Konumuz bakımından çok basit bir altlama ile verilen ve formalizmin tipik örneği…
-
Git
: -
Favorilere ekle veya çıkar
-
ᴀ⇣ Yazı karakterini küçült

On İki Levha Yayıncılık
Yayın tarihi: Şubat 2025
Sayfa: 2971 - 2978
Muhammet Özekes
Editör:Emel Hanağası, Sema Taşpınar Ayvaz
Aşağıda bir kısmını gördüğünüz bu dokümana sadece Profesyonel + pakete abone olan üyelerimiz erişebilir.
2.Yargıtay Kararlarından Örnekleme Çabası
Hukukun norm-kural işlevi ile karar-hüküm işlevi farklılaşabilmektedir. Bu iki işlevin…
“Türk Medeni Kanununun 166/ son maddesine dayalı 15.6.2010 tarihli boşanma davasında üç yıllık fiili ayrılık süresinin kesin hükmün sonuçlarını doğuran 12.6.2007 tarihli feragatten itibaren hesaplanması gerektiği halde, şekli kesinleşme tarihi olan 14.9.2007 tarihinden itibaren hesaplanması ve buna bağlı olarak da süresinde açılmış bulunan fiili ayrılık sebebine dayalı boşanma davasının kabulü yerine 3 yıllık fiili ayrılık süresinin dolmadığı gerekçesiyle reddine karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırı…”(13)…
Buradaki olayda, aslında herhangi bir özel araştırma, hâkimin özel bir katkısı, diğer…
İlginç bir formalizm ve kuralın kalıplarının dışına çıkmama örneği olarak da aşağıdaki…
“Davacı 5.7.2005 tarihli dilekçe ile davasının şiddetli geçimsizlik nedenine dayalı olduğunu belirterek davasını hasretmiş, 24.11.2006 tarihli celsede ise hem akıl hastalığı hem de şiddetli geçimsizlik nedenlerine dayandıklarını açıklamıştır. Davacının, davanın hukuki nedenlerine yeni nedenler eklemesi ıslah yolu ile de mümkün değildir. Mahkemece davalı kadın akıl hastalığı nedeniyle kısıtlanıp kendisine vasi tayin edildiğine göre, davacı kocanın şiddetli geçimsizlik nedenine dayalı boşanma dava
Dikkat edilirse burada dava şiddetli geçimsizliğe dayalı açılmıştır. Ancak, dava…
Bu yalın formalizm örneklerinden sonra, hem düzenleme hem de uygulama bakımından…
“Eşinden boşandığı halde, boşandığı eşiyle fiilen birlikte yaşadığı belirlenen eş ve çocukların, bağlanmış olan gelir ve aylıkları kesilir. Bu kişilere ödenmiş olan tutarlar, 96 ncı madde hükümlerine göre geri alınır.”…
Bu düzenleme aslında çok eski olmayan yakın zamanda kabul edilen bir kanun maddesidir.…
“5510 sayılı Kanunun 56’ncı maddesinin ikinci fıkrası, daha önceki sosyal güvenlik kanunlarında yer almayan, boşanılan eşle fiilen (eylemli olarak) birlikte yaşama olgusu, gelir-aylık kesme nedeni olarak düzenlendiği gibi, eylemli olarak birlikte yaşama, aynı zamanda gelir-aylık bağlama engeli olarak da benimsenmiştir. Burada, eylemli olarak birlikte yaşama olgusunun/durumunun tanımlanması, hukuki sınır ve çerçevesinin çizilip ortaya konulması önem arz etmektedir.…
…. Maddede boşanma amacına-saikine yönelik herhangi bir düzenlemeye yer verilmediğinden, gerek Kurumca, gerekse yargı organlarınca uygulama yapılırken; eşlerin boşanma iradelerinin gerçekliğinin-samimiliğinin araştırılıp ortaya konulması söz konusu olmamalı, boşanmanın muvazaalı olup olmadığına ilişkin herhangi bir araştırma-irdeleme ve boşanma yönündeki kesinleşmiş yargı kararının geçerliliğinin sorgulaması …
Görüldüğü üzere, burada hem düzenlemede hem uygulamada hukukî formalizmin çok ötesine…
Farklı açılardan formalizm, realizm ve pragmatizmin birlikte farklı açılardan görülmesini…
“Davacı-karşı davalı kadın “evlilik birliğinin temelinden sarsılması” sebebine dayalı olarak, davalı-karşı davacı koca ise, öncelikle zina (TMK. Md. 161) sebebine, olmadığı takdirde “evlilik birliğinin temelinden sarsılması” sebebine (TMK.md.166/1-2) dayanarak boşanma davası açmıştır. Zina, mutlak boşanma sebebidir. Sebebin gerçekleşmesi halinde birlik temelinden sarsılmış sayılır. Her iki hukuki sebebe birlikte dayanılmış ise, zinanın ispatlanması halinde, bu sebeple boşanma kararı verilmesi gerekir. Böyle bir durumda artık genel boşanma sebebinin şartlarının gerçekleşip gerçekleşemediğine bakılmaz ve bununla ilgili ayrıca bir hüküm oluşturulması da gerekmez. Toplanan delillerden, davacı-karşı davalı kadının, Şener isimli şahıs ile imam nikahlı olarak birlikte yaşadığı, hakkında yakalama emri bulunan Şener’in kadının yaşadığı evde yakalandığı anlaşılmaktadır. Gerçekleşen bu durum karşısında kadının zinası ispatlanmıştır.”(16)…
Yukarıda verilen kararda, farklı açılardan formalizm, realizm ve pragmatizmin birlikte…
Aşağıda verilen karar ise, aslında hukukî formalizmin yetersizliğini göstermesi bakımından…
c-) Yukarıda 2/b bendinde açıklandığı üzere boşanmaya sebebiyet veren vakıalarda davacı-karşı davalı erkek, davalı-karşı davacı kadına nazaran daha ağır kusurludur.”(17)…
Bir başka karar örneğinde ise aslında çok basit görünen ve formalist bir uygulama…
“Davacı kocanın açmış olduğu inceleme konusu işbu davanın 30.3.2006 tarihinde karara bağlanmasından sonra evlilik birliğinin 4 yıldan fazla bir süre daha devam ettiği anlaşılmaktadır. Bu süreden sonra boşanmayı sağlamak için davacı kocanın boşanma kararını tebliğe çıkarması Türk Medeni Kanununun 2. Maddesinde öngörülen dürüstlük kuralıyla bağdaşmayacağı gibi, boşanma kararından sonra birlikte yaşamaları karşısında; önceki olaylar affedilmiş en azından hoşgörüyle karşılanmış olduğundan evlilik birliğinin çekilmezlik koşulu ortadan kalkmıştır. Bu sebeple davanın reddine karar verilmek üzere hükmün bozulması gerekmiştir.”…