Bu konudaki değerlendirmenin ise iki ayrı görünümü bulunduğunu belirtebiliriz. Birincisi,…
İlk soruna ilişkin olarak bu konuda bir görüş, GPİS’i karma bir sözleşmenin unsuru…
Belirtmek gerekir ki, GPİS, bazı durumlarda taşınmaz satış vaadi niteliği de taşıyabilir.…
Kaldı ki, taşınmaz satış vaadinden bahsedebilmek için, satış bedelinin belirli olması…
Uygulamada tereddüt yaratan ikinci husus ise tarafların sözleşmeyi bir taşınmaz satış…
Şüphesiz bu çabaların sonuç vermeyeceği ve sözleşmenin kaleme alınış tarzının hukuki nitelendirmeyi değiştirmeyeceği muhakkaktır. Hukuken önem arz eden ve esas alınacak olan husus, tarafların yanlışlıkla veya gerçek amaçlarını gizlemek için kullandıkları sözcükler değil, gerçek iradeleridir, (TBK.m.19/I). Böyle olmakla, sözleşmenin salt bir taşınmaz mülkiyetini nakil taahhüdünden ibaret olmayıp, inşaatın meydana getirilmesi, bağımsız bölümlerin pazarlanması ve satışı edimlerini de içerdiği; arsa sahibinin elde edilecek gelirden pay almasının kararlaştırıldığı ve gelirin elde edilmesi faaliyetlerine, yani inşaat, pazarlama veya satış işlerine bir şekilde müdahil olduğu durumlarda taraflar arasındaki sözleşmenin, nasıl nitelendirilmiş veya kurgulanmış olursa olsun, GPİS olduğu ve satıcı sıfatıyla alıcı-üçüncü kişilere karşı sorumluluğun da arsa sahibine ait olduğu hususunda tereddüt edilemeyecektir(26). Sayfa 357Sayfa 358
