Bu kapsamda ilk olarak paylaşacağımız karar, Yargıtay’ın sürenin tebligatla başlaması…
“Ne var ki, bu yönde tebligat kendisine yapılmamış olsa bile alacaklının ödeme emrine itirazın hükümden düşürülmesi için öngörülen kanuni yollara başvurabilir ve bu hâlde salt ödeme emrine itiraz alacaklıya henüz tebliğ edilmediği gerekçesiyle erken dava açıldığından bahsedilemeyeceği açıktır. Alacaklı, bu şekilde itirazın kaldırılması yönünde icra hukuk mahkemesine başvurduğunda, başka bir anlatımla, ödeme emrine itirazın tüm hukuki anlam ve sonuçlarına vakıf olduğunu ve hükümden düşürülmesi gerektiğini mahkemeye verdiği dava dilekçesiyle bildirdiğinde, tebliğ ile aranan öğrenme ve belgelendirme unsurları aynı anda tümüyle gerçekleşmiş olacağından, itirazın kaldırılması dilekçesinin verilmesi ödeme emrine itirazın tebliği hükmünde sayılmalı ve hak düşürücü sürenin de bu tarihten itibaren işleyeceği kabul edilmelidir.”
Görüldüğü üzere, HGK, tebligatın yapılmasının şart olmadığını belirtmekle birlikte,…
Tebligatın esas amacının kişilerin haklarındaki işlemlerden haberdar edilmesi olduğu…
Örneğin Yargıtay bir kararında, alacaklının haricen edindiği borçlunun itiraz dilekçesi…
Benzer şekilde, Yargıtay vermiş olduğu bir başka kararda da “şikayetçinin dosyadan fotokopi alarak takipten haberdar olduğu ve bundan sonra yeniden ödeme emri tebliğine gerek bulunmadığı”na…
