Dosya olarak kaydet: PDF - TIFF - WORD
Referans kopyala
Görüntüleme Ayarları:

DAVA TÜRÜ : TAPU İPTAL, TESCİL, ELATMANIN ÖNLENMESİ

Taraflar arasında görülen tapu iptal, tescil, elatmanın önlenmesi davası sonunda, yerel mahkemece davanın, reddine ilişkin olarak verilen karar davacılar vekili tarafından yasal süre içerisinde duruşma istekli temyiz edilmiş olmakla, duruşma günü olarak saptanan 8.7.2014 Salı günü için yapılan tebligat üzerine temyiz edenler vekili Avukat L. P. ile temyiz edilen vekili Avukat H. W. geldiler duruşmaya başlandı, süresinde verildiği ve kayıt olunduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra gelen vekillerin sözlü açıklamaları dinlendi, duruşmanın bittiği bildirildi, iş karara bırakıldı. Bilahare Tetkik Hakimi W. I. tarafından düzenlenen rapor okundu, düşüncesi alındı. Dosya incelenerek gereği görüşülüp düşünüldü:

-KARAR-

Dava, muris muvazaası hukuksal nedenine dayalı tapu iptal-tescil ve müdahalenin men'i isteklerine ilişkindir.

Mahkemece, iddiaların kanıtlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

Dosya içeriği ve toplanan delillerden; davacılar T. F. ve A.'nin 18.12.2005 tarihinde ölen mirasbırakan Z.'in kızları, davalıların ise oğulları olduğu, mirasbırakanın dava dışı J. ve Ö. isimli iki mirasçısı daha bulunduğu, mirasbırakan Z.'in 24.03.1988 tarihli akit ile davaya konu 16 ve 17 parselin öncesini oluşturan 58 parseli davalı oğlu F. L.'ye, 59 parseli davalı oğlu V.'a satış suretiyle temlik ettiği, mirasbırakanın aynı akitle davalılara davaya konu edilmeyen 51 ve 52 parselleri de satış suretiyle temlik ettiği, daha sonra imar uygulaması ile 58 parselin P.1. parsel olarak davalı F. L., 59 parselin P.2. parsel olarak davalı V. adına tescil edildiği, öte yandan mirasbırakanın 04.04.1988 tarihinde aynı adada bulunan 4 parseli davacı A.'ye, 15 parseli davacı T. F.'ya, 3 ve 14 parseli dava dışı J. ve Ö.'ye temlik ettiği, mirasbırakanın 26.04.1994 tarihli resmi akit ile de tarla vasıflı 8 parsel sayılı taşınmazı davalı oğlu F. L.'ye, 31 parsel sayılı taşınmazı da davalıoğlu V.'a satış suretiyle temlik ettiği, davalılara arsa vasıflı 16 ve 17 parseller ile tarla vasıflı 8 ve 31 parsellerin temlikinin mal kaçırma amaçlı ve muvazaalı olduğu iddiası ile eldeki davanın açıldığı anlaşılmaktadır.

Bilindiği üzere; Uygulamada ve öğretide "muris muvazaası" olarak tanımlanan muvazaa, niteliği itibariyle nisbi (nitelikli-vasıflı) muvazaa türüdür. Söz konusu muvazaada miras bırakan gerçekten sözleşme yapmak ve tapulu taşınmazını devretmek istemektedir. Ancak mirasçısını miras hakkından yoksun bırakmak için esas amacını gizleyerek, gerçekte bağışlamak istediği tapulu taşınmazını, tapuda yaptığı resmi sözleşmede iradesini satış veya ölünceye kadar bakma sözleşmesi doğrultusunda açıklamak suretiyle devretmektedir.

Bu durumda yerleşmiş Yargıtay içtihatlarında ve l.4.1974 tarih 1/2 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında açıklandığı üzere; görünürdeki sözleşme tarafların gerçek iradelerine uymadığından, gizli bağış sözleşmesi de 4721 s. Türk Medeni Kanununun 706, 6098 s. Türk Borçlar Kanununun 237 (818 s. Borçlar Kanunun 213) ve Tapu Kanunun 26. maddelerinde öngörülen şekil koşullarından yoksun bulunduğundan, saklı pay sahibi olsun veya olmasın miras hakkı çiğnenen tüm mirasçılar dava açarak resmi sözleşmenin muvazaa nedeni ile geçersizliğinin tespitini ve buna dayanılarak oluşturulan tapu kaydının iptalini isteyebilirler.

Hemen belirtmek gerekir ki; bu tür uyuşmazlıkların sağlıklı, adil ve doğru bir çözüme ulaştırılabilmesi, davalıya yapılan temlikin gerçek yönünün diğer bir söyleyişle miras bırakanın asıl irade ve amacının duraksamaya yer bırakmayacak biçimde ortaya çıkarılmasına bağlıdır. Bir iç sorun olan ve gizlenen gerçek irade ve amacın tespiti ve aydınlığa kavuşturulması genellikle zor olduğundan bu yöndeki delillerin eksiksiz toplanılması yanında birlikte ve doğru şekilde değerlendirilmesi de büyük önem taşımaktadır. Bunun içinde ülke ve yörenin gelenek ve görenekleri, toplumsal eğilimleri, olayların olağan akışı, miras bırakanın sözleşmeyi yapmakta haklı ve makul bir nedeninin bulunup bulunmadığı, davalı yanın alış gücünün olup olmadığı, satış bedeli ile sözleşme tarihindeki gerçek değer arasındaki fark, taraflar ile miras bırakan arasındaki kişisel ilişki gibi olgulardan yararlanılmasında zorunluluk vardır.

Öte yandan miras bırakan sağlığında hak dengesini gözeten kabul edilebilir ölçüde ve tüm mirasçıları kapsar biçimde bir paylaştırma yapmışsa mal kaçırmak kastından söz edilmeyeceğinden olayda 1.4.1974 tarih 1/2 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararının uygulanamayacağı da kuşkusuzdur.

Somut olaya gelince; mirasbırakan Z.'in davalılar, davacılar ve dava dışı mirasçılarına 1988 yılında arsa vasıflı taşınmazlarını temlik ettiği gözetildiğinde anılan temliklerdeki iradesinin paylaştırma olduğu, mal kaçırma amacı bulunmadığı, bu gerekçeyle dava konusu 16 ve 17 parsel sayılı taşınmazlar yönünden davanın reddine karar verilmiş olmasında bir isabetsizlik yoktur. Davacıların bu yöne ilişkin temyiz itirazları yerinde değildir. Reddiyle usul ve yasaya uygun olan hükmün ONANMASINA,

Davacıların 8 ve 31 parsel sayılı taşınmazlar yönünden temyiz itirazlarına gelince, 1994 yılında oğullarına satış suretiyle bu taşınmazları temlik ettiği anlaşılan mirasbırakan Z.'in varlıklı olup satış tarihinde mal satmaya ihtiyacı bulunmadığı, davalıların bedelini ödeyerek aldıkları yönündeki savunmanın kanıtlanamadığı anlaşıldığına göre,bu taşınmazların davalılara temlikinin mal kaçırma amaçlı ve muvazaalı olduğu sonucuna ulaşılmaktadır.

Hal böyle olunca, 8 ve 31 parsel sayılı taşınmazlar yönünden davanın kabulüne karar verilmesi ve sair taleplerin de buna göre değerlendirilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde karar verilmiş olması doğru değildir.

Davacıların temyiz itirazı, açıklanan yönler itibariyle yerindedir. Kabulü ile hükmün açıklanan nedenlerden ötürü (6100 sayılı Yasanın geçici 3.maddesi yollaması ile) 1086 sayılı HUMK'un 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 28.12.2013 tarihinde yürürlüğe giren Avukatlık Ücret Tarifesinin 14. maddesi gereğince gelen temyiz edenler vekili için 1.100.00.-TL. duruşma avukatlık parasının temyiz edilenlerden alınmasına, 8.7.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

©2019 On İki Levha Yayıncılık A.Ş.