Dosya olarak kaydet: PDF - TIFF - WORD
Görüntüleme Ayarları:

Bankacılık zimmeti suçundan sanık K1'nın lehe kabul edilen 4389 sayılı Kanunun 22/3-2. cümle, 765 sayılı TCK’nun 80 ve 59. maddeleri uyarınca 11 yıl 8 ay hapis ve 692.961 Lira adli para cezası ile cezalandırılmasına, 4389 sayılı Kanunun 22/3-3. cümlesi gereğince oluşan 237.587 Lira zararın sanık tarafından ödemesine ilişkin, Kahramanmaraş 2. Ağır Ceza Mahkemesince verilen 29.07.2008 gün ve 221-124 sayılı hükmün katılan kurum vekili ve sanık müdafii tarafından temyiz edilmesi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay 7. Ceza Dairesince 09.11.2009 gün ve 11345-12665 sayı ile;

"I. F1 Bankası A.Ş. Elbistan şubelerinde servis yetkilisi sanığın vadeli-vadesiz mevduat hesap sahibi bir kısım kendisine güvenen banka müşterilerinin boş tediye fişlerine işlemleri daha sonra yapılmak üzere imzalarını alarak, bir kısım müşterilerin ise yerine sahte imza atmak suretiyle çektiği paralar ile bir kısım müşteriler tarafından açılmış bulunan kredi hesaplarından aynı şekilde sahte imzalar ile çekilen kredileri mal edinmek suretiyle toplam 316.167.000.000 Lirayı zimmetine geçirdiği, sanığın hesaplardan çok sık günlük giriş-çıkış işlemleri yaparak eylemin daire içinde açığa çıkmasını önlemeye çalıştığı ileri sürülerek nitelikli zimmet suçundan hakkında dava açılmış olup, sanığın gerçekleştirdiği zimmet eylemlerinin her bir işlem itibariyle ayrı ayrı olmak üzere banka görevlilerince ilk bakışta anlaşılabilir ve yine bu işlemlerin banka içi kayıtlarla ve normal teftişte ortaya çıkarılabilecek nitelikte bulunup bulunmadığı hususlarının bankacılık konularında deneyimli ve uzman bilirkişiler marifeti ile tespitiyle, düzenlenecek rapor sonucuna göre nitelikli zimmet ve basit zimmet miktarları duraksamaya yer bırakmayacak şekilde saptanması ve bunun sonucunda hangi eylemlerinin basit, hangilerinin nitelikli zimmet suçunu oluşturduğunun belirlenmesi ve suç tarihinde yürürlükte bulunan 4389 sayılı Bankalar Kanununun 22/3. maddesine göre adli para cezasının hesabında yalnızca nitelikli zimmet suçu nedeniyle oluşan zararın dikkate alınması gerektiği gözetilmeden tüm eylemlerin nitelikli zimmet suçu olduğunun kabulüyle, eksik inceleme ve yetersiz bilirkişi raporlarına dayalı olarak yazılı şekilde hüküm kurulması,

Kabule ve uygulamaya göre de;

2. Nitelikli zimmet olarak kabul edilen suç nedeniyle temel adli para cezası bankanın zimmet suçlarının tamamı nedeniyle uğradığı zararın üç katı tutarında belirlendiğine göre 765 sayılı TCK'nun 80. maddesi uyarınca adli para cezasının artırılamayacağı gözetilmeden fazla ceza tayini" isabetsizliklerinden bozulmasına karar verilmiştir.

Bozmaya uyarak yeniden bilirkişi incelemesi yaptıran ve rapor alan yerel mahkemece 13.07.2010 gün ve 12-195 sayı ile; sanığın eyleminin bilirkişi raporu doğrultusunda basit zimmet suçunu oluşturduğu kabul edilerek, lehe olan 4389 sayılı Kanunun 22/3-1. cümle, 765 sayılı TCK’nun 80 ve 59. maddeleri uyarınca 5 yıl 10 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, 4389 sayılı Kanunun 22/3-3. cümlesi gereğince oluşan 293.577 Lira zararın sanık tarafından ödemesine karar verilmiştir.

Hükmün katılan kurum vekili ve sanık müdafii tarafından temyiz edilmesi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay 7. Ceza Dairesince 12.07.2011 gün ve 3755-15813 sayı ile;

"Bozma ilamına uyulduğu halde gereğinin yerine getirilmemesi" isabetsizliğinden diğer yönleri incelenmeksizin bozulmasına karar verilmiştir.

Yerel mahkeme ise 08.05.2012 gün ve 250-83 sayı ile; "...09.11.2009 tarihli ilk bozma ilamına uyularak gereğinin yerine getirildiği ve bu konuda ayrıntılı rapor alındığı" gerekçesiyle direnerek, yeniden bilirkişi incelemesi yaptırılmaksızın sanığın basit zimmet suçundan, lehe olduğu kabul edilen 4389 sayılı Kanunun 22/3-1. cümle, 765 sayılı TCK’nun 80 ve 59. maddeleri uyarınca 5 yıl 10 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, 4389 sayılı Kanunun 22/3-3. cümlesi gereğince oluşan 293.577 Lira zararın sanık tarafından ödemesine karar vermiştir.

Bu hükmün katılan F1 Bankası vekili ve sanık müdafii tarafından temyiz edilmesi üzerine, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 02.05.2014 gün ve 194110 sayılı "bozma" istekli tebliğnamesi ile Yargıtay Birinci Başkanlığına gönderilen dosya, Ceza Genel Kurulunca değerlendirilmiş ve açıklanan gerekçelerle karara bağlanmıştır.

TÜRK MİLLETİ ADINA

CEZA GENEL KURULU KARARI

Özel Daire ile yerel mahkeme arasında oluşan ve Ceza Genel Kurulunca çözümlenmesi gereken uyuşmazlık; bozmaya uyduğunu belirten yerel mahkemece bozma kararının gereğinin yerine getirilip getirilmediğinin belirlenmesine ilişkindir.

İncelenen dosya kapsamından;

Adana Kriminal Polis Laboratuvarı tarafından düzenlenen 01.05.2006 günlü raporda; 31 adet tahsil-ödeme ve mahsup fişinde yer alan imzaların hesap sahiplerinin değilde sanığın eli mahsulü olduğu bilgisine yer verildiği,

Bozma öncesi yapılan yargılamada mahkemece alınan bilirkişi raporlarından;

Üç emekli Sayıştay denetçisi tarafından 2006 yılında düzenlenen raporda, zimmete geçirilen para miktarının 237.587.000.000 Lira olduğunun belirtildiği,

Bir önceki raporu düzenleyen bilirkişi heyetinden farklı üç emekli Sayıştay denetçisi tarafından düzenlenen 05.09.2007 günlü raporda, sanığın eylemlerinin bütün olarak nitelikli zimmet suçunu oluşturduğunun ve zimmete geçirilen para miktarının 316.167 Lira olduğunun ifade edildiği,

Mali müşavir, emekli Sayıştay denetçisi ve mali analistten oluşan üç kişilik bilirkişi heyeti tarafından düzenlenen 19.02.2008 günlü raporda, sanığın eylemlerinin bütün olarak nitelikli zimmet suçunu oluşturduğunun ve zimmete geçirilen para miktarının 303.577 Lira olduğunun açıklandığı,

Bozmaya uyan yerel mahkemece, bozma sonrası yaptırılan bilirkişi incelemesi sonrasında üç kişilik bilirkişi heyeti tarafından düzenlenen 08.05.2010 günlü raporda ise, sanığın eylemlerinin bütün olarak basit zimmet suçunu oluşturduğunun ve zimmete geçirilen para miktarının 293.577 Lira olduğunun dile getirildiği,

Anlaşılmaktadır.

Bankacılık zimmeti suçlarında eylemin basit zimmet mi yoksa nitelikli zimmet mi ya da birden fazla eylemin bulunması halinde hangilerinin basit, hangilerinin nitelikli olduğunun tespitinde, bankacılık zimmeti suçlarına ilişkin temyiz davalarına bakmakla görevli Yargıtay 7. Ceza Dairesince, 08.10.2013 gün ve 19345-20067, 10.03.2011 gün ve 14330-2775 ile 13.12.2010 gün ve 6290-16929 sayılı kararları başta olmak üzere bir çok kararında belirtilen ve uygulamada istikrar kazanmış olan; "a- Tediye fişinde mudiye ait sahte imza benzetilmiş ve aldatıcı ise 5411 sayılı Kanuna göre nitelikli zimmet, sahtecilik mudinin bankada mevcut tatbiki imzaları ile karşılaştırıldığında anlaşılamıyorsa banka aldatılmış olacağından 4389 sayılı Kanuna göre de nitelikli zimmet,

b- Tediye fişinde mudiye ait sahte imza aldatıcı değil, kabaca incelemede sahte olduğu anlaşılıyorsa, hem 4389 sayılı Kanunda hemde 5411 sayılı Kanunda basit zimmet, kabaca incelemede sahte olduğu anlaşılamıyor ancak detaylı inceleme (Bilirkişi-Grafoloji uzmanı vs.) sonucunda iğfal kabiliyetinin bulunmadığı kanaatine varılabiliyorsa, 4389 sayılı Kanunda basit zimmet, 5411 sayılı Kanunda nitelikli zimmet,

c- Tediye fişine kandırılarak mudi imzası alındıktan sonra kullanılmış ise hem 4389 sayılı Kanunda hemde 5411 sayılı Kanunda nitelikli zimmet,

d- Tediye fişinde mudi imzası yok ve boş ise hem 4389 sayılı Kanunda hemde 5411 sayılı Kanunda basit zimmet,

e- Tediye fişi imha edilmiş veya düzenlenmeden mal edinme gerçekleşmişse hem 4389 sayılı Kanunda hemde 5411 sayılı Kanunda basit zimmet,

f- Gişe yetkisinin (limitinin) üzerinde olan işlemle mal edinme gerçekleşmişse hem 4389 sayılı Kanunda hemde 5411 sayılı Kanunda basit zimmet suçu oluşacaktır. " şeklindeki ilkelerin göz önünde bulundurulması ve sanık veya sanıklar hakkında hükmolunacak hapis ve adli para cezalarının bu suretle belirlenmesi gerekmektedir.

Bu bilgiler ışığında uyuşmazlık konusu değerlendirildiğinde;

F1 Bankası Elbistan şubesinde servis yetkilisi olarak çalışan sanığın, vadeli-vadesiz mevduat hesabı sahiplerinden, kendisine güvenen bir kısmının boş tediye fişlerine işlemleri daha sonra yapılmak üzere imzalarını alarak, bir kısmının ise yerine sahte imza atmak suretiyle çektiği paralar ile bir kısım müşteriler tarafından açılmış bulunan kredi hesaplarından aynı şekilde sahte imzalar ile çekilen kredileri mal edinmesi şeklinde gerçekleşen somut olayda; sanığın hesaplardan çok sık günlük giriş-çıkış işlemleri yaparak eylemin daire içinde açığa çıkmasını önlemeye çalıştığının ileri sürülmesi ve suça konu belgelerin bir kısmındaki imzaların sahte olup, sanığın eli mahsulü olduğunun ekspertiz raporunda belirtilmiş bulunması karşısında, Özel Dairenin uygulamada yerleşmiş kararlarında belirtilen ilkeler doğrultusunda, hangi eylemlerin nitelikli zimmet, hangi eylemlerin basit zimmet suçunu oluşturduğunun tespitine yer vermeyen ve bu yönüyle hüküm kurmaya elverişli bulunmayan, eylemlerin tamamının basit zimmet suçunu oluşturduğuna ilişkin görüş bildiren, yetersiz bilirkişi raporuna dayanılarak hüküm kurulması suretiyle, uyulduğu belirtilen bozma kararının gereğinin yerine getirilmemesi usul ve kanuna aykırıdır.

Bu itibarla; yerel mahkeme direnme hükmünün, bozma kararına uyulduğunun belirtilmesine karşın, gereğinin yerine getirilmemesi isabetsizliğinden bozulmasına karar verilmelidir.

Çoğunluk görüşüne katılmayan Genel Kurul Başkanı ve beş Genel Kurul Üyesi; yerel mahkeme direnme kararındaki gerekçelerin isabetli olduğu yönünde karşı oy kullanmışlardır.

SONUÇ:

Açıklanan nedenlerle;

1- Kahramanmaraş 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 08.05.2012 gün ve 250-83 sayılı direnme kararının, bozma kararına uyulduğunun belirtilmesine karşın, gereğinin yerine getirilmemesi isabetsizliğinden BOZULMASINA,

2- Dosyanın, mahalline gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİNE, 09.12.2014 tarihinde yapılan müzakerede oyçokluğuyla karar verildi.