Bir yargılama sürecinde usûl hukuku bakımından lex forinin uygulanması gayet normaldir. Zira, kişi Türk mahkemesinin önüne uyuşmazlığı getirip getirmemekte kural olarak serbesttir; hatta oldukça geniş bir alanda mahkemeye başvurmadan tahkim ya da arabuluculuk yoluyla da uyuşmazlık çözülebilir. Hak arayanlar bu açıdan maddî hukuktaki gibi, ilişkinin kurulması veya var olması sırasında geçerli olan belirli bir hukuk düzenine bağlı olma zorunluluklarıyla karşı karşıya değildir; fakat bir mahkemeye başvuran, artık oradaki işleyişe ve usûle uygun davranmalıdır. Ayrıca, yargılama kamu düzenindendir ve bir ülkenin hükümranlık hakkının bir parçasıdır. Bu sebeplerle yargılama hukukunda hâkimin (başvurulan mahkemenin) kendi usûl kuralları uygulanacaktır. Fakat bu her zaman istenen sonucu vermeyebilir veya bu kuralın uygulanması mümkün ya da hakkaniyetli olmayabilir. Örneğin, beş yıl önce, yaşadığı veya çalıştığı ülkede zorunlu olarak bir hukukî işlem yapan kişiler, o ülkedeki kurallara göre bu ilişkiyi delillendireceklerdir; beş yıl sonra nerede olacakları veya bu ilişki ile ilgili uyuşmazlığın nerede çıkacağını, nerede dava açacaklarını bilemeyeceklerinden muhtemel durumları dikkate almaları kendilerinden beklenemeyecektir. Verilen örnekte, hukukî işlemin yapıldığı yerde özel bir şekil, yazılı belge vs. aranmıyor, uyuşmazlık çıktığında tanık ve diğer deliller yeterli görülüyorsa, işlem yazılı bir belgeye veya özel bir şekle de bağlanmayabilir. Ancak, beş yıl sonra farklı se-
Bu açıklanan gerekçelerle ispat ve deliller bakımından lex fori değil, “locus regit actum”…
Bu çerçevede ispat yükü kurallarının temelinde maddî hukuk yattığından, işleme uygulanacak…
Deliller, özellikle de ispatı gereken vakıanın hangi tür delille ispat edileceği…
Uluslararası koruma statüsünde bulunanlar da ispat ve deliller bakımından bu genel…
Delillerin Türk hukukuna göre belirleneceği durumlarda, işin niteliği gereği senetle…
