“Tevhidi kuva, bizce pek aziz olan bir umdedir ve bu umdeyi tesbit ettik. Ahkâmı esasiye faslının membaı, mahezi tevhidi kuvadır. Fakat ondan sonra mademki sulh ve mesalimete nail olduk ve müstakar bir Devlet teşkil ettik. Vazaîfin ne suretle cereyan edeceğine dair birtakım ahkâm koymak iktiza ediyordu. Bu ahkâmda telkiye ilmiyeyi de nazarı dikkate aldık, cumhuri ve meşruti devletlerin kavanini esasiyesinden başlıcalarmı nazarı dikkate aldık. …
Taslağı Genel Kurul’a bildiren Celal Nuri İleri, Galatasaray Lisesi ve Mekteb-i Hukuk…
Burada ayrıca belirtmek gerekir ki, 1924 Anayasası görüşmeleri sırasında başka ülke…
“Malûmuâliniz Amerika usulü, federasyon şeklinde teşekkül etmiş devletlere muvafıktır. O devletlerin birbirinden ayrı hakkı istiklâli dahilîsi vardır. Şu kadar ki birtakım mesaili umumiyede bir ferkezi kabul etmiş birtakım devletler ki Amerika’da bunların adedi 48 dir. Bunlar bir merkez ittihaz etmişler. Orada kuvvei icraiyenin bütün bütün müstakil olması ve o kırksekiz Devlete de söz geçirebilmek için pek kuvvetli bulunması lâzımdır. Bu hikmete mebnidir ki Amerika’da kuvvei icraiye ayrıca intihabolunur, kuvvei teşriîye ayrıca intihabolunur. Bu bizim esasatımızla iki noktai nazardan tevafuk etmez. Birincisi; …
1921 Polonya Anayasası’nın 1924 Anayasası’na ilham verdiği hükümleri değerlendirirken,…
Buna göre, 1924 Anayasası ile 1921 Polonya Anayasası arasında gerçek bir benzerliğin…
1924 Anayasası, temel haklara ilişkin bir iki hükmü hariç, resepsiyon döneminin eğiliminin…
“(…) Efendiler bu teklifi kanuninin ne gibi ehizden alındığını söyliyelim. Teklifi kanunimizin membaı doğrudan doğruya millî inkılâptır. Yani bu inkılâp olmamış olsaydı buradaki mevaddı tertibetmekte yet- i kudretimiz olmıyacaktı. (…)”(76)…
Benzer şekilde, 1924 Anayasası görüşmelerinde yabancı anayasalardan yararlanılabileceğini;…
“(…) En büyük maddenin müzakeresi esnafında «Fransa’da, İngiltere’de, Avrupa’da kanunlar böyledir. Usuller böyledir» deniliyor. Evet, Avrupa devletlerine iktisaden, sınaeten ticareten tebaiyet etmek lâzımdır. Onların gittiği yoldan gitmek lâzımdır. Yoksa biz her kanun yaparken onlara uyduracak sak burada hi^ bir kanun müzakeresine lüzum yoktur. Doğrudan doğruya Avrupa’dan, Fransa’dan kanunlar getirtelim. Tercüme ettirir, tabettirir, kabul ederiz. (Alkışlar) Rica ederim her şey, ingiltere’de, Fransa’da şöyle yapılmıştır diye aynen kabul etmek icabetmez, bu gayrı varittir. (…)”(78)…
