Görüntüleme Ayarları:
Sayfa numarasını gizle

Aşağıda bir kısmını gördüğünüz bu dokümana sadece Profesyonel + pakete abone olan üyelerimiz erişebilir.

Sayfa 223

Doç. Dr. Koray DEMİR*…

Özet: İşbu çalışma altında temelde şu sorunun cevabı aranmaktadır: Tacir kendisine yöneltilen bir icaba karşı sessiz kalırsa ne olur? Çalışma içerisinde bu sorunun cevabı araştırılırken, öncelikle, karşılaştırmalı hukuk tahlilinden istifade edilmektedir. Konu ile ilgili tacirler özelinde hüküm sevk eden AlmTK m. 362 hükmü ile borçlar hukukumuza yakın olması hasebiyle İsvBK m. 6 ve 395 hükümleri bu kapsamda ele alınmaktadır. Sonrasında ise Türk hukuku bakımından değerlendirmelere geçilmektedir. Bu minvalde icap karşısında takınılan sessizlik öncelikle aktif ve pasif sessizlik olarak ikiye ayrılmakta, aktif sessizliğin örtülü kabul veya red anlamında ve TBK m. 1/2 hükmü uyarınca sözleşmeyi kuracağı veya kurmayacağı sonucuna ulaşılmaktadır. Devamla; işbu çalışma altında, diğerleri yanında, pasif sessizliğe örtülü de olsa bir irade beyanı niteliği izafe edilemeyeceği, tacirler özelinde TBK m. 6 veya 503 hükümlerine yaslanılmaması gerektiği, bu hükümler üzerinden icapta bulunan şahsın duyduğu güven korunmak istenirken, bu hükümlerin lafızları gereği sözleşmenin kurulması şeklinde bir faraziye öngörmelerinin talihsiz olduğu, özel bir düzenleme olmaması karşısında tacirler bakımından pasif sessizliğe bağlı hukuki sonucun güvenden kaynaklı (menfi) zararın tazmini olmasının daha uygun olacağı sonuçlarına varılmaktadır. …

I. Alman Hukuku’nda Tacirin Sessizliği Meselesi