Öğretide bu madde ilkin, özellikle son fıkrasına odaklanılarak ele alınmıştır. Dava…
-
Git
: -
Favorilere ekle veya çıkar
-
ᴀ⇣ Yazı karakterini küçült

On İki Levha Yayıncılık
Yayın tarihi: Aralık 2024
Sayfa: 3331 - 3335
Tolga Şirin
Editör:Ege Türel, Fulya Erlüle, Dilara Zorlutuna, Başak Görgeç, İpek Sağlam, Egemen Işık, Işıl Yelkenci, Ekin Şentürk
Aşağıda bir kısmını gördüğünüz bu dokümana sadece Profesyonel + pakete abone olan üyelerimiz erişebilir.
1.Türk Öğretisi Açısından
MK md. 289 hükmünün getirdiği kuralın, 743 sayılı (mülga) Türk Kanunu Medenisi’ndeki…
Ne var ki bu hükümde yer alan “her halde doğumdan başlayarak beş yıl” ifadesi (beş…
“Kişinin genetik-biyolojik kökeni kendisine ait olmayan çocuğu reddetme hakkı en temel haklarından biridir. İtiraz konusu ibare ile bu hak doğumdan itibaren beş yıllık süre ile sınırlandırılmakta ve bu sürenin haklı neden olmadan geçmesi halinde dava açma hakkı henüz doğmadan kocanın elinden alınmak suretiyle kendisine ait olmayan çocuğu sahiplenmek zorunda bırakılmaktadır. Hukuk devleti ilkesi, kocanın temel hak ve hürriyetlerinden olan genetik-biyolojik kökeni kendisine ait olmayan çocuğu reddetme hakkının önündeki bu hak ile bağdaşmayan engelleri …
Öğreti ve Yargıtay uygulamasını (haklı neden olması hâlinde dava açma hakkının özünün…
Cem Akbıyık’a göre:…
“Bu durum, çocuğun soybağı gibi hassa bir konunun süresiz olarak dava tehdidi altında tutulmasına yol açmaktadır. Nitekim soybağının reddi davası bazı hallerde çocuk ve annesi için bir şantaj aracı haline bile gelebilir. Bu nedenle, dava açma sürelerinin sınırlanması, hukuki güvenlik sağlaması açısından çok önemli görülmektedir. Dolayısıyla,…
Benzer bir yaklaşım sergileyen Yalçın Tosun ve Ece Baş’a göre:…
“Anayasa Mahkemesi’nin bu yorumundan anlaşıldığı üzere, soybağı-kan bağı öyle önemlidir ki; yanlış kurulmuş ise, uzun yıllar nasıl ve hangi ölçüde ilişkiler kurulduysa kurulsun; bozulmasında çocuğun korunması gereken menfaatinden daha üstün bir menfaat vardır. Ancak kanaatimizce her iki menfaatin değerlendirilmesinde, çocuğun menfaatinin üstün tutulması daha yerinde olurdu. Buna ek olarak, Anayasa Mahkemesi’nin iptal kararından önce, kanun koyucunun iradesi, bir üst süre getirmek suretiyle, hukukileşen fiili durumu genetik ilişkiye tercih etmek yönündeydi. Bu esas, kanaatimizce Anayasa’ya aykırılık teşkil etmediğinden, Anayasa Mahkemesi tarafından değiştirilmemesi gerekirdi. Eleştiriye açık olmakla birlikte, bu yönde bir değişiklik isteniyorsa, bunun kanun koyucu eliyle yapılmasının, hukuk tekniği açısından uygun olacağı da göz ardı edilmemelidir.”(16)…
Aslında, öğretideki bu yaklaşımlar bizzat Anayasa Mahkemesi üyesinin, söz konusu…
“[Yargıtay Hukuk Genel Kurulu ve ilgili Daire kararlarında] da, itiraz konusu maddenin birinci fıkrasındaki bir ve beş yıllık sürelerin haklı bir nedenle kaçırılmış olması durumunda üçüncü fıkra uyarınca soybağının reddi davası açılabileceği kabul edilmektedir. Haklı sebebin neler olabileceği ise maddede belirtilmemiş bu konu hakimin takdirine bırakılmıştır. Madde bu çerçevede değerlendirildiğinde; iptaline karar verilen ibarenin, kişinin kendisine ait olmayan çocuğu reddetme hakkını engellemediği, haklı bir nedenin bulunduğu haller hariç olmak üzere dava açma süresini belirlediği açıktır. Soybağının süresiz olarak dava tehdidi altında tutulması, Anayasa’nın, ailenin ve çocuğun korunmasını öngören 41. maddesi ile bağdaşmaz. Bu nedenle, yasa koyucunun soybağı konusundaki dava açma …
Bu görüşler ile dava açma sürelerinin sınırlanmasının hukuki güvenlik sağlanması…