Dosya olarak kaydet: PDF - TIFF - WORD
Görüntüleme Ayarları:

DAVA TÜRÜ : Elatmanın önlenmesi

Taraflar arasında hakem sıfatıyla görülen davada;

Davacı Hazine, davalı Belediyenin devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan dere yatağından kum ve çakıl çıkarmak suretiyle elattığını ileri sürerek elatmanın önlenmesi ve tazminat isteğinde bulunmuştur.

Davalı, davanın reddini savunmuştur.

Mahkemece, davanın kabulüyle davalının kum almak suretiyle elatmasının önlenmesine ve tazminata karar verilmiştir.

Davalı tarafından süresinde hakem kararına itirazı üzerine mahkemece itirazın reddine karar verilmiş, karar kesinleşmiştir.

Hakem sıfatıyla verilip kesinleşen karara karşı Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca HUMK’nun 427/6 md.gereğince kanun yararına temyiz yoluna başvurulmakla, tetkik hakimi K1’ün raporu okundu, düşüncesi alındı.Dosya incelendi gereği görüşülüp düşünüldü.

-KARAR-

Dava taşınmazın aynı ile ilgili ( elatmanın önlenmesi ve buna bağlı tazminat ) isteğine ilişkindir.

Mahkemece, davaya hakem sıfatıyla bakılarak karar verilmiştir.

Bilindiği üzere, 29.6.1938 tarihli 3533 Sayılı Yasanın 1. maddesi gereğince Umumi, Mülhak ve Hususi Bütçelerle idare edilen Daireler ve Belediyelerle sermayesinin tamamı Devlete veya Belediye veya Hususi idarelere ait Daire ve Müesseseler arasındaki ihtilafların tahkim yolu (hakem marifetiyle) ile çözümlenmesi gerekeceği muhakkaktır. Davadaki tarafların ise, anılan Yasanın 1. maddesinde belirtilen kuruluşlardan olduğu ve dava sebebinin taşınmazın aynına yönelik bulunduğu da sabittir. Nevar ki, 3.7.2003 tarihinde kabul edilip 19.7.2003 tarihinde yürürlüğe giren 4916 Sayılı Yasanın 24. maddesi ile 3533 Sayılı Yasanın 4. maddesi hükmü değiştirilmiş, taşınmazın aynı ile ilgili ihtilaflar bu maddenin kapsamı dışına çıkarılarak çekişmelerin genel mahkemelerde çözüme kavuşturulacağı hükme bağlanmıştır. Görev kuralı; kamu düzeniyle ilgili olup, mahkemece davanın her aşamasında kendiliğinden (res’en) gözetilmesi gerekli bir usul kuralıdır.

Öte yandan, yasal düzenlemelerle sonradan yürürlüğe konulan usul hükümlerinin; özellikle mahkemelerin görevini belirleyen kuralların -ayrık durumlar hariç- kesinleşmemiş, eldeki davalarda da uygulanacağı tartışmasızdır.

Hal böyle olunca davanın görev yönünden reddine karar verilmesi gerekirken yazılı olduğu üzere hüküm kurulması doğru değildir. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının temyiz itirazı yerindedir. Kabulü ile hükmün açıklanan nedenle HUMK.nun 427/6-8. maddesi gereğince kamu yararına BOZULMASINA, 29.6.2006 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.