I. 11. HUKUK DAİRESİ’NİN T. 8.3.2021, E. 2020/1944, K. 2021/2150 SAYILI KARARI
“Davacı vekili; davacı bankanın ... Şubesinde müdür olarak görev yapan davalının kredi kullandırılması sırasında yeterli istihbarat yapmadığı, yeterli teminat alınmasına yönelik olarak kredi kullandırılan kişi ya da şirketin ortağı olan kişiler ile ilgili kefalet alınmak sureti ile kredinin daha güvenli hale getirilmesi amacıyla banka tarafından belirlenen iç uygulamalara aykırı davranarak kredi kullandırarak bankanın zarara uğramasına neden olduğu belirtilip, bu nedenle oluşan 22/04/2013 tarihi itibariyle 422.976,22 TL zararın yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesi istenilmiştir.…
Davalı vekili; usulsüz kullandırıldığı iddia edilen krediler ile ilgili müfettiş soruşturmasının Aralık 2000 yılında tamamlandığını, 13.01.2001 tarihinde raporların bankaya iletildiğini, davanın ise 2013 yılında açıldığı için alacağın zaman aşımına uğradığını,…
Mahkemece tüm dosya kapsamına göre; davacı bankanın ... Şube müdürü olarak görev yapan davalının şubede görevli diğer kredi tahsis komisyonu üyelerini devre dışı bırakarak tamamen kendi inisiyatifi ile kredi kullandırdığı, bu kredilerin kullandırılması sırasında yeterli istihbarat yapılmadığı gibi firma ortak ve yetkilileri…
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.…
1. Dava, banka şube müdürünün usulsüz kredi vererek bankayı zarara uğrattığı iddiasına dayalı tazminat istemine ilişkindir…
Mahkemece, davalı banka şube müdürünün, gerek davalıya atfedilen fiillerin gerçekleştiği tarihte cari bulunan 6762 sayılı Kanun’un 342. maddesi ve gerekse de davanın açıldığı tarihte yürürlüğe girmiş bulunan 6102 sayılı TTK’nın 367. maddesi uyarınca, yönetim yetkisinin kısmen dahi olsa devredildiği kişilerden olup olmadığı soruşturulmamış, bu yönde yetkilendirilmiş kişilerden olduğunun anlaşılması durumunda ise Dairemizin yerleşik içtihatları doğrultusunda şirket esas sözleşmesi hükümleri ile birlikte 6102 sayılı TTK’nın 553, 408/1. ve 479/3-c maddesi hükümleri dairesinde bir değerlendirme yapılarak işbu sorumluluk davasının açılması için genel kurul kararı alınması gerekip gerekmediği tartışılmaksızın işin esasına girilerek karar verilmesi isabetli olmamış, dava şartına ilişen bu husus gözetilerek kararın re’sen bozulması gerekmiştir…