Bu hüküm ve buna dayalı çıkarılan de Minimis Tebliği, adından da anlaşılacağı üzere, rekabet üzerinde fazlaca etkisi olmayacak danışıklı ilişkiler hakkında soruşturma açılmayabileceğini öngörmektedir. Bunun mantığı ise basittir: Rekabet hukuku riski ancak yoğunlaşmış piyasalarda, piyasa gücüne sahip teşebbüs veya teşebbüslerin eylemleri ile ortaya çıkabilir. Anlaşma taraflarının piyasa gücü yoksa, piyasadaki rekabetin
Peki özel hukuk açısından bu düzenlemelerin etkisi nedir? İlk planda, de Minimis Tebliği…
Bu düzenleme tarzının yerindeliğini bir kenara bırakırsak,(77)…
Diğer yandan Tebliğ’e göre de minimis uygulamasının dışında kalan açık ve ağır ihlaller açısından nasıl bir yaklaşım benimsemek gerekir? Bizce bu kapsamdaki anlaşmalar açısından da mahkemenin aynı yaklaşımı sergilemesi ve etkilerinden (ve piyasa payından) bağımsız olarak, amaç itibarıyla bunların 4. maddeye aykırı olduğu sonucuna varması isabetli olur. Ancak tabii ki mahkemenin yaptığı değerlendirme neticesinde anlaşmanın hukuka uygun olduğu sonucuna varması mümkündür. Bu karteller ve kartel benzeri bilgi değişimi anlaşmaları açısından pek karşılaşılacak bir durum değildir. Zira bu anlaşmaların etkilerinden bağımsız olarak (ispat edilmeleri hâlinde) hukuka aykırı kabul edilmeleri isabetli gözükmektedir. Ancak yeniden satış fiyatının tespitini konu alan bir dikey anlaşma bakımından, tarafların (özellikle sağlayıcının) sahip olduğu piyasa payının düşük olması hâlinde, anlaşmanın amacı veya etkisinin rekabetin sınırlanması olmadığını tespit ederek, anlaşmanın hukuka uygun olduğu sonucuna varabilir.(80)…
Peki, bu kapsamdaki anlaşmalar hakkında muafiyet analizi yapılabilir mi? Örneğin…
