Görüntüleme Ayarları:
Sayfa numarasını gizle

Aşağıda bir kısmını gördüğünüz bu dokümana sadece Profesyonel + pakete abone olan üyelerimiz erişebilir.

9. Kesin (Münhasır) Yetki Kuralları

a. Genel olarak

HMK’nın kullandığı yeni terimle “kesin” eski deyimle “münhasır” yetki kuralları, her devletin usul kanununda, yani iç hukukta, önemi haiz hükümler olarak yer alır. Bir mahkemenin bir konuda kesin yetkili olması, tarafların, bu türdeki davaları muhakkak kanunda gösterilen mahkemede açmaları zorunluluğunu ortaya çıkarır; ayrıca kesin yetki, tarafların bu konuda yetki sözleşmesi yapamayacakları anlamına gelir. Söz konusu yetki, kamu düzeni anlayışı bağlamında hükme bağlanmıştır. MÖH ile MUH’da ve iç ve hukukta kamu düzeni kavramı ve uygulama anlayışı oldukça liberalleştiği hâlde, kesin yetkide ağırlığını korumakta ve etkisini devam ettirmektedir. Türk usul hukukundan örnek verirsek, HMK m. 11 uyarınca, terekenin paylaşımına, paylaşım sözleşmesinin geçersizliğine, ölüme bağlı tasarrufların iptaline, tenkisine, miras sebebiyle istihkaka ve mirasçıların, aralarında terekenin yönetimine ilişkin davalar kesin yetki kapsamındadır. Bu davalar ölenin son yerleşim yeri mahkemesinde açılır. Bir diğer kesin yetki örneği de, HMK m. 12’ye göre taşınmazın üzerindeki aynî hakka ilişkin veya aynî hak sahipliğinde değişikliğe yol açabilecek davalarla taşınmazın zilyetliğine yahut alıkoyma hakkına ilişkin davalardır. Anılan davalarda taşınmazın bulunduğu yer mahkemesi kesin yetkilidir. İrtifak hakları hakkındaki davalar, üzerinde söz konusu hak kurulan taşınmazın bulunduğu yer mahkemesinin kesin yetkisindedir. Anılan davalar birden fazla taşınmaza aitse, bunlardan birinin bulunduğu yerde, diğer taşınmazlar hakkında da ikame edilebilir. HMK’nin 382. maddesinde sayılan çekişmesiz yargı işlerinin kesin yargı kapsamında olup olmadığı, maddi hukuktaki düzenleme de dikkate alınarak sonuca