“Bu nedenlerle tarafların ticari defterlerinin ibrazı istenerek, taraflar arasında ticari ilişki bulunup bulunmadığı, dava konusu çekin taraf defterlerinde kayıtlı olup olmadığı, şayet kayıtlı ise çekin hatır çeki olduğuna dair bir kayıt bulunup bulunmadığı hususunda bilirkişiden rapor alınıp tüm deliller toplanmadan karar verildiğinin anlaşıldığı gerekçesiyle bu konudaki eksikliğin giderilmesi için dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesine…”…
-
Git
: -
Favorilere ekle veya çıkar
-
ᴀ⇣ Yazı karakterini küçült

On İki Levha Yayıncılık
Yayın tarihi: Haziran 2025
Sayfa: 45 - 50
Ahmet Battal
Editör:Zeynep Özkan, Korkut Özkorkut, Gökhan Aydoğan, Nisa Sunca
Aşağıda bir kısmını gördüğünüz bu dokümana sadece Profesyonel + pakete abone olan üyelerimiz erişebilir.
2.Yargıtay’ın Ticari Defterlerle Bağ Kuran Kararları
Y. 19 HD.nin 11.09.2019 tarihli E. 2602, K. 4278 sayılı kararına konu olayda BAM…
Y. 11. HD, 15.04.1980, E. 2059, K. 2007:…
Davacı tedavüle çıkarılırken tamamen doldurulmamış bulunan bir emre yazılı senedin (TTK. nun 592) aradaki anlaşmaya aykırı bir biçimde doldurulduğunu iddia etmesine göre, bu iddianın kural olarak HUMK. nun 288 ve ardından gelen maddeleri uyarınca yazılı delillerle ispat edilmesi gerekir. Her ne kadar davacı yazılı delil ibraz etmemiş ise de, davacı, dava dilekçesinin (deliller) bölümünde tacir olan davalının ticari defterlerine ve icabında (yemin) …
Y. 9. HD, 5.2.2009, E. 36276, K. 1590:…
ÖZET: Dava, borçlu olmadığının tespiti istemidir. İşveren şirket bir anonim şirket olup, şirket kayıtlarında alacak ve borçlarının gösterilmemiş olduğundan söz edilemez. İşveren vekili de taraflar arasında ticari bir ilişkinin olmaması sebebiyle senedin şirketin ticari defterlerinde kaydının olmadığını beyan etmiştir.…
Esasen, işçi ile işveren arasında ticari bir ilişkinin de varlığından söz edilemez.…
Bu durum karşısında dava konusu senetten dolayı davacı işçinin işverene borcunun olmadığı, senedin karşılıksız olarak teminat senedi olarak düzenlendiği anlaşılmaktadır. Davanın kabul edilmesi gerekir.…
DAVA: Davacı, 06.06.2000 tarihinde davalı işyerinde çalışmaya başladığını işe başladığı tarihte işverence boş bir senet imzalattırıldığını, 02.03.2002 tarihinde işyerinden ayrıldıktan sonra senedin doldurularak işleme konulduğunu iddia ederek söz konusu senetten dolayı işverene borçlu olmadığını tespitine karar verilmesini istemiştir.…
Davalı, davacının 2001 yılının ortalarında evleneceğini, paraya ihtiyacı olduğunu söylemesi üzerine senedin tanzim edildiğini ancak ödenmediğini, protesto çektiklerini davanın reddi gerektiğini savunmuştur.…
Mahkemece bonoya karşı bedelsizlik iddiasının yazılı delille kanıtlanması gerektiği, davacını ise yazılı delil sunmadığı gerekçesi ile dava reddolunmuştur.…
Karar davacı tarafından temyiz edilmiştir.Sayfa 47…
Hüküm süresi içinde davalı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup, düşünüldü:…
KARAR: Taraflar arasındaki uyuşmazlığın normatif dayanağı İcra İflas Kanunu’nun 72. maddesinde düzenlenen menfi tespit davasıdır.…
Davacı senedin bedelsiz (karşılıksız) olarak düzenlendiğini iddia etmiş olup kural olarak iddiasını ispat etmekle yükümlüdür. Ancak taraflar arasında işçi işveren ilişkisi mevcut olup mahkemenin kabulünü aksine davacı iddiasını her türlü delille ispat edebilir. Dinlenen davacı tanıkları şef, bölüm sorumlusu gibi kalifiye elemanlara bu şekilde işe girerken boş senet imzalatıldığını, davacıya da böyle bir senet imzalatıldığını ifade etmişlerdir. İşveren davalı, senedin davacının evleneceğini, paraya ihtiyacı olduğunu beyan etmesi nedeniyle borç para temine yönelik olarak düzenlendiğini savunmuş ise de, davacı 21.07.2000 tarihinde evlenmiş olup bono ise 06.06.2001 tanzim tarihlidir.…
Davalı vekili de taraflar arasında ticari bir ilişki olmadığı gerekçesiyle senedin şirketin ticari defterlerinde kaydı olmadığını belirtmiştir.…
Davalı şirket bir anonim şirket olup şirketin kayıtlarında alacak ve borçlarının gösterilmemiş olması düşünülemez. Tüm bu sebeplerle dava konusu senetten dolayı davacının davalı işverene borçlu olmadığı, senedin karşılıksız olarak teminat senedi şeklinde düzenlenmiş olduğu anlaşılmaktadır. Mahkemece davanın kabul edilmesi gerekirken yazılı dilekçe ile rededilmesi hatalıdır.…
SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı sebepten dolayı BOZULMASINA, 05.02.2009 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.…
Y. 19. HD.nin 16.01.2014 tarihli ve E. 18758, K. 1291 sayılı kararına konu olayda…
“Biz defterlerimizi (ibraz) etmiyoruz, zira davanın konusu icra takibinin konusu olan çek kambiyo senedi vasıflarını taşımaktadır, davacının borçlu olmadığı yönündeki iddialarını iddia sahibi olarak kendi yazılı delilleriyle ve ticari kayıtları ile ispatı gerekmektedir.”…
Yargıtay bu davada şu kararı vermiştir:Sayfa 48…
6762 sayılı TTK 83/2 maddesi “Taraflardan biri hasmın ticari defterlerinin münderecatını kabul edeceğini mahkeme huzurunda beyan etmiş iken hasmı ticari defterlerini ibrazdan imtina ederse, mahkeme, defterlerin ibrazını istemiş olan tarafa iddiasının sıhhati hakkında bir yemin verir.” hükmünü, 6100 sayılı HMK 222/son maddesi “Taraflardan biri tacir olmasa dahi, tacir olan diğer tarafın ticari defterlerindeki kayıtları kabul edeceğini belirtir; ancak, karşı taraf defterlerini ibrazdan kaçınırsa, ibrazı talep eden taraf iddiasını ispat etmiş sayılır.” hükmünü içermektedir. Bu durumda anılan yasa hükümleri gözetilerek bir karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile karar verilmesi bozmayı gerektirmiştir…”…