İlk derece mahkemeleri tarafından verilen kararlar incelendiğinde, hukuka aykırılık…
“…Toplanan tüm deliller ve dosya kapsamından, davalı bankanın Rekabet Kurulunun 08.03.2013 tarihli kararı ile rekabet yasasını ihlal ettiğinin tespit edildiği, karara konu dönemin 21.08.2007 – 24.10.2011 tarihleri arasında ilişkin olduğu, davacının bu dönemde 25.04.2011 tarihinde konut kredisi kullandığı, davalı bankanın soruşturmaya konu dönemde konut kredi faiz oranlarında 5 – 15 (% 0.05 – 15) baz puan artış yaptığı, davacının 25.04.2011
Benzer şekilde Antalya 1. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 21.09.2017, 2016/753 E. 2017/531…
“…her ne kadar davalı bankanın [davacıya] ticari kredi tahsis ettiği dönemde bankalar arası rekabeti ihlal ettiği anlaşılmış ise de, bundan davacının zarar gördüğüne ilişkin bir delilin dosyaya sunulmadığı,…
Yine, İstanbul 12. Tüketici Mahkemesi’nin 06.06.2017, 2016/525 E. 2017/217 K. sayılı…
“…Zararın tespiti bakımından davacı ile davalı banka arasındaki kredi sözleşmesi ekleri üzerinde yaptırılan bilirkişi incelemesinden davalının herhangi bir zararının bulunmadığı anlaşılmıştır. Davacının kredi kullandığı dönemde banka ile yapmış olduğu kredi sözleşmesinde o günün faiz oranlarından daha düşük faiz uygulamak suretiyle kredi kullandığı,…
İkinci grupta, davacının kullandığı kredinin faiz oranı ile o dönemde “kamu…
“…dosya kapsamındaki tüm belge ve bilgiler çerçevesinde değerlendirme yapmış olan bankacı bilirkişice de tespit edildiği üzere; davacının bahsini ettiği (…)…
Üçüncü grupta ise, davacının kullandığı kredinin, bankanın ilan ettiği faiz oranlarından daha düşük faiz oranları ile kullanıldığı ve zarar oluşmadığı değerlendirmesi sonucunda verilen kararlar bulunmaktadır(104).…
“…RK kararında (…) dava konusu krediye uygulanan faiz oranı ile rekabet ihlali olmasaydı uygulanacak faiz oranı arasındaki fark davacının zararını oluşturacak olup, rekabetin ihlali öncesinde bankalarca bildirilen azami faiz oranı % 1.34 kredinin kullanıldığı tarih itibariyle diğer bankalar ve kamu bankalarınca konut kredilerine fiilen uygulanan faiz oranlarının % 9.60 - %10.68 olduğu, davacı bankaca fiilen uygulanan oranın % 0.80 (yıllık % 9. 60) olduğu nazara alındığında davacıya kullandırılan konut kredisine suni olarak yükseltilmiş kartel faizi uygulanmadığı,…
Aynı şekilde, Konya 2. Tüketici Mahkemesi’nin 27.04.2017, 2016/1522 E. 2017/318 K.…
“…davacının davalı bankadan kullandığı dava konusu tüketici kredilerinde kartel faizi uygulanmadığı, kullanılan kredilerin bankanın ilan ettiği faiz oranlarından daha düşük faiz oranları ile kullanıldığının tespiti ile (Belge 6)’dan anlaşıldığı üzere herhangi bir zararının oluşmadığı anlaşılmış olup, davanın reddine karar vermek gerekmiştir…” …
Hemen belirtmek gerekir ki, tespit etmiş olduğumuz kararların önemli bir bölümünde…
“…RK kararında, konut kredileri bakımından rekabet ihlal tarihleri olan 21.08.2007 ve 23.10.2008 tarihlerinin öncesindeki ve sonrasındaki konut kredisi faiz oranlarının sırasıyla aylık % 1.34, 1.41 (yıllık % 16.08, % 16.92) ve aylık % 1.64 - % 1.74, % 1.74 - % 1.89 (yıllık % 19.09- % 20.88 - % 20.88) olarak belirtildiği, dava konusu krediye uygulanan faiz oranı ile rekabet ihlali olmasaydı uygulanacak faiz oranı arasındaki fark davacının zararını oluşturacak olup rekabetin ihlali öncesinde bankalarca bildirilen azami faiz oranı % 1. 34, davacının kredi kullandığı tarih itibariyle rekabet ihlali soruşturmasında adı geçmeyen [bankanın]…
Zarar değerlendirmesi temelde; zararın varlığı ve zarar miktarının hesaplanması olmak…
Bir kere, zararın mevcut olmadığı gerekçesiyle reddedilen davalarda kullanılan gerekçeler sorunludur. Konunun ele alınması gereken iki ayrı boyutu bulunmaktadır:…
İkincisi, davacının kullandığı kredinin faiz oranı ile ihlalin olduğu dönemde kamu bankalarının fiilen uyguladığı en yüksek faiz oranının aynı olması ve davacının kullandığı kredilerin bankanın ilan ettiği faiz oranlarından daha düşük faiz oranları ile kullanıldığı şeklindeki gerekçeler de benzer hatalı varsayım ve değerlendirmeye dayanmaktadır. Kanaatimizce, bunlar da yukarıda olduğu gibi benzer hatalı varsayım ve değerlendirmeye temel oluşturmaktadır. Gerçekten de kamu bankalarının ihlalin olduğu dönemde daha yüksek oranda faizden kredi vermesi, davalı banka veya bankaların hukuka aykırı eylemi olmaksızın daha düşük oranda faizden kredi sağlayacağı olgusunu etkileyebilecek bir yöne sahip değildir. Diğer bir ifadeyle, davalı banka veya bankaların hukuka aykırı eylemi olmasaydı, kamu bankalarının uyguladığı faiz oranından bağımsız olarak, davacının daha az miktarda kredi faizi ödeyebileceği söylenebilir. Dahası, kamu bankaları da (farklı bir kredi türünde de olsa) ihlalin zaten tarafıdır. Şu halde ihlale taraf bir bankanın uygulamakta olduğu faiz oranı, pekâlâ davalı banka veya bankaların faiz oranından yüksek olabilir. Davacının ödediği kredi faizinin ilan ettiği faiz oranından düşük olması da, benzer şekilde, davacının zarar görmüş olabileceği gerçeğini değiştirmez(112).…
