Kadastro Kanunu madde 13/B-a hükmüne göre, mirasbırakan tapuya kayıtlı taşınmazlarını…
YHGK. 02.11.1988 T. 1-1453 E.861 K. sayılı kararında “Kad.K. 13/B-a hükmünün özel bir hüküm olduğu-Malikin muvafakati ile birlikte taşınmazın mülkiyetinin zilyede intikal ettiği-Bu işleme karşı muvazaa davası açılamayacağı-”…
Yargıtay 1.HD.’si 02.07.2014 tarih 2014/8196 E.12765 K. sayılı kararında ise “Murisin Kad. K. 13/B’ye göre kadastro teknisyeni huzurunda verdiği beyan ile TMK.’na göre tapu sicil memuru huzurunda verdiği tescil beyanın eşdeğerde olduğu-Dolayısıyla Kad. K.m.13/B’ye göre verilen muvafakatlerde de 1.4.1974 tarihli YİBK.’nın uygulanması gerektiği-”…
YHGK.29.11.2006 tarihli2006/1-734E.2006/761 K. sayılı kararında ise;1.4.1974 tarihli…
“Kanun, sözüyle ve özüyle değindiği bütün konularda uygulanır”, yine aynı maddeye göre “Hakim, karar verirken bilimsel görüşlerden ve yargı kararlarından yararlanır.”…
H.G.K. 20.02.1963 gün ve 4/71-21 sayılı kararında da belirtildiği gibi(67)…
Ayrıca, şu hususu da belirtmek gerekir ki murisin tapu memuru önünde oluşturmayıp da yukarıda verilen örneklerde olduğu gibi herhangi bir biçimde dışarıda oluşturup tapu memuru önüne gelen iradesi sonucu gerçekleştirilen taşınmaz devirlerinde muris muvazaasının incelenemeyeceği görüşü kabul edildiği taktirde bu uygulamanın yaygınlaşacağı ve Türk Medeni Yasasının miras hükümlerinin bertaraf edilebileceği de gözden uzak tutulmamalıdır. Diğer taraftan, tescile dayanak yapılan mahkeme kararı murisin kabul beyanına göre oluşturulmuş olup açıklanan bu iradenin murisin gerçek iradesi olup olmadığı o davada araştırılmamıştır. Gerçek iradenin satış mı bağış mı olduğu hususu ancak eldeki bu davada inceleme konusu yapılabilecektir. Mahkeme kararı, murisin tapudaki satışa yansıyan iradesinde, varsa, mevcut olan sakatlığı gideren bir karar olmayıp sadece davanın kabulü şeklinde açıklanan …
Ancak, YHGK. 10.6.2015 T. 2014/1-52 E. 2015/1524 K. sayılı kararında ise tersine bir sonuca vararak “YİBK’larının…
Kadastro Hukuku ve muris muvazaası konusunda önemli bir sorunda mirasçıların dava hakkı ve Kad. K. 12.m.’sindeki 10 yıllık hak düşürücü süredir. Halbuki TBK 19.m.’ye göre açılacak muvazaa davaları bir süreye tabi değildir. Bununla birlikte bu konuda şu ayrımlar yapılabilir:…
• Muris muvazaası, kadastro tespitinden önce yapılmış ve kadastro tespiti muvazaa ile taşınmazın devredildiği kişi adına yapılmış ve kadastro tutanağı kesinleşerek taşınmaz muvazaalı kişi adına tapuya tescil olunmuştur. Bu halde muris yaşıyorsa ve (muris) tespitten itibaren 10 yıldan fazla yaşamış ve muvazaa itirazında bulunmamış ise Kad. K. 12.m.’deki 10 yıllık hak düşürücü süre dolduğundan kanımızca artık mirasçıların dava hakkı olmaz. Yargıtay 1.HD.’nin bu konu
“Muris muvazaası iddiasına dayalı davaların, terekeye karşı yapılan haksız fiil niteliği taşıdığından herhangi bir zamanaşımı veya hak düşürücü süreye tabi olmaksızın her zaman açılabileceği, dava hakkının murisin ölümüyle ortaya çıkacağı kuşkusuzdur. Başka bir anlatımla muvazaalı işlem hiçbir hüküm doğurmaz ve muvazaa nedeninin ortadan kalkması ya da bir zamanın geçmesi ile görünürdeki batıl işlem geçerli hale gelmez. 01.04.1974 gün 1/2 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında da vurgulandığı gibi davacı mirasbırakanın halefi olarak değil, miras hakkının çiğnenmesinden ötürü zarara uğrayan kişi olarak ve kendi miras hakkına dayanarak dava açmaktadır. Kadastro Kanununun 12/3. maddesi hükmünde öngörülen hak düşürücü sürenin uygulanmasında murisin ölüm tarihi büyük önem taşır. Anılan yasal düzenlemeye göre, kadastro tespit tutanağında belirtilen haklara, sınırlandırma ve tespitlere ait tutanakların kesinleştiği tarihten itibaren 10 yıl geçtikten sonra kadastrodan önceki hukuki sebeplere dayanılarak itiraz edilemez ve dava açılamaz. Başka bir ifadeyle anılan sürenin ancak hakkın kadastro tespit tutanağının tanzim tarihinden önce doğması halinde uygulama imkanına kavuşur. Tutanağın tanziminden sonra doğan haklara ilişkin açılan davalarda uygulama yeri yoktur. Mirasbırakanın ölümü ile…
• Kanımızca muvazaanın kadastro tespitinden önce yapılmış olduğu durumlarda muris10 yıllık hak düşürücü süre dolmadan ölmüş ise mirasçıların dava hakkı olabilir. Mirasçıların dava için hukuki sebebi (mirasın intikali) kadastro tespitinden sonra olduğu için de artık bir süreye tabi olmaz. Çünkü…
Mirasçının murisin külli halefi olması nedeniyle 10 yıllık zamanaşımı, kaldığı yerden…
•Muris muvazaası kadastro tespiti esnasında yukarıda tartışıldığı gibi Kad. K. 13/B-a hükmüne göre vukuu bulmuş ise, mirasbırakanın ölümünden önce mirasçılar dava açamaz ve Kad. K. 12.m.’deki hak düşürücü süre TBK.153/6.m.uyarınca durur. Bu durumda mirasçılar murisin ölümünden sonra dava açabilirler. Burada kadastro öncesi bir muvazaa olmadığından artık Kad. K. 12.m.deki 10 yıllık hak düşürücü sürenin uygulanması doğru olmaz.…
