“Yönetim kurulunun devredilmez yetkilerini gösteren 375 inci madde yenidir. Bu hüküm ile, Ticaret Kanununda, organlar arasında işlev ayrımı yapılmış, organlar arasında işlev bağlamında güç yönünden denklik kabul edilmiş, buna karşılık genel kurulun herşeye kadir olduğuna ve bütün kararları alabilme yetkisi ile donatıldığına ilişkin salt yetki teorisi reddedilmiştir. Genel kurulun bir üst organ olduğu anlayışı Ticaret Kanununa yabancıdır……
-
Git
: -
Favorilere ekle veya çıkar
-
ᴀ⇣ Yazı karakterini küçült

On İki Levha Yayıncılık
Yayın tarihi: Aralık 2024
Sayfa: 2124 - 2133
H. Onur Akay, F. Pelin Tokcan, Ş. İpek Aşıkoğlu
Editör:Işıl Yelkenci, Ekin Şentürk, İpek Sağlam, Başak Görgeç, Ege Türel, Egemen Işık, Fulya Erlüle, Dilara Zorlutuna
Aşağıda bir kısmını gördüğünüz bu dokümana sadece Profesyonel + pakete abone olan üyelerimiz erişebilir.
GİRİŞ
Tüzel kişi kavramından bahsedebilmek için sürekli amaç ve hukuk düzeni tarafından…
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu (“TK/TTK”) ile anonim şirketlerin zorunlu organları…
Yine TK 374 hükmünün gerekçesinde yer alan;…
“…Şirketin işletme konusunun elde edilebilmesi için yapılması gerekli bütün iş ve işlemler yönetim kurulunun veya -devir halinde- yönetimin yetkisindedir. Ancak, bunlardan kanunla veya esas sözleşme ile genel kurula bırakılanlar hariç tutulmuştur. Yönetim hakkının kapsamına giren bir iş ve/veya işlemin, esas sözleşme ile genel kurulca kullanılabilmesi için de bunun 375 inci maddede gösterilmiş devredilemez görev ve yetkiler içine girmemesi gerekir. Böylece, bu hüküm, bir anonim şirkette bütün yönetim yetkilerinin, bir üst kurul olması dolayısıyla genel kurula ait bulunduğu ve hatta ondan doğduğu, genel kurulun istediği görev ve yetkileri istediği anda yönetim kurulundan geri alabileceği yolundaki eskimiş anlayışa kapıları kapamıştır. Tasarı, organlar arasında işlevlerin ayrılığı ilkesini kabul etmiştir.”…
Yönetim kurulunun artık -genel kurula nispetle- bir “alt organ” olduğu yolundaki…
İşte, anonim şirketlerin yönetsel başrolü olan ve kurul olarak çalışan yönetim kurulunun…
Nitekim sosyolojik açıdan konu ele alındığında “başkan” olmaya daha büyük önem atfedildiği,…
Doktrinde de yönetim kurulu başkanının, diğer yönetim kurulu üyelerine nazaran daha…
“(k)ural olarak yönetim kurulu üyeleri kendi aralarındaki ilişkide birbirlerine eşittirler. Üyeler arasındaki eşitlik özellikle şirketin idare ve temsili alanında kendisini göstermektedir. Bunun bir sonucu olarak yönetim kurulu üyelerinin her birinin tek bir oy hakkı vardır. (…)…
Bununla birlikte bazı yönetim kurulu üyelerine yasaya dayalı özel bir konum sağlanmış olabilir. Örneğin yönetim kurulu başkanı özel konumu dolayısıyla bir nevi eşitler arasında birinci olarak nitelendirilir. (…)”…
Yine bir diğer yazarın eserinde ise şu ifadelere rastlanmaktadır:…
“…başkanı olmayan bir YK yapılanması kanun tarafından öngörülmemiştir. (…) Toplantılara hazırlık süreci yanında, toplantı anında konuşma ve görüş bildirmenin bir düzen içerisinde ilerlemesini, karar alınma sürecini, toplantı ardından ise alınan kararların gereklerinin yerine getirilmesini, icrasını sağlayacaktır. Aslında her insan topluluğunun, liderlik yapacak bir kişiye ihtiyacı olması gibi, toplantının düzeni ve bir sorun sarmalı oluşmaması için YK toplantılarını yöneten bir başkana ihtiyaç duyulması da gayet olağandır. (…) Olağan süreçler dışında olağanüstü dönemlerde özellikle şirketlerin kriz anında güçlü lider ihtiyacı belirir (…) bu noktada ilk akla gelen kişi, YK başkanı olmaktadır
YK başkanı, YK’dan ayrı bir organ değildir. A.Ş.’nin dışarıdaki muhataplarına karşı bir sözcüye ihtiyacı vardır. Belirtilen sözcülük ihtiyacını karşılayabilecek en münasip kişi doğal olarak YK başkanıdır. YK başkanının …
Giderek Yüksek Mahkeme’nin de “başkana” özel anlam yüklediği görülmektedir. Örneğin…
“…davacının yönetim kurulu başkanı olduğu, ancak davalı şirket yönetim kurulunun 06.01.2015 tarih ve 04 nolu kararıyla davacının katılımı olmaksızın iki üye ile toplanarak yönetim kurulu başkanlığına dava dışı …’ü başkan vekilliğine de dava dışı …’ü oybirliği [ile] seçmiş olduğu, toplantıya çağrının herhangi bir kanuni şekle tabi tutulmadığı, ancak tüm yönetim kurulunun toplantıdan haberdar edilmesinin asıl amaç olduğu, yönetim kurulunu toplantıya çağırmanın başkanın görevi olduğu ve başkanın bulunmadığı zamanlarda başkan vekilinin de yönetim kurulunu toplantıya çağırabileceği yönündeki hükmün emredici olduğu, yönetim kurulu başkanı olan davacının görevini yerine getirmeye engel bir durumda olduğuna dair herhangi bir somut delil bulunmadığı gibi başkan olan davacıdan [TTK] m. 392/7’ye uygun şekilde toplantı yapılmasının talep edildiğine ve başkan tarafından bu talebin reddedildiğine ilişkin de herhangi bir belge bulunmadığı, davacının da kasten toplantıya çağrılmaksızın karar alındığı gerekçesiyle davanın kabulü ile (…) davalı şirketin 2015/4 nolu yönetim kurulu kararının batıl olduğunun…”
Yine Yargıtay 11. HD’nin, 26.01.2016 tarih ve 2015-3129/804 sayılı kararında da;…