, "orta hasarlı" ya da "Hasar görmüş, fakat ıslahı mümkün olan bina" ifadesinin kullanıldığı, bu yapıların güçlendirilmesi suretiyle iskanına izin verileceğinin düzenlendiği, doğrudan yıkılması gereken, bir başka deyişle "ağır hasarlı" yapıların ise ayrı bir kategoride değerlendirildiği; 3194 sayılı Kanun'un 39. maddesinde ise, "Yıkılacak derecede tehlikeli yapı" tanımlamasının kullanıldığı, bir yapının 39. madde anlamında "Yıkılacak derecede tehlikeli yapı", bir başka deyişle "Maili inhidam" olduğu gerekçesiyle işlem tesis edilebilmesi için bu konuda işlem tesis etmeye yetkili idarelerce bunu ortaya koyacak teknik bir rapor hazırlanması gerektiği, özetle; her iki Kanun'daki tanımlamaların, uygulanacak usullerin ve yetkili idarelerin birbirinden farklı olduğu; bu açıklamalar ışığında; 7269 sayılı Kanun hükümlerine göre orta hasarlı olmasına rağmen süresinde onarım ruhsatı almayan bir yapının, bu konuda yetkili idarece ayrıca bir rapor düzenlenmeden sadece bu gerekçeyle 3194 sayılı Kanun'un 39. maddesi anlamında "Yıkılacak derecede tehlikeli yapı" kapsamında değerlendirilmesinin olanaklı olmadığı; öte yandan, bu yapıların gerekli şartları taşımaları durumunda 7269 sayılı Kanunda öngörülen yetkili merciler tarafından ve bu Kanun'da öngörülen usullere uygun olarak yıkımına karar verilebileceğinin de açık olduğu; bu durumda; 7269 sayılı Kanun uyarınca "orta hasarlı" olarak tespiti yapılan uyuşmazlığa konu yapının yıkılıp yıkılamayacağı hakkında anılan Kanun uyarınca yetkili makamlar tarafından ve anılan Kanun hükümleri çerçevesinde değerlendirme yapılarak karar verilmesi gerekmekte iken, bu konuda ayrıca bir rapor bulunmadan yapının "Yıkılacak derecede tehlikeli yapı" olduğundan bahisle, 3194 sayılı Kanun'un 39. maddesine istinaden tesis edilen dava konusu işlemde hukuka uyarlık, aksi yöndeki temyize konu Mahkeme kararında hukuki isabet görülmediği gerekçesiyle bozulmuş ise de, İdare Mahkemesi'nce bozma kararına uyulmayarak, Danıştay Ondördüncü Dairesi tarafından her ne kadar 3194 sayılı Kanun'un 39. maddesine göre tespit yapılmadan işlem tesis edilemeyeceği belirtilmekte ise de; ortada henüz 3194 sayılı Kanun'un 39.maddesi kapsamında tesis edilen bir işlemin mevcut olmadığı, zirâ olayda özel mevzuat olan 7269 sayılı Kanun hükümlerinin uygulanacağı; bu hususun (henüz tesis edilmemekle birlikte ileride dahi 3194 sayılı Kanun'un 36 ncı maddesine göre işlem tesis edilmeyeceğinin) Mahkemelerinin kararında da vurgulandığı; dolayısıyla, henüz 3194 sayılı Kanun hükümlerine göre tesis edilmiş bir işlemin mevcut olmadığından (işlemin 3194 sayılı Kanun'a göre tesis edildiğinden bahsedilemeyeceğinden)dava konusu işlemde hukuka aykırılık görülmediği gerekçesi eklenmek suretiyle davanın reddi yolundaki ilk kararında ısrar edilmiştir.
Davacı, Sakarya 1.İdare Mahkemesi'nin 26/09/2014 günlü, E:2014/999, K:2014/917 sayılı ısrar kararını temyiz etmekte ve bozulmasını istemektedir.
7269 sayılı Kanun'un 1.maddesinin 1. fıkrasında; "Deprem (Yer sarsıntısı), yangın, su baskını, yer kayması, kaya düşmesi, çığ,tasman ve benzeri afetlerde; yapıları ve kamu tesisleri genel hayata etkili olacak derecede zarar gören veya görmesi muhtemel olan yerlerde alınacak tedbirlerle yapılacak yardımlar hakkında bu kanun hükümleri uygulanır." denilmiş; "Afet bölgelerinde yapılacak teknik işler" başlıklı 13.maddesinde; "a) Yapılacak işlemlere esas olmak üzere İmar ve İskan Bakanlığınca kurulacak fen kurulları tarafından, afetin meydana geldiği arazinin durumu ile bütün yapılar ve kamu tesisleri incelenerek, hasar tespit raporu düzenlenir.
Arazinin tehlikeli durumu ve binaların gördüğü hasar bakımından yıktırılması ve boşaltılması gerekenler hakkında, o il ve ilçenin en büyük mülkiye amirine ayrı bir rapor verilir. Bu makamlarca böyle binalar derhal boşalttırılır. Yıkılması gerekenler için en çok 3 gün süre verilerek tehlikenin giderilmesi sahiplerine bildirilir. Mahallinde sahibi bulunmadığı takdirde durum, mahalli vasıtalarla ilan edilmek suretiyle, bildiri yapılmış sayılır.
Mal sahibi veya vekili, bu bildiriye karşı 3 gün içinde yetkili idare kurullarına itiraz edebilir. İdare kurulları bu itirazı en geç 3 gün içinde inceler ve karara bağlar. Süresinde itiraz olunmıyan, yahut itiraz olunup da idare kurullarınca yıkılması onaylanan binaları mal sahibi yıkmadığı takdirde bu binalara el konularak yıkma parası yıkıntıdan elde edilecek malzeme bedelinden ödenmek üzere, mahallin en büyük mülkiye amirinin emri ile yıktırılır.
b)Hasar görmüş, fakat ıslahı mümkün olan binaların fen kurullarının göstereceği şartlara göre tamiri yapılıncaya kadar içine girilmesine ve oturulmasına izin verilemez. Bu binalar 1 yıl içinde tamir ettirilmediği ve itiraz da olmadığı takdirde yukarıdaki esaslar dahilinde yıktırılır.
İtiraz halinde, bu itiraz yukarıdaki mahalli idare kurullarınca 5 gün içinde incelenir ve karara bağlanır. İtiraz sebepleri yerinde görüldüğü takdirde süre 6 ay daha uzatılır." hükmü yer almıştır.
Görüldüğü üzere, 7269 sayılı Kanun'un 1. maddesinde, deprem afetinden zarar gören yerlerde alınacak tedbirlerle yapılacak yardımlar hakkında bu Kanun hükümlerinin uygulanacağı vurgulanmış olup, 13. maddesinde ise, depremden zarar gören konutlar ağır hasarlı, orta hasarlı ve hasarsız konutlar olarak ayrılarak, ağır hasarlı konutların boşaltılarak acilen yıkılması; orta hasarlı konutların her bir bina veya konut için fen kurullarının göstereceği şartlara göre verilen süre içerisinde ıslah ettirilmesi, ıslahının yapılmaması durumunda da bu konutlar için de mutlak suretle ağır hasarlı konutların yıkılmasında öngörülen usulün işletilmesi hükme bağlanmıştır.
Öte yandan, 3194 sayılı İmar Kanunu'nun "Yıkılacak derecede tehlikeli yapılar" başlıklı 39.maddesinde; "Bir kısmı veya tamamının yıkılacak derecede tehlikeli olduğu belediye veya valilik tarafından tespit edilen yapıların sahiplerine tehlike derecesine göre bunun izalesi için belediye veya valilikçe on gün içinde tebligat yapılır. Yapı sahibinin bulunmaması halinde binanın içindekilere tebligat yapılır. Onlar da bulunmazsa tebligat varakası tebliğ yerine kaim olmak üzere tehlikeli yapıya asılır ve keyfiyet muhtarla birlikte bir zabıtla tespit edilir. Tebligatı müteakip süresi içinde yapı sahibi tarafından tamir edilerek veya yıktırılarak tehlike ortadan kaldırılmazsa bu işler belediye veya valilikçe yapılır ve masrafı % 20 fazlası ile yapı sahibinden tahsil edilir. Alakalının fakruhali tevsik olunursa masraf belediye veya valilikçe bütçesinden karşılanır. Tehlike durumu o yapı ve civarının boşaltılmasını icabettiriyorsa mahkeme kararına lüzum kalmaksızın zabıta marifetiyle derhal tahliye ettirilir." hükmü yer almıştır.
Uyuşmazlıkta; dava konusu işleme bakıldığında, 3194 sayılı Kanun'un 39. maddesi kapsamında tesis edildiğinde herhangi bir tereddüt bulunmamakta olup, bu madde uyarınca yapının yıkılacak derecede tehlikeli olduğu yönünde yetkili idarece yapılmış bir tespit ve hazırlanmış rapor bulunmadığı ve davacıya ait orta hasarlı olarak tespit edilen konutun 7269 sayılı Kanun kapsamında kendisine verilen süre sonuna kadar güçlendirilmesinin yapılmadığından, bu süre sonunda yapının kendiliğinden yıkılacak derecede tehlikeli hale geldiğinin kabulüyle işlem tesis edildiği anlaşılmaktadır.
Davacıya ait konutun durumu 7269 sayılı Kanun'un 13. maddesinin (a) ve (b) fıkraları kapsamında değerlendirildiğinde; yetkili fen kurullarınca yapılan incelemeler neticesinde hasar durumunun tespit, ilan ve kesinleştirilmesinin sağlanmasının yanı sıra, bu yapılardan orta hasarlı olanların ıslah ve güçlendirilmesinin ne şekilde yapılacağına ilişkin şartların her bir yapı için fen kurullarınca belirlenmesi ve yapının fen kurullarınca gösterilen şartlarda verilen süre sonuna kadar tamiratının (ıslah ve güçlendirilmesinin) yapılmaması durumunda ise, mülki amire bir rapor verilmesi, binanın boşaltılması, bildirim, itiraz, yapının mal sahibi tarafından yıkılmasının istenilmesi gibi usul ve esaslar öngören 13.maddenin (a) fıkrasında yer alan prosedürün işletilmesi gerekmektedir.
Bakılan davada, 3194 sayılı Kanun'un 39. maddesi kapsamında yapının yıkılacak derecede tehlikeli olduğu yönünde yapılmış bir tespit bulunmadığı gibi, dosya içeriğinden davacıya ait yapının ıslah ve güçlendirilmesinin ne şekilde yapılması gerektiğine ilişkin fen kurulunca belirlenip davacıya tebliğ edilen ıslah koşullarını gösteren ve verilen süre içerisinde bu çalışmalar yapılmadığından bahisle, rapor hazırlanması, bildirim ve itiraz süreçlerinden sonra yapının öncelikli olarak mal sahibi tarafından yıkılmasının istenilmesi yönünde tesis edilmiş işlemler bulunmadığının; başka bir deyişle davacıya ait konutun yıkılması konusunda 7269 sayılı Kanun'un 13. maddesinin (a) ve (b) fıkralarında öngörülen prosedürün işletilmediğinin anlaşılması karşısında, davacıya ait yapının doğrudan yıkılmasını öngören dava konusu işlemde hukuka uygunluk bulunmadığından, davanın reddi yolundaki İdare Mahkemesi kararında hukuki isabet görülmemiştir.
Açıklanan nedenlerle, davacının temyiz isteminin kabulüne, Sakarya 1.İdare Mahkemesi'nin 26/09/2014 günlü, E:2014/999, K:2014/917 sayılı ısrar kararının BOZULMASINA, yürütmenin durdurulması istemi hakkında karar verilmediğinden, istemi halinde 41,50-TL harcın davacıya iadesine, dosyanın anılan İdare Mahkemesine gönderilmesine, kararın tebliğ tarihini izleyen 15 (onbeş) gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 12/02/2018 tarihinde oybirliği ile karar verildi.