İtirazname No : 2022/151561
KARARI VEREN
YARGITAY DAİRESİ : 10. Ceza Dairesi
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SAYISI : 1414-1970
I. HUKUKÎ SÜREÇ
Sanığın uyuşturucu madde ticareti yapma suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 188/3, 62, 52/2-4, 53, 54, 58... . maddeleri uyarınca 8 yıl 4 ay hapis ve 16.660,00 TL adli para cezasıyla cezalandırılmasına, taksitlendirmeye, hak yoksunluğuna, mahsuba, müsadereye ve cezasının mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine; esrar elde etmek amacıyla kenevir ekme suçundan ise 2313 sayılı Uyuşturucu Maddelerin Murakabesi Hakkında Kanun'un 23/5-1. cümlesi, TCK'nın 62... /2-4. maddeleri gereğince 3 yıl 9 ay hapis ve 9.160,00 TL adli para cezasıyla cezalandırılmasına ve taksitlendirmeye ilişkin Fethiye Ağır Ceza Mahkemesince verilen 22.02.2022 tarihli ve 548-94 sayılı hükümlerin, Cumhuriyet savcısı ve sanık müdafii tarafından istinaf edilmesi üzerine, dosyayı inceleyen İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 26. Ceza Dairesince duruşma açılarak yapılan yargılama sonucunda 21.06.2022 tarih ve 1414-1970 sayı ile; uyuşturucu madde ticareti yapma suçundan kurulan mahkûmiyet hükmüne yönelik istinaf başvurusunun düzeltilerek esastan reddine; esrar elde etmek amacıyla kenevir ekme suçundan kurulan mahkûmiyet hükmünün ise 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 280/2. maddesi uyarınca kaldırılarak sanığın, 2313 sayılı Kanun'un 23/5-1. cümle, TCK'nın 43, 62, 52/2-4, 53, 54... . maddeleri gereğince 4 yıl 8 ay 7 gün hapis ve 11.440,00 TL adli para cezasıyla cezalandırılmasına, taksitlendirmeye, hak yoksunluğuna, müsadereye ve cezasının mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine ilişkin söz konusu hükümlerin sanık ve müdafii tarafından temyiz edilmesi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay 10. Ceza Dairesince 28.03.2023 tarih ve 526-2691 sayı ile temyiz istemlerinin reddi ile hükümlerin onanmasına karar verilmiştir.
II. İTİRAZ SEBEPLERİ
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca 17.05.2023 tarih ve 151561 sayı ile; "Sanık müdafiinin temyiz dilekçesinde; 'Mahkemenin müvekkil aleyhine vermiş olduğu kararı kanun ve hukuka aykırıdır. Bu nedenle ilgili kararın bozulması gerekmektedir. Sayın mahkemenin kanun ve hukuka aykırı olarak 21/06/2022 tarihinde verdiği kararı temyiz ediyor ve gerekçeli karar tarafımıza tebliğ edildiğinde gerekçelerimizi de sunmak üzere temyiz istemimizin kabulüne arz ve talep ediyorum', sanığın temyiz dilekçesinde ise; 'İzmir Bölge Adliye mahkemesi 26. Ceza Dairesi tarafından ekicilikten 4 yıl 8 ay, uyuşturucu ticareti suçundan 8 yıl 4 ay ceza verildi. Gerekçeli karar tarafıma ulaştığında detaylı ek savunma göndereceğim, itiraz süremin başlatılmasını istiyorum. Gereğinin yapılmasını arz ve talep ederim' şeklinde gösterdikleri temyiz nedenlerinin bir sebep ihtiva etmediği, sanık ve müdafiinin süresi içerisinde temyiz nedenlerini içerir dilekçe ibraz etmedikleri ve bu nedenle temyiz istemlerinin CMK'nun 298. maddesi uyarınca reddine karar verilmesi gerektiği" görüşüyle itiraz yoluna başvurmuştur.
CMK'nın 308. maddesi uyarınca inceleme yapan Yargıtay 10. Ceza Dairesince 30.05.2023 tarih ve 10403-4890 sayı ile itiraz nedenlerinin yerinde görülmediğinden bahisle Yargıtay Birinci Başkanlığına gönderilen dosya, Ceza Genel Kurulunca değerlendirilmiş ve açıklanan gerekçelerle karara bağlanmıştır.
III. UYUŞMAZLIK KAPSAMI VE KONUSU
İtirazın kapsamına göre inceleme sanık hakkında uyuşturucu madde ticareti yapma ve esrar elde etmek amacıyla kenevir ekme suçlarından kurulan mahkûmiyet hükümleriyle sınırlı olarak yapılmıştır.
Özel Daire ile Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı arasında oluşan ve Ceza Genel Kurulunca çözümlenmesi gereken uyuşmazlık; Bölge Adliye Mahkemesince yüze karşı verilen karara yönelik sanık müdafii tarafından 21.06.2022, sanık tarafından ise 22.06.2022 tarihinde sunulan temyiz dilekçelerinin, bir temyiz nedeni içerip içermediğinin belirlenmesine ilişkindir.
IV. OLAY VE OLGULAR
İncelenen dosya kapsamından;
Fethiye Cumhuriyet Başsavcılığınca 15.09.2021 tarihli ve 3333-330 sayılı iddianame ile; sanığın, uyuşturucu madde ticareti yapma ve esrar elde etmek amacıyla kenevir ekme suçlarından cezalandırılması istemiyle kamu davası açıldığı,
Fethiye Ağır Ceza Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda, sanığın uyuşturucu madde ticareti yapma suçundan, TCK’nın 188/3, 62, 52/2-4, 53, 54, 58... . maddeleri uyarınca 8 yıl 4 ay hapis ve 16.660,00 TL adli para cezasıyla; esrar elde etmek amacıyla kenevir ekme suçundan ise 2313 sayılı Kanun’nun 23/5-1. cümlesi, TCK’nın 62... /2-4. maddeleri gereğince 3 yıl 9 ay hapis ve 9.160,00 TL adli para cezasıyla cezalandırılmasına karar verildiği,
Söz konusu hükümlerin, Cumhuriyet savcısı ve sanık müdafii tarafından istinaf edilmesi üzerine dosyayı inceleyen İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 26. Ceza Dairesince, duruşma açılarak yapılan yargılama sonucunda 21.06.2022 tarih ve 1414-1970 sayı ile; uyuşturucu madde ticareti yapma suçundan kurulan mahkûmiyet hükmüne yönelik istinaf başvurusunun düzeltilerek esastan reddine; esrar elde etmek amacıyla kenevir ekme suçundan kurulan mahkûmiyet hükmünün ise CMK'nın 280/2. maddesi uyarınca kaldırılarak sanığın, 2313 sayılı Kanun’un 23/5-1. cümle, TCK’nın 43, 62, 52/2-4, 53, 54... . maddeleri uyarınca 4 yıl 8 ay 7 gün hapis ve 11.440,00 TL adli para cezasıyla cezalandırılmasına karar verildiği,
Gerekçesiyle birlikte açıklanmayan kısa kararın sanık ve müdafiinin yüzüne karşı okunduğu, kurulan kararlara karşı kanun yoluna, şekline, süresine ve sonuçlarına ilişkin olarak hüküm fıkrasının sonunda; "Sanık ve müdafine tefhim tarihinden itibaren 15 gün içinde Dairemize verilecek dilekçe veya tutanağa geçirilmek üzere zabıt kâtibine beyanda bulunmak, sanığın hükümlü/tutuklu olarak bulunduğu ceza infaz kurumu ve tutukevi müdürüne beyanda bulunmak suretiyle veya bu hususta bir dilekçe vererek veyahut da bir başka İlk Derece Ceza Mahkemesi veya Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Dairesi aracılığıyla dilekçe gönderilmek suretiyle, Yargıtay ilgili Ceza Dairesi tarafından incelenmek üzere temyiz yolu açık olmak üzere oybirliğiyle verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı." ihtarında bulunulduğu,
Söz konusu kararların sanık ve müdafii tarafından temyiz edildiği, sanık müdafii tarafından sunulan 21.06.2022 tarihli temyiz dilekçesinde; "Sayın mahkemenin müvekkil aleyhine vermiş olduğu karar kanun ve hukuka aykırıdır. Bu nedenle bozulması gerekmektedir. Gerekçeli karar tarafımıza tebliğ edildiğinde temyiz sebeplerimizi de ayrı bir dilekçe ile mahkemeye sunacağız.", sanık tarafından verilen 22.06.2022 tarihli temyiz dilekçesinde ise; "Sayın Başkanım, İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 26. Ceza Dairesi tarafından ekicilikten 4 yıl 8 ay, uyuşturucu ticaretinden 8 yıl 4 ay ceza verildi. Gerekçeli karar tarafıma ulaştığında detaylı ek savunma göndereceğim, itiraz süremin başlatılmasını istiyorum. Gereğinin yapılmasını arz ve talep ederim." şeklindeki açıklamalara yer verildiği,
Gerekçeli kararın herhangi bir ihtara yer verilmeyen tebligat evrakı ile sanık müdafiine 11.07.2022, sanığa ise 18.07.2022 tarihinde tebliğ edildiği ve dosyanın temyiz formu ile Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına gönderildiği,
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının; "Hükümde CMK'nın 295/1. maddesi uyarınca temyiz nedenlerini bildirir ek dilekçenin kararın tebliğinden itibaren (7) gün içeresinde verilmesi gerektiğinin belirtilmediği, bu hususun meşruhatlı tebligat ile de ihtar edilmediği anlaşıldığından, sanık ve müdafiine usulüne uygun şekilde 'CMK'nun 295. maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz nedenlerini bildirir ek dilekçenin tebliğden itibaren (7) gün içerisinde verilmesi halinde temyiz talebinin incelenebileceği, aksi halde sebep yokluğundan temyiz talebinin reddedileceği' hususlarını içeren meşruhatlı tebligat ile gerekçeli kararın tebliğ edilmesi," şeklindeki açıklamalarını içeren 25.10.2022 tarihli ve 116443 sayılı yazısı üzerine, bu kez "CMK 295. maddesinin birinci fıkrası gereğince temyiz nedenlerini bildirir ek dilekçenin tebliğden itibaren (7) gün içerisinde verilmesi hâlinde temyiz talebinin incelenebileceği, aksi hâlde sebep yokluğundan temyiz talebinin reddedileceği." hususlarına yer verilen tebligat evrakı ile gerekçeli kararın sanık müdafiine 14.11.2022, sanığa ise 21.11.2022 tarihinde yeniden tebliğ edildiği, ancak sanık ve müdafii tarafından süresi içinde temyiz nedenlerini içerir herhangi bir dilekçenin dosyaya sunulmadığı,
Dosyanın gönderildiği Özel Dairece; sanık müdafiinin 21.06.2022, sanığın ise 22.06.2022 tarihli temyiz dilekçeleri esas alınıp yapılan inceleme sonucunda temyiz istemlerinin esastan reddi ile hükümlerin onanmasına karar verildiği,
Anlaşılmaktadır.
V. GEREKÇE
A. Uyuşmazlık Konusuna İlişkin Açıklamalar
Ayrıntıları Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 03.07.2024 tarihli ve 49-219 sayılı, 16.10.2024 tarihli ve 194-314 sayılı ve 27.11.2024 tarihli ve 464-380 sayılı ilamları ile diğer müstakar kararlarında belirtildiği üzere;
Temyiz edenin, hükmün neden dolayı bozulmasını istediğini temyiz başvurusunda göstermesi gerekmektedir. Bozulma nedenlerinin kapsamını, muhakeme hukukuna ve/veya maddi ceza hukukuna ilişkin normlara aykırılıklar oluşturacaktır. Böylece başvuruda (dilekçe, beyan ya da layihada) gösterilen nedenler/sebepler/gerekçe, bir yandan usulüne uygun temyiz davasını açan başvurunun zorunlu unsuru olmakta, diğer yandan da temyiz incelemesinin sınırlarını çizmektedir. Zira Yargıtay, yalnız temyiz başvurusunda belirtilen hususlar ile temyiz istemi usule ilişkin noksanlardan kaynaklanmışsa, temyiz başvurusunda bunu belirten olaylar hakkında incelemeler yapacaktır (CMK'nın 301. maddesi).
CMK'nın 301. maddesinin Hükûmet Tasarısı'ndaki gerekçesinde de vurgulandığı üzere; "Yargıtay, temyiz istemi yargılama hukukuna ilişkin kuralların uygulanmaması veya eksik veya yanlış uygulanmasından dolayı yapılmışsa bu olgular hakkında inceleme yapar." Dolayısıyla temyiz başvurusunda bu husus açıkça ileri sürülmeli, bunu belirten olaylar ve olgular da açıkça anlatılmalıdır. Muhakeme hukukuna aykırılık iddiasına dayanan temyiz taleplerinde Yargıtay muhakeme normunun doğru uygulanıp uygulanmadığını, anlatılması istenen maddi olay üzerinden değerlendirecektir. Kararın hukuka, usule aykırı olduğunu ifade etmek, gerekli ve yeterli bir temyiz sebebi olarak kabul edilemez. Aksi hâlde soruşturma ve kovuşturma işlemlerinin tarzı icrasına dair tutanaklarda da bir açıklığın bulunmadığı durumlarda iddianın denetlenme olanağı olmayacaktır. Usule ilişkin normlar maddi gerçeğe ve adalete erişme amacına hizmet eden birer vasıta olmakla, ancak bir bütün hâlinde yargılamanın adil olmadığı sonucunu doğuracak, yani hükmü etkileyecek nitelikteki ihlallerin bozma sebebi olacağı kuşkusuzdur. Kanun'un 289. maddesindeki mutlak hukuka aykırılık hâllerinin, hükmü doğrudan etkilediği kabul edildiğinden gösterilen usule aykırılık hâlleri ile çizilen inceleme sınırlarının da istisnasını oluşturdukları anlaşılmaktadır.
Temyiz istemi, maddi hukuk kurallarına aykırılık sebebine dayanıyorsa, temyiz edenin yine usulüne uygun temyiz davasını açan başvurunun zorunlu unsuru olduğundan hukuka aykırılık sebeplerini de başvurusunda göstermesi gerekir. Ancak maddi hukuk normlarının anlam ve kapsamının ne olduğuna dair nihai yorum ve tespitin/maddi hukukun ne olduğunu nihai olarak söyleme yetkisinin, doğrudan mahkemelere ait olması nedeniyle gösterilen bu sebepler, usule ilişkin aykırılıklarda olduğu gibi temyiz incelemesinin sınırlarını çizemez. Yargıtay yalnız gösterilen hukuka aykırılıkları değil tüm maddi hukuka aykırılıkları tespit ederek temyiz edenin sıfatını da dikkate almak suretiyle hükmü bozar. Yargıtayın maddi hukuk normlarının tümünü göz önünde tutup inceleme yapması gerektiği hususu doktrinde de (Serap Keskin Kiziroğlu, Türk Ceza Muhakemesi Hukukunda Temyiz Yasa Yoluna İlişkin Değişikliklere Bakış, Bahçeşehir Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, Kasım-Aralık, 2017, s. 182 vd.), savunulmaktadır. Erdem ve Kavlak'a göre,"...kararın hukuka aykırı olduğu ve bozulması gerektiği yönünde bir irade ortaya konulduğu sürece incelemenin maddi hukuka ilişkin tüm hukuka aykırılıklar yönünden yapılabileceği, bu bağlamda, Yargıtayın olayda meşru savunma koşullarının gerçekleştiği gerekçesiyle yapılan bir temyiz istemi karşısında bu istemi yerinde bulmasa bile haksız tahrikin koşullarının gerçekleştiği ve bu nedenle de cezanın indirilmesi gerektiği gerekçesiyle kararı bozabilir." (Mustafa Ruhan Erdem, Cihan Kavlak, Ceza Muhakemesinde Temyiz İncelemesinin Kapsamı ve Sınırları, Yargıtay Dergisi, Ekim, 2018, Sayı: 4, s. 14 34... ), Çetintürk de; "Muhakeme hukukuna ilişkin aykırılıklardan farklı olarak, maddi hukuka ilişkin denetimin, hükmün tüm yönleriyle incelenmesini gerektirdiği, maddi hukukun yanlış uygulandığına ilişkin genel bir ifade içeren temyiz dilekçesinde açıkça ileri sürülmemiş olsa dahi, dosyaya yansıyan delillere göre suçun unsurlarının oluşmaması, sanığın suçu işlediğinin sabit olmaması, suçun vasfının yanlış belirlenmesi, suçun nitelikli hâllerinde yapılan hata sonucu cezanın yanlış belirlenmesi veya teşebbüs, iştirak, içtima, haksız tahrik ve şahsi cezasızlık sebepleri gibi maddi hukuka ilişkin hükümlerin yanlış uygulanması sonucu sanığın ceza alması veya almaması ya da hak ettiğinden az veya çok ceza alması durumlarında Yargıtayın bu hukuka aykırılığı bozma nedeni yapabileceği" (Ekrem Çetintürk, Ceza Muhakemesinde Temyiz Kanun Yolunda Maddi (Fiili) Sorunun İncelenmesi, Terazi Hukuk Dergisi, Mart 2019, s. 466-489) düşüncesindedir.
Şu hâle göre, istemin; sanığın suçu işlediğinin sabit olmadığı (maddi vakıanın usulüne uygun, tam ve doğru olarak belirlenmediği), suçun unsurlarının oluşmadığı, suç vasfının yanlış belirlendiği, hukuka uygunluk nedenleri, teşebbüs, iştirak, içtima, haksız tahrik ve şahsi cezasızlık sebepleri gibi maddi hukuka ilişkin hükümlerin yanlış uygulanması nedeniyle sanığın hukuka aykırı biçimde cezalandırıldığı veya cezanın yanlış belirlendiği şeklindeki maddi hukuka ilişkin hukuka aykırılıklara dayanması durumunda Yargıtay, maddi hukuk normlarının anlam ve kapsamının ne olduğuna dair nihai yorum ve tespitin/maddi hukukun ne olduğunu söyleme nihai yetkisinin, doğrudan kendisine ait olması nedeniyle sebeple ve gerekçedeki hukuki nitelendirme ile bağlı olmaksızın, tüm hukuka aykırılıkları saptayarak hükmü bozacaktır.
B. Somut Olayda Hukuki Değerlendirme
Sanık müdafii tarafından verilen 21.06.2022 tarihli temyiz dilekçesi içeriğinde; "Sayın mahkemenin müvekkil aleyhine vermiş olduğu karar kanun ve hukuka aykırıdır. Bu nedenle bozulması gerekmektedir. Gerekçeli karar tarafımıza tebliğ edildiğinde temyiz sebeplerimizi de ayrı bir dilekçe ile mahkemeye sunacağız." sanık tarafından sunulan 22.06.2022 tarihli temyiz dilekçesinde ise; "Sayın Başkanım, İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 26. Ceza Dairesi tarafından ekicilikten 4 yıl 8 ay, uyuşturucu ticaretinden 8 yıl 4 ay ceza verildi. Gerekçeli karar tarafıma ulaştığında detaylı ek savunma göndereceğim, itiraz süremin başlatılmasını istiyorum. Gereğinin yapılmasını arz ve talep ederim." ifadelerinin yer aldığı ve temyiz nedenlerini gösterir dilekçenin kanuni süresi içinde verilmesine ilişkin ihtaratı içeren tebliğat evrakı ile gerekçeli kararın usule uygun olarak tebliğine rağmen sanık ve müdafii tarafından başka bir temyiz dilekçesi verilmediği bir bütün olarak değerlendirildiğinde, sanık ve müdafiinin söz konusu temyiz dilekçelerinin kanunun aradığı anlamda bir temyiz nedeni içermediği, bu suretle temyiz incelemesi için yeterli olmadığı, sanık ve müdafiinin temyiz istemlerinin CMK’nın 298. maddesi uyarınca sebep yokluğundan reddine karar verilmesi gerektiği kabul edilmelidir.
Bu itibarla, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının kabulüne karar verilmelidir.
Çoğunluk görüşüne katılmayan üç Ceza Genel Kurulu Üyesi; Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının reddine karar verilmesi gerektiği düşüncesiyle karşı oy kullanmışlardır.
VI. KARAR
Açıklanan nedenlerle;
1-Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının KABULÜNE,
2-Yargıtay 10. Ceza Dairesinin 28.03.2023 tarihli ve 526-2691 sayılı, temyiz istemlerinin esastan reddi ile hükümlerin onanması kararının KALDIRILMASINA,
3- Sanık ve müdafiinin, İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 26. Ceza Dairesinin 21.06.2022 tarihli ve 1414-1970 sayılı kararına yönelik temyiz istemlerinin CMK’nın 298. maddesi uyarınca sebep yokluğundan REDDİNE,
4- Dosyanın, mahalline gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 15.10.2025 tarihinde yapılan müzakerede oy çokluğuyla karar verildi.