TEMYİZ EDENLER : I-(DAVACI) : K1 vasisi K2
II-(DAVALI) : F1 Başkanlığı
VEKİLİ: Av. K3
DİĞER DAVALILAR: 1-Adalet Bakanlığı
VEKİLİ: Av. K4
2-F2 Birliği
VEKİLİ: Av. K5
İSTEMİN KONUSU : Ankara Bölge İdare Mahkemesi 12. İdari Dava Dairesinin 15/09/2022 tarih ve E:2022/669, K:2022/1101 sayılı ısrar kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: F3na kayıtlı serbest avukat olan davacı tarafından, ''Meslekten Çıkarma" cezası ile cezalandırılmasına ilişkin F1 Disiplin Kurulunun 05/05/2017 tarih ve E:2016/17, K:2017/30 sayılı kararı ile bu karara karşı yapmış olduğu itirazın reddine ilişkin F2 Birliği Disiplin Kurulunun 11/11/2017 tarih ve E:2017/717, K:2017/959 sayılı kararının iptali istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: Ankara 13. İdare Mahkemesinin 10/01/2019 tarih ve E:2018/744, K:2019/80 sayılı kararıyla; davacının, Kocaeli 2. Ağır Ceza Mahkemesinin E:2016/147, K:2016/2870 sayılı kararı ile hizmet nedeni ile güveni kötüye kullanma suçundan 10 ay hapis ve adli para cezasına mahkum edildiği, kararın istinaf edilmeksizin kesinleştiği, F1 Başkanlığınca usulüne uygun yapılan disiplin soruşturması neticesinde davacının mahkum olduğu suçun, 1136 sayılı Avukatlık Kanunu'nun 5/a maddesinde sayma suretiyle belirtilen suçlardan olduğu, belirtilen suçtan mahkumiyetin de aynı Kanun'un 136. maddesi gereğince meslekten çıkarma cezasını gerektirdiği anlaşıldığından, davacı hakkında tesis edilen meslekten çıkarma cezası ile cezalandırılmasına ilişkin işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti : Ankara Bölge İdare Mahkemesi 12. İdari Dava Dairesinin 19/06/2019 tarih ve E:2019/1109, K:2019/1127sayılı kararıyla; istinaf başvurusuna konu İdare Mahkemesi kararının hukuka ve usule uygun olduğu ve davacı tarafından ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği belirtilerek 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.
Daire kararının özeti: Danıştay Sekizinci Dairesinin 03/02/2022 tarih ve E:2019/9141, K:2022/517 sayılı kararıyla; dosyanın incelenmesinden, davacı tarafından dava dilekçesinde duruşma talebinde bulunulduğu halde İdare Mahkemesince kanun hükmüne aykırı biçimde duruşma yapılmaksızın karar verildiği;
Bu durumda, davacının duruşma isteminde bulunmasına karşın İdare Mahkemesince duruşma yapılmadan karar verilmesinde usul hükümlerine uygunluk bulunmadığından, Ankara 13. İdare Mahkemesinin 10/01/2019 tarih ve E:2018/744, K:2019/80 sayılı kararına yönelik istinaf isteminin reddine ilişkin temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararında hukuki isabet bulunmadığı,
Öte yandan, duruşma yapılmasının zorunlu olduğu durumlarda ilk derece mahkemesince bu talebin karşılanmayarak karar verildiği hallerde, bu durum 2577 sayılı Kanun'un 45/5. maddesinde sınırlı sayıda belirtilen hususlardan olmadığından, bölge idare mahkemesi tarafından duruşmanın bizzat yapılarak işin esası hakkında karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle Ankara Bölge İdare Mahkemesi 12. İdari Dava Dairesinin 19/06/2019 tarih ve E:2019/1109, K:2019/1127 sayılı kararının bozulmasınakarar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi ısrar kararının özeti: Ankara Bölge İdare Mahkemesi 12. İdari Dava Dairesinin 15/09/2022 tarih ve E:2022/669, K:2022/1101 sayılı kararıyla; olayda her ne kadar Danıştay Sekizinci Dairesince İdare Mahkemesince yapılmayan duruşmanın Dairelerince yapılması gerektiği gerekçesiyle kararları bozulmuş ise de; İdare Mahkemesi kararındaki hukuki noktaların ve maddi yanlışlıkların Dairelerince incelenmesi mümkün olmakla birlikte bu kapsamda olmadığı hususunda tereddüt bulunmayan duruşma yapılmaması gibi dosyanın tekemmülüne ilişkin usulü eksikliklerin yasal düzenlemeler uyarınca istinaf merci tarafından giderilmesine olanak bulunmadığı,
Bu durumda İdare Mahkemesince davacının duruşma istemi göz önünde bulundurulmaksızın verilen kararda usul hükümlerine uyarlık bulunmadığı açık olduğundan, İdare Mahkemesi kararının bozularak İdare Mahkemesinden duruşma yapılmasının talep edilmesi gerektiğinden, Danıştay Sekizinci Dairesinin "duruşma yapılmamasına" ilişkin usul eksikliğinin Dairelerince giderilmesi gerektiği yolundaki kararına uyulmayarak ısrar edilmiştir.
TEMYİZ EDENLERİN İDDİALARI : Davacı tarafından, hakkında tesis edilen işlem hukuka aykırı olduğundan ısrar kararının bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.
Davalı idarelerden F1 tarafından, istinaf ve temyiz konusu yapılmayan duruşma hususunun bozma nedeni olarak kabul edilmesinin yalnızca yargılamanın uzaması neticesini doğurduğu; öte yandan duruşma yapılmaması hususu hukuka aykırılık olarak değerlendirilecek olsa dahi, ilk inceleme üzerine verilen bir karar söz konusu olmadığından, istinaf mahkemesince duruşma yapılması ve işin esası hakkında karar verilmesi gerektiği ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMALARI : Davalı idarelerden Adalet Bakanlığı ile F1 tarafından, istemin reddi gerektiği savunulmuş, davacı ile davalı idarelerden F2 Birliği tarafından ise savunma verilmemiştir.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ K6'UN DÜŞÜNCESİ :Temyiz isteminin reddi ile Ankara Bölge İdare Mahkemesi 12. İdari Dava Dairesi ısrar kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 17. maddesinin 2. fıkrası uyarınca davacının duruşma istemi yerinde görülmeyerek gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE:
İLGİLİ MEVZUAT :
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun "Duruşma" başlığını taşıyan 17. maddesinde;
"1. Danıştay ile idare ve vergi mahkemelerinde açılan iptal ve yirmibeşbin Türk Lirasını aşan tam yargı davaları ile tarh edilen vergi, resim ve harçlarla benzeri mali yükümler ve bunların zam ve cezaları toplamı yirmibeşbin Türk Lirasını aşan vergi davalarında, taraflardan birinin isteği üzerine duruşma yapılır.
2.Temyiz ve istinaflarda duruşma yapılması tarafların istemine ve Danıştay veya ilgili bölge idare mahkemesi kararına bağlıdır.
3. Duruşma talebi, dava dilekçesi ile cevap ve savunmalarda yapılabilir..." hükmü;
"İstinaf" başlıklı 45. maddesinde;
"...
3. Bölge idare mahkemesi, yaptığı inceleme sonunda ilk derece mahkemesi kararını hukuka uygun bulursa istinaf başvurusunun reddine karar verir. Karardaki maddi yanlışlıkların düzeltilmesi mümkün ise gerekli düzeltmeyi yaparak aynı kararı verir.
4. Bölge idare mahkemesi, ilk derece mahkemesi kararını hukuka uygun bulmadığı takdirde istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verir. Bu hâlde bölge idare mahkemesi işin esası hakkında yeniden bir karar verir. İnceleme sırasında ihtiyaç duyulması hâlinde kararı veren mahkeme veya başka bir yer idare ya da vergi mahkemesi istinabe olunabilir. İstinabe olunan mahkeme gerekli işlemleri öncelikle ve ivedilikle yerine getirir.
5.Bölge idare mahkemesi, ilk inceleme üzerine verilen kararlara karşı yapılan istinaf başvurusunu haklı bulduğu, davaya görevsiz veya yetkisiz mahkeme yahut reddedilmiş veya yasaklanmış hâkim tarafından bakılmış olması hâllerinde, istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar vererek dosyayı ilgili mahkemeye gönderir. Bölge idare mahkemesinin bu fıkra uyarınca verilen kararları kesindir...'' hükmü yer almaktadır.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Uyuşmazlıkta ısrar noktası, davacının talebine rağmen İdare Mahkemesince duruşma yapılmaksızın karar verilmesi ve bu karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine bu usuli eksikliğin istinaf dairesince tespiti halinde duruşmanın mahkeme tarafından mı istinaf dairesince mi yapılacağı hususuna ilişkindir.
Yukarıda anılan Kanun hükümlerine göre, idare mahkemelerinde açılan iptal davalarında taraflardan birinin talep etmesi halinde duruşma yapılması zorunludur.
Dosyanın incelenmesinden, davacı tarafından dava dilekçesinde duruşma talebinde bulunulduğu halde İdare Mahkemesince Kanun hükmüne aykırı biçimde duruşma yapılmaksızın karar verildiğianlaşılmaktadır.
Bu durumda, davacının duruşma isteminde bulunmasına karşın İdare Mahkemesince duruşma yapılmadan karar verilmesinde usul hükümlerine uygunluk bulunmadığı açık olup, duruşmanın mahkeme tarafından mı, yoksa bu usuli eksikliği tespit eden istinaf dairesince mi yapılacağı hususunun açıklığa kavuşturulması gerekmektedir.
2577 sayılı Kanun'un 45. maddesinin 5. fıkrasında, istinaf dairesinin ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar vererek dosyayı ilgili mahkemeye göndereceği haller sayma yoluyla belirlenmiş olup, uyuşmazlık konusu olayda, anılan düzenlemede belirtilen ilk inceleme üzerine verilen bir karar veya davaya görevsiz veya yetkisiz mahkeme yahut reddedilmiş veya yasaklanmış hâkim tarafından bakılmış olması hâlinin söz konusu olmadığı, duruşma yapılmaksızın karar verilmesi halinin sınırlı olarak sayılan bu haller arasında bulunmadığı hususu dikkate alındığında,mahkemesince davacının talebine rağmen duruşma yapılmaksızın karar verilmiş olması, 2577 sayılı Kanun'un 45/5. maddesinde sınırlı sayıda belirtilen hususlardan olmadığından, istinaf dairesi tarafından duruşmanın bizzat yapılarak işin esası hakkında karar verilmesi gerekmektedir.
Bu itibarla, "duruşma yapılmamasına" ilişkin usul eksikliğinin Dairelerince giderilmemesi yolundaki temyize konu Ankara Bölge İdare Mahkemesi 12. İdari Dava Dairesi ısrar kararında hukuki isabet bulunmamaktadır.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1.Davacı ile davalı idarelerden F1nun temyiz istemlerinin kabulüne;
2."Duruşma yapılmamasına" ilişkin usul eksikliğinin Dairelerince giderilmemesi yolundaki Ankara Bölge İdare Mahkemesi 12. İdari Dava Dairesinin temyize konu 15/09/2022 tarih ve E:2022/669, K:2022/1101 sayılı ısrar kararının BOZULMASINA,
3.Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın Ankara Bölge İdare Mahkemesi 12. İdari Dava Dairesine gönderilmesine, 17/05/2023 tarihinde kesin olarak oyçokluğu ile karar verildi.
KARŞIOY
X-2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun "Duruşma" başlığını taşıyan 17. maddesinde;
"1. Danıştay ile idare ve vergi mahkemelerinde açılan iptal ve yirmibeşbin Türk Lirasını aşan tam yargı davaları ile tarh edilen vergi, resim ve harçlarla benzeri mali yükümler ve bunların zam ve cezaları toplamı yirmibeşbin Türk Lirasını aşan vergi davalarında, taraflardan birinin isteği üzerine duruşma yapılır.
2.Temyiz ve istinaflarda duruşma yapılması tarafların istemine ve Danıştay veya ilgili bölge idare mahkemesi kararına bağlıdır.
3. Duruşma talebi, dava dilekçesi ile cevap ve savunmalarda yapılabilir..." hükmü;
"İstinaf" başlıklı 45. maddesinde;
"...
3. Bölge idare mahkemesi, yaptığı inceleme sonunda ilk derece mahkemesi kararını hukuka uygun bulursa istinaf başvurusunun reddine karar verir. Karardaki maddi yanlışlıkların düzeltilmesi mümkün ise gerekli düzeltmeyi yaparak aynı kararı verir.
4. Bölge idare mahkemesi, ilk derece mahkemesi kararını hukuka uygun bulmadığı takdirde istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verir. Bu hâlde bölge idare mahkemesi işin esası hakkında yeniden bir karar verir. İnceleme sırasında ihtiyaç duyulması hâlinde kararı veren mahkeme veya başka bir yer idare ya da vergi mahkemesi istinabe olunabilir. İstinabe olunan mahkeme gerekli işlemleri öncelikle ve ivedilikle yerine getirir.
5.Bölge idare mahkemesi, ilk inceleme üzerine verilen kararlara karşı yapılan istinaf başvurusunu haklı bulduğu, davaya görevsiz veya yetkisiz mahkeme yahut reddedilmiş veya yasaklanmış hâkim tarafından bakılmış olması hâllerinde, istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar vererek dosyayı ilgili mahkemeye gönderir. Bölge idare mahkemesinin bu fıkra uyarınca verilen kararları kesindir...'' hükmü yer almaktadır.
Yukarıda anılan Kanun hükümlerine göre, İdare Mahkemelerinde açılan iptal davalarında taraflardan birinin isteği üzerine duruşma yapılması zorunlu bulunmaktadır.
Dosyanın incelenmesinden, davacı tarafından dava dilekçesinde duruşma talebinde bulunulduğu halde İdare Mahkemesince yukarıda belirtilen Kanun hükmüne aykırı biçimde duruşma yapılmaksızın karar verildiğianlaşılmıştır.
Bu durumda, davacının duruşma isteminde bulunmasına karşın İdare Mahkemesince duruşma yapılmadan karar verilmesinde usul hükümlerine uygunluk bulunmadığı açık olup, duruşma yapılmasının zorunlu olduğu durumlarda ilk derece mahkemesince bu talebin karşılanmayarak karar verildiği hallerde, duruşmanın mahkeme tarafından mı, istinaf dairesince mi yapılacağı hususunun açıklığa kavuşturulması gerekmektedir.
2577 sayılı Kanun'un 45. maddesinde; bölge idare mahkemesinin istinaf incelemesinde, yaptığı inceleme sonunda ilk derece mahkemesi kararını hukuka uygun bulursa istinaf başvurusunun reddine karar vereceği, karardaki maddi yanlışlıkların düzeltilmesi mümkün ise gerekli düzeltmeyi yaparak aynı kararı vereceği; ilk derece mahkemesi kararını hukuka uygun bulmadığı takdirde istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar vererek, işin esası hakkında yeniden bir karar vereceği öte yandan, bölge idare mahkemesinin, ilk inceleme üzerine verilen kararlara karşı yapılan istinaf başvurusunu haklı bulduğu, davaya görevsiz veya yetkisiz mahkeme yahut reddedilmiş veya yasaklanmış hâkim tarafından bakılmış olması hâllerinde, istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar vererek dosyayı ilgili mahkemeye göndereceği hükme bağlanmıştır.
Bu düzenlemeye göre istinafincelemesine konu olan kararda hukuki isabet görülmediğinin Bölge İdare Mahkemesi tarafından saptanması halinde, dosyanın kararı veren mahkemeye geri gönderilmesi yerine, uyuşmazlığın esasının bizzat çözümlenerek nihai olarak karara bağlanması genel kural olup, kararın bozularak dosyanın geri gönderilmesi, ilk inceleme üzerine verilen kararlarla sınırlı tutulmuştur.
Bununla birlikte, yukarıda belirtilen durumun, uyuşmazlıklarda verilen kararların istinaf incelemesinin esastan yapılabilmesi, ilk derece mahkemesince uyuşmazlığın tüm unsurları yönünden bir inceleme yapılarak davanın esası hakkında bir karar verilmiş olması halinde geçerlidir. Başka bir deyişle; düzenleme, davaya konu edilen tüm işlemler yönünden yargılaması yapılmış ve hüküm kurulmuş bir kararın varlığına işaret etmekte olup, ilk derece mahkemesince, dava konusu edilen işlemlerin tamamına yönelik bir inceleme ve hukuki değerlendirme yapılmadan bazı işlemler yönünden hüküm kurulmadan veya ilk derece mahkemesince dosyanın tekemmülü sağlanmadan karar verilmesi durumunda, Bölge İdare Mahkemesinin, ilk derece mahkemesi kararını, yargılaması hiç yapılmamış kısım yönünden de bir denetime tabi tutup uyuşmazlığın esası hakkında ilk derece mahkemesinin yerine geçerek karar vermesi 2577 sayılı Kanun'un 45. maddesine aykırı olacaktır.
Zira aksi bir kabul, yasa koyucu tarafından benimsenen yargılama sistemi dışında bir yargılama usulünün benimsenmesi ve istinaf usulünün getiriliş amacının dışına çıkılması sonucunu doğuracağı gibi Anayasa ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nde vurgulanan adil yargılanma ve doğal hâkim ilkelerine de aykırı sonuçlar doğurabilecektir.
Uyuşmazlık konusu olayda her ne kadar çoğunluk kararında, İdare Mahkemesince yapılmayan duruşmanın istinaf dairesince yapılması gerektiği gerekçesiyle ısrar kararı bozulmuş ise de; İdare Mahkemesi kararındaki hukuki noktaların ve maddi yanlışlıkların istinaf dairesince incelenmesi mümkün olmakla birlikte bu kapsamda olmadığı hususunda tereddüt bulunmayan, duruşma yapılmaması gibi dosyanın tekemmülüne ilişkin usulü eksikliklerin yukarıda belirtilen yasal düzenlemeler uyarınca istinaf merci tarafından giderilmesine olanak bulunmadığı sonucuna varılmaktadır.
Bu durumda, İdare Mahkemesince davacının duruşma istemi göz önünde bulundurulmaksızın verilen kararda usul hükümlerine uyarlık bulunmadığı açık olduğundan, İdare Mahkemesi kararının bozularak İdare Mahkemesinden duruşma yapılmasının talep edilmesi gerektiğinden, "duruşma yapılmamasına" ilişkin usul eksikliğinin Dairelerince giderilmemesi yolundaki temyize konu Bölge Mahkemesi ısrar kararında hukuka aykırılık bulunmadığından ısrar kararının onanması gerektiği oyuyla, karara katılmıyoruz.