Barlass hukukumuzda murahhas üyelerin anonim şirketin ödenmemiş vergi borçlarından kaynaklanan sorumluluğunun, diğer yönetim kurulu üyelerinkinden farklı bir şekilde konumlandırıldığını, murahhas üyeye yetki devri yapılan durumlarda, diğer yönetim kurulu üyelerinin, vergi idaresine karşı şirketin ödenmemiş vergi borçlarından dolayı bir sorumluluğunun olmayacağını savunmaktadır. Yazar, görüşünü desteklemek için ticaret hukuku alanında da murahhas üye veya üyelerin tayin edildiği durumlarda, diğer üyelerin sorumluluğunun, delege edilen yetkilere göre daralacağını ve zincirleme sorumluluğun ortadan kalkacağını belirtmektedir. Böylece her iki hukuk alanı da paralel düzenlemeler getirmiştir. Bunun dışında, Vergi Usul Kanunu’nun 10. maddesinin değişim seyrinin de bu görüşü desteklediğini savunmaktadır. Hükmün ilk şeklinde, "...Bu…
2. Esas sözleşmede şirketi temsile yetkili üye belirlenmemiş ise sözleşmede yönetim kurulu veya genel kurula yönetim kurulu üyesi olması şartıyla murahhas üyeleri veya şirkette pay sahibi olmayan sorumlu müdürleri temsilci olarak belirleme konusunda yetki verilip verilmediği,…
3. Esas sözleşmede temsilci belirleme konusunda yetkisi bulunan organ tarafından bu yetki çerçevesinde temsil salâhiyetinin; yönetim…
Türk Ticaret Kanununun 319 ve müteakip maddelerine göre temsil salâhiyeti murahhas azalara veya pay sahibi olmaları zaruri bulunmayan müdürlere bırakılmamış ise yönetim kurulu üyeleri kanuni temsilci sıfatını taşımaktadır.…
Yapılan bu açıklamalara göre, kamu alacağının anonim şirket şeklinde örgütlenmiş tüzel kişiliğin mal varlığından kısmen veya tamamen tahsil edilememesi veya tahsil edilemeyeceğinin anlaşılması halinde tüzel kişiliğin kanuni temsilcisi konumundaki yönetim kurulu üyelerinin şahsi malvarlıklarından takip ve tahsili cihetine gidilmeden önce, şirket esas sözleşmesinin tetkik olunması, temsil salâhiyetinin aynı zamanda yönetim kurulu üyesi olan murahhas bir veya bir kaç üyeye veya şirkette pay sahibi olmayan müdürlere bırakılmış olup olmadığının tespit edilmesi gerekmektedir.…
Yapılacak tespit sonucunda; şirketi temsil salâhiyetinin murahhas üye veya üyeler ile şirkette pay sahibi olmayan müdürlere bırakıldığının anlaşılması halinde kamu alacağının bunlardan takip ve tahsiline gidilmesi, bu durumda diğer yönetim kurulu üyeleri hakkında işlem yapılmaması icap etmektedir.…
Şirket esas sözleşmesinde bu şekilde bir görevlendirmeye ilişkin herhangi bir kayıt bulunmaması halinde, Türk Ticaret Kanununun 317 nci maddesi hükmü göz önüne alınacak, yönetimde bulunan tüm üyelerin müşterek ve müteselsil sorumlulukları dikkate alınarak haklarında 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanunun Mükerrer 35 inci maddesi uyarınca işlem yapılacaktır”(40)…
Görüldüğü gibi, Tebliğ bir anonim şirketin ödenmeyen vergi borcundan dolayı kanunî…
Candan, özel hukuk tüzel kişilerinin tüzel kişiliği temsile yetkili organlarının kanunla saptandığını, anonim şirketlerde ana sözleşmeye hüküm konularak veya buradan alınan yetki ile genel kurul veya yönetim kurulu tarafından temsil yetkisinin bölünebileceği veya bırakılabileceğini; kanun veya ana sözleşme ile temsil yetkisi verilen bu organ veya kişi dışındakilerin, örneğin anonim şirketin kurucu veya normal ortaklarının, şirket varlığından tahsil edilemeyen vergi ve diğer kamu borçlarından kanunî temsilciler gibi sorumlu tutulamayacağını ifade etmektedir. Yine, temsil yetkisinin yönetim kurulu üyelerinden birine veya birkaçına ya da yönetim kurulu üyesi olmayan müdüre, kısmen veya tamamen bırakılması durumunda, diğer üyelerin, terk ettikleri temsil yetkisini herhangi bir nedenle kullanmalarına olanak yoktur. Olsa olsa, bu yetkinin gereği gibi kullanılıp kullanılmadığını denetleyebilirler. Ancak, yetkinin gereği gibi kullanılmamasından dolayı sorumlu tutulamazlar. Bu nedenle, kendisine temsil yetkisi bırakılanların tüzel kişinin vergi ile ilgili ödevlerini yerine getirmemeleri durumunda, temsil yetkisini devreden diğer üyelerin sorumlu tutulmamaları gerekir. Çamoğlu da…
Bu konuda ayrıntılı ayırımlara giden Ünal, İsviçre Borçlar Kanunu’nda 1991’de yapılan değişiklikler çerçevesinde, yönetim kurulu üyelerinin özellikle bilgi alma hakkını tartışmış ve 390 Seri No’lu Tahsilât Tebliği’ndeki düzenlemeyi desteklemiştir. Yazar’a göre, idare ve temsil görevlerini terhis etmemiş bir yönetim kurulunda bile üyelerin bilgi alma ve şirket defter, kayıt ve belgelerini inceleme konularındaki son derece sınırlı hakları dikkate alındığında, çeşitli kamu borçlarının ödenmesi gibi hemen her zaman şirket içinde oluşan ve kamu borcunu doğuran olaylara bağlı işlemler, belgeler hakkında fikir sahibi olması mümkün ve kamu borcunun…
