Dosya olarak kaydet: PDF - TIFF - WORD
Görüntüleme Ayarları:

T. C.

Y A R G I T A Y

H U K U K G E N E L K U R U L U

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

Y A R G I T A Y İ L Â M I

Esas No : 2024/11-417

Karar No : 2025/795

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ : Ankara 2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi

TARİHİ : 23.11.2023

SAYISI : 2023/484 E., 2023/465 K.

DAVACI :

DAVALILAR : 1

2-

ÖZEL DAİRE KARARI : Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 28.02.2023 tarihli ve 2021/6284 Esas, 2023/1178 Karar sayılı BOZMA kararı

Taraflar arasındaki Türk Patent ve Marka Kurumu Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulu (YİDK) kararının iptali ve marka hükümsüzlüğü davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.

Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 11. Hukuk Dairesince yapılan inceleme sonunda oy çokluğuyla bozulmuş, İlk Derece Mahkemesi tarafından Özel Daire bozma kararına karşı direnilmiştir.

Direnme kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan gündem ve dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA

Davacı vekili; müvekkilinin “FLO”, “FLORİS FLO”, “FLO AKADEMİ”, “FLOVE AYAKKABIMI SEVİYORUM+Şekil”, “FLOZOF”, “FLR FLORA” ve benzeri “FLO” esas unsurlu markaların sahibi olduğunu, anılan ibarelerin tanınmış olduğunu, davalı şirketin “FLORADANA” ibareli ve 2017/06932 sayılı markasını 35. sınıfta tescil ettirmek istediğini, anılan marka başvurusuna müvekkilince yapılan itirazın nihaî olarak dava konusu YİDK kararıyla reddedildiğini, kararın hukuka aykırı olduğunu, markaların ibare ile mal ve hizmet bağlamında benzer olduğunu, markalarının tanınmış olması nedeniyle başvurunun tüm sınıflar yönünden reddi gerektiğini, davalı şirketin marka başvurusu ile müvekkilinin markasının tanınmışlığından haksız yararlanma amacı taşıdığını ve kötüniyetli olduğunu, başvuruda yer alan “FLO” dışındaki unsurların markaya yeterli ayırt edicilik katmadığını ve bu suretle benzerliği ortadan kaldırmadığını, davalı şirket markasının müvekkilinin seri markalarından biri olarak algılanma ihtimalinin bulunduğunu ileri sürerek 2018-M-175 sayılı YİDK kararının iptaline, dava konusu 2017/06932 sayılı ve “FLORADANA” ibareli markanın hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP

1. Davalı Kurum vekili; YİDK kararının usul ve yasaya uygun olduğunu, markalar arasında karıştırılma ihtimalinin bulunmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur.

2. Davalı şirket vekili usulüne uygun tebligata rağmen cevap dilekçesi sunmamıştır.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

Ankara 2. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesinin 17.04.2019 tarihli ve 2018/57 Esas, 2019/191 Karar sayılı kararı ile; davacının “FLO” ve “FLOGART” esas ibareli markalarıyla davalı şirketin "FLORADANA" ibareli başvurusu arasında görsel, iştsel ve anlamsal olarak ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede bir benzerliğin bulunmadığı, ortalama tüketicilerin markalardaki anlamsal, görsel ve işitsel farklılığı ilk bakışta ve hemen fark edebileceği, tescilli bir marka ile iltibas yaratmayan işaretin marka tescil başvurusunda bulunmanın kötüniyetli bir yaklaşım olarak değerlendirilemeyeceği, davacı tarafın markasının ayakkabı ürünlerinde tanınmış olmasının varılan sonuca bir etkisinin olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF

A. İstinaf Yoluna Başvuranlar

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. Gerekçe ve Sonuç

Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesinin 02.04.2021 tarihli ve 2019/1294 Esas, 2021/464 Karar sayılı kararı ile; İlk Derece Mahkemesince verilen kararın usul ve esas yönünden kanuna uygun olduğu gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ

A. Bozma Kararı

1. Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

2. Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile;

"... 1.Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davacı vekilinin aşağıdaki paragraf kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.

2.Dava, marka başvurusuna yönelik itirazın reddine dair YİDK kararının iptali ve markanın hükümsüz kılınması istemlerine ilişkin olup, İlk Derece Mahkemesince davanın reddine dair verilen karara karşı davacı vekilince yapılan istinaf başvurusu Bölge Adliye Mahkemesince yazılı gerekçelerle esastan reddedilmiştir.

6769 sayılı Kanun'un 6 ncı maddesinin birinci fıkrası hükmüne göre, markalar arasında karıştırılabilecek ölçüde benzerlik bulunup bulunmadığının tespiti yapılırken markalar görsel, işitsel ve kavramsal özellikleri bir bütün olarak dikkate alınmalıdır. Davalı başvurusuna konu marka "FLORADANA" ibaresinden oluşmakta, davacı tarafça itiraza mesnet gösterilen markalar ise “FLO” ibaresini içermektedir. İlk Derece Mahkemesince, taraf markaları arasında görsel, sescil ve anlamsal olarak ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede benzerlik olmadığı sonucuna ulaşılmışsa da, başvuru markasında yer alan “FLORADANA” ibaresinin ilk hecesi ile davacı markalarında yer alan “FLO” ibaresinin aynı olduğu, ayrıca davacının "FLO" ibaresi ile bitişik markalarının bulunduğu ve dolayısıyla taraf markaları arasında görsel ve sescil olarak ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede bir benzerlik bulunduğu anlaşılmıştır. Bu itibarla, İlk Derece Mahkemesince taraf markalarının görsel ve sescil olarak iltibasa neden olacak derecede benzer olduğu dikkate alınmaksızın yanılgılı değerlendirme ile davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, hükmün bu nedenle bozulması gerekmiştir..." gerekçesiyle karar oy çokluğuyla bozulmuştur.

B. Bölge Adliye Mahkemesince Verilen Direnme Kararı

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile önceki karar gerekçesi tekrar edilmek suretiyle direnme kararı verilmiştir.

VI. TEMYİZ

A. Temyiz Yoluna Başvuranlar

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen direnme kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri

Davacı vekili; taraf markaları arasında iltibasa neden olacak düzeyde benzerliğin bulunduğunu, dava konusu markanın müvekkilinin markalarının serisi olarak algılanabileceğini, davalı şirket markasındaki esas unsurun “FLO” ibaresi olduğu, incelemenin bu yönden yapılması gerektiğini belirterek direnme kararını temyiz etmiştir.

C. Uyuşmazlık

Direnme yoluyla Hukuk Genel Kurulu önüne gelen uyuşmazlık; davalı şirkete ait 2017/06932 sayılı ve “FLORADANA” ibareli marka ile davacı tarafa ait “FLO” esas unsurlu markalar arasında ortalama tüketiciler nezdinde iltibasa neden olacak düzeyde bir benzerliğin bulunup bulunmadığı noktasında toplanmaktadır.

D. Gerekçe

1. İlgili Hukuk

1. Sınai Mülkiyet Kanunu'nun (SMK) 6, 17, 18, 19, 20, 21 ve 25. maddeleri.

2. 5000 sayılı Patent ve Marka Vekilliği ile Bazı Düzenlemeler Hakkında Kanun'un (5000 sayılı Kanun) 15/C maddesi.

2. Değerlendirme

1. Uyuşmazlığın çözümü için öncelikle konuya ilişkin yasal düzenleme ile hukuki kavram ve kurumların ortaya konulmasında yarar bulunmaktadır.

2. Dava konusu markanın başvuru ve dava tarihi itibariyle somut olaya uygulanması gereken SMK'nın 6. maddesinde marka tescilinde nispi ret sebepleri düzenlenmiştir. Bu nedenlerin ortak özelliği, tescili talep olunan marka üzerinde üçüncü bir kişinin üstün hak iddiasına dayanmasıdır. Mutlak ret nedenlerinden farklı olarak nispi ret nedenlerinin kamu menfaati ile herhangi bir ilgisi bulunmamaktadır. Nispi ret nedenleri, mahkeme veya Kurum tarafından resen dikkate alınmazlar. Bunların mutlaka SMK'nın 18. maddesi gereğince ilgili kişiler tarafından “itiraz” olarak ileri sürülmesi gerekir. Nispi ret nedenlerinden birinin varlığı dolayısıyla tescil olunmaması gerekirken her nasılsa tescil olunan bir markaya karşı 5000 sayılı Kanun'un 15/C maddesindeki hüküm dairesinde kesinleşmiş YİDK kararı aleyhine iptal davası açılabileceği gibi, SMK'nın 25. maddesindeki şartlar dairesinde hükümsüzlük davası da ikame edilebilir.

3. Somut olay ile ilgisi bulunması bakımından nispi ret nedenlerinden SMK'nın 6/1. maddesi üzerinde durulmasında yarar vardır. Anılan düzenleme gereğince tescil başvurusu yapılan bir markanın, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile aynılığı ya da benzerliği ve kapsadığı mal veya hizmetlerin aynılığı ya da benzerliği nedeniyle, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile halk tarafından ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali varsa itiraz üzerine başvuru reddedilir.

4. Sınai Mülkiyet Kanunu'nun 6/1. maddesi kapsamında markalara ait mal ve hizmet listelerinde yer alan mal ve hizmetlerin “aynı veya benzer” olup olmadığının değerlendirmesinde, sınıflandırmaya ilişkin ulusal ve uluslararası düzenlemelerin bağlayıcı kurallar içermediği dikkate alındığında, karşılaştırma konusu mal ve hizmetlerin ait oldukları sınıf numaraları ile bağlı kalınmamalıdır. Karşılaştırmaya konu mal veya hizmet farklı sınıflarda yer almakla birlikte, hammadde-mamul ilişkisi, pazarlama koşulları, amaçları, satış sonrası servis ve onarım süreçlerinde ortaya çıkan müşteri çevresindeki ayniyet, birinin diğeri yerine ikame edilebilmesi gibi birçok açıdan benzerlik içerebilmektedir. Bu itibarla karşılaştırmaya konu mal veya hizmet farklı sınıflarda olsa da “aynı veya benzer” olabilmektedir.

5. Tescil için başvurusu yapılan marka ile tescil edilmiş veya tescil için daha önce başvurusu yapılmış bir marka arasında halk tarafından karıştırılma ihtimalinden bahsedebilmek için mal ve hizmetin aynı veya benzer olmasının yanında işaretlerin de “aynı veya benzer” olması gerekmektedir. İşaretler arasında benzerlik değerlendirmesi yapılırken işaretler arasında görsel, işitsel ve anlamsal benzerliğin yanında esas olarak halk (tüketici) nezdinde bir bütün olarak uyandırdığı izlenim esas alınmalıdır. Bir işaret, görsel, işitsel, anlamsal veya diğer bir açıdan farklı olsa bile, “bütünsel” bir açıdan kendisine yaklaşıldığında herhangi bir sebeple halk gözünde başka bir marka ile bağlantısı varmış intibaı oluşturarak onu çağrıştırıyorsa ve bu yüzden halkın mal veya hizmet tercihinde etkili oluyorsa, marka olarak tescili engellenebilir. Başka bir deyişle müşterilerin ihtiyaçları olan mal veya hizmetleri bunları ayırt etmek maksadıyla kullanılan işaretlerin birbirine yakınlığı dolayısıyla karıştırmaları ihtimal dâhilindeyse bir marka ile diğer bir işaret arasında “benzerlik” vardır. Bu itibarla markanın bir bütün olarak algılanmasına etki eden bütün unsurlar her somut olayda ayrı ayrı değerlendirilmeli ve halk tarafından karıştırılma ihtimali buna göre belirlenmelidir. Burada belirtilen halk; işin ilgilisi veya uzmanı olmayan ancak doğrudan muhatabı olan ortalama tüketicidir.

6. Karıştırılma ihtimalinde önemli olan husus, tüketicilerin bu iki işaret arasında herhangi bir şekilde ve herhangi bir sebeple bağlantı kurma ihtimalidir. Buradaki “ihtimal” kelimesi özenle ve özellikle kullanılmış bir kelime olup, şekil, ses, anlam, genel görünüm, çağrışım veya bir seri içinde bulunma izlenimi bu kapsamda değerlendirilmektedir. Hatta markalar arasında birçok noktada fark bulunduğu tespit edilse bile “umumi intiba” bunların karıştırılabileceği yönünde ise iki işaret arasında karıştırma ihtimalinin bulunduğu kabul edilmelidir. Başka bir deyişle karıştırılma ihtimali; görsel, biçimsel, anlamsal, işitsel benzerlikler, çağrıştırma, bir bütün olarak uyandırdığı toplu kanaat, malın veya hizmetin hitap ettiği alıcı grubunun toplumsal düzeyi ve durumu, markayı taşıyan malın değeri ve alıcının bu malı almaya ayırdığı zaman, markanın asıl unsurları ve tamamlayıcı unsurları, telaffuz, anlam veya biçimden, işaretlerin toplu olarak bıraktığı izlenimden, seri içine girmekten veya başka bir çağrışımdan kaynaklanabilir. Yine tüketicilerin, karşılaştırılan işaretler arasında herhangi bir şekilde “bağlantı” kurabilmesi de benzerlik bulunduğunu kabul etmek için yeterli olmaktadır.

7. Hemen belirtilmelidir ki; işaretlerin benzerliğinde ve karıştırılma ihtimalinde dikkate alınacak önemli bir unsur da, önceki markanın ayırt edici niteliğidir. Önceki markanın ayırt edici niteliği düşük ise küçük farklılıklarla dâhi karıştırılma ihtimali ortadan kaldırılabilir. Bu gibi hâllerde önceki marka ile başvuru arasında mevcut farklı unsurların veya ortak unsurlara yapılan ilavelerin ayırt ediciliği ve sonraki başvuruyu yeterince farklılaştırıp farklılaştırmadığı üzerinde durulmalıdır. Başka bir deyişle önceki markanın ayırt edici niteliği düşük ise markaların örtüşmeyen bileşenlerinin benzerlikleri/farklılıkları ve ayırt edicilikleri ele alınarak sonuca gidilecektir.

8. Bununla birlikte önceki markanın tanınmış olması da işaretler arasında karıştırılma ihtimalini artıran bir unsurdur. Gerçekten de bir işaretle karşılaşan tüketici, bu işaretin tanınmış markanın sadece bir unsurunu içermesi hâlinde dahi bunlar arasında bir bağlantı kurabilmektedir. Zira tanınmış markayı oluşturan ibareler tüketici nezdinde yerleşmiş olduğundan, sonraki işaret görüldüğünde bu işaretteki bazı farklılıklar gözden kaçırılarak tanınmış marka ile bağlantı kurulabilmektedir. Ancak vurgulamak gerekir ki, SMK'nın 6/1. maddesi kapsamında, önceki markanın tanınmış olması, tescil edilmek istenen markanın sadece aynı veya benzer mal ve hizmetler yönünden benzerlik değerlendirilmesinde dikkate alınmalıdır. Tanınmış markanın tescil edildiği mal ve hizmetlerden farklı mal ve hizmetlerde korunup korunamayacağına SMK'nın 6/1. maddesi kapsamında değil, aynı Kanun'un 6/5. maddesi kapsamında yapılan değerlendirmeden sonra karar verilmelidir.

9. Yukarıda yapılan açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde; davalı şirket tarafından 2017/06932 sayılı ve "FLORADANA" ibareli marka başvurusunda bulunulduğu, anılan marka başvurusunun yayımına davacı tarafça, "FLO" esas unsurlu seri markalar mesnet gösterilerek itiraz edildiği, bu itirazın, markaların benzer olmadıklarına dair gerekçeyle hem Markalar Dairesi hem de dava konusu YİDK kararıyla nihai olarak reddine karar verildiği anlaşılmaktadır.

10. Uyuşmazlığın niteliği itibariyle bu aşamada, taraf markalarındaki işaretler arasında SMK'nın 6/1. maddesi anlamında benzerlik ve karıştırma ihtimalinin bulunup bulunmadığının incelenmesi gerekmektedir. İşaretlerin benzerliği incelenirken özellikle redde mesnet markanın bir bütün olarak bıraktığı genel izlenim ve ayırt edici unsurların dikkate alınması ve bu baskın unsurların ayırt edicilik seviyesi göz önünde bulundurulmalıdır.

11. Tescil kapsamında mal ve hizmetleri tür, çeşit, nitelik, karakteristik özellik gibi tanımlayıcı sözcükler asıl unsur olarak dikkate alınamayacağı gibi ima yoluyla bu özellikleri belirten unsurların da ayırt ediciliğinin zayıf olacağı unutulmamalıdır. Ayrıca bir markayı oluşturan unsur, o markanın başka markalardan ayırt edilebilmesini sağlayan kelime, harf, sayı, şekil vb. işaretlerden oluşup, marka birden ziyade unsuru ihtiva ediyorsa, asıl unsuru markanın bütünü itibariyle bıraktığı izlenim, tümüne hâkim olan görünüş ve ayırıcılığını vurgulayan imajda aramak lazımdır.

12. Davacıya ait itiraza mesnet markaların tamamı "FLO" esas unsurunu ihtiva etmekte olup anılan ibareye eklenen değişik tür ve şekildeki ibareler ile bir çok seri marka tescil edilmiş, bu markaların tümünün esas unsurunun ise "FLO" ibaresi öne çıkmıştır. Bu anlamda davacı markaları ayakkabı ile ilgili sektörde bilinmekte olup bu bilinirlik davacının markalarındaki "FLO" esas unsuru üzerinde yoğunlaşmaktadır.

13. Davalı şirkete ait marka başvurusunda kullanılan "FLORADANA" ibaresi ise düz yazı biçimde büyük harflerle oluşturulmuş bir kompozisyondan ibaret olup herhangi bir şekil unsuru içermemektedir. Her ne kadar davacıya ait "FLO" esas unsurlu seri markalarından bir kısmının kapsamındaki mal ve hizmetler ile davalı şirkete ait marka başvurusunun kapsamındaki mal ve hizmetler arasında benzerlik tespit edilmiş ise de bu husus, SMK'nın 6/1. maddesinin uygulanması sırasında yeterli olmayıp anılan hüküm anlamında karıştırılma ihtimalinin mevcudiyeti, taraf markalarının ibareleri arasındaki benzerliğin varlığını gerektirir.

14. Bu kapsamda her ne kadar Özel Dairece, davalı şirkete ait marka başvurusunda yer alan ibarenin davacıya ait markalardaki "FLO" esas unsurunu ihtiva etmesi sebebiyle taraf markaları arasında karıştırılma ihtimaline neden olacak düzeyde benzerliğin bulunduğu kabul edilmiş ise de; davalı şirkete ait marka başvurusundaki "FLORADANA" ibaresinde davacının markasındaki esas unsuru vurgulayan bir görünüm mevcut değildir.

15. Bu anlamda markanın kapsamındaki mal ve hizmetlerin muhatabı olan ortalama düzeyde bilgi sahibi tüketici kitlesi nezdinde, davalı şirket markasının davacıya ait seri markalardan biri olduğu yönünde algı oluşma ihtimali bulunmadığı gibi davalı şirkete ait marka başvurusunda, başvurudaki ibarenin kullanım biçimi ve taraf markalarının ortaya çıkardığı bütünsel intiba dolayısıyla davacının "FLO" esas unsurlu markalarına yakınlaşma amacının mevcut olduğu söylenemez. Zira her iki tarafa ait markalarda kullanılan ibareler yeterli düzeyde farklılık içermekte olduğu gibi davacıya ait markaların ilgili sektördeki tanınmışlığı, varılan bu sonucu değiştirecek niteliği haiz değildir.

16. Bu itibarla, davalı şirkete ait 2017/06932 sayılı ve “FLORADANA” ibareli marka ile davacı tarafa ait “FLO” esas unsurlu markalar arasında, SMK'nın 6/1. maddesi kapsamında ve bütünsel anlamda görsel, işitsel ve anlamsal olarak ortalama tüketiciler nezdinde iltibasa neden olacak düzeyde bir benzerliğin bulunmadığı açıktır. Dolayısıyla bu yöne ilişkin olarak davacı tarafın itirazı üzerine verilen davalı Kurum YİDK kararı, usul ve yasaya uygun olup bu yöndeki gerekçeyi içeren direnme kararı yerindedir.

17. Hukuk Genel Kurulundaki görüşmeler sırasında; davalı şirkete ait marka başvurusunda davacıya ait seri markalardaki esas unsur olan "FLO" ibaresinin birebir olarak yer aldığı, davalı şirkete ait "FLORADANA" ibareli markanın davacıya ait çok sayıdaki seri marka arasında algılanmak suretiyle davacıya ait bir marka olarak düşünülebileceği, ibareler arasındaki yüksek düzeydeki benzerliğin görsel ve işitsel olarak ortalama düzeydeki tüketici kitlesi nezdinde karıştırılma ihtimaline neden olabileceği, bu sebeple direnme kararının Özel Daire kararında belirtilen gerekçeyle bozulması gerektiği görüşü ileri sürülmüş ise de bu görüş, Kurul Çoğunluğunca benimsenmemiştir.

18. Hâl böyle olunca İlk Derece Mahkemesince verilen direnme kararı usul ve yasaya uygun olup onanması gerekir.

VII. KARAR

Açıklanan nedenlerle;

Davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile direnme kararının ONANMASINA,

Harç peşin alındığından harç alınmasına yer olmadığına,

Dosyanın 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 373. maddesinin 1. fıkrası uyarınca kararı veren İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

İlk görüşmede yeterli çoğunluk sağlanamadığından 10.12.2025 tarihinde yapılan ikinci görüşmede oy çokluğuyla kesin olarak karar verildi.