Başgil’in dilde sadeleşme tartışmalarında muhalif grupta yer aldığı gözlemlenmektedir.…
Başgil, konu hakkında şu yorumu yapar:…
“Dil Kurumunca otuz beş bin yeni kelimenin hazırlanmış olduğu müjdeleniyordu. Bu mesaiyi ve bu neticeyi takdir etmekle beraber, kendi kendime şunu sordum: Bu kelimeler niçin peyderpey serbest dil piyasasına sürülmüyor da adeta baskına hazırlanan bir tümen gibi mevcudunu ikmal etmeyi bekliyor? Yoksa bunlar ana kanunlarımızın oturmuş kelimelerini tekmeleyip yerlerine geçmek için fırsat mı kolluyor?”(60)…
1941 yılında Maarif Vekaleti’nin düzenlediği dilde sadeleşme konulu toplantıda ise…
“Hukukun dili evvela kanun, sonra da millet dilidir ve öyle olmak lazımdır. Çünkü kanun insanlara meram anlatmak için yapılır. Binaeneleyh hitap ettiği insanların diliyle yazılması icap eder.”(61)…
Başgil’in bu tavrı Guguk’un 1950 sayısında “Meclis-i Ayan Muzakeratı” isimli öyküye…
Öyküde, Hıfzı Veldet Velidedeoğlu ve Başgil arasında şöyle bir diyalog geçmekted…
“… Bu hadiseden sonra Hıfzı Veldet yatıştırıcı bir konuşma yaptı. Fakat konuşmada…
Bu diyalogda Başgil’in karşısında Velidedeoğlu’nun yer alması elbette ki tesadüf…
Velidedeoğlu, konu hakkında şu yorumu yapar: Sayfa 132…
“ ‘Halkın, halk tarafından, halk yararına yönetimi’ demek olan demokrasi yönetimlerinde halk ve Devlet ikiliği, halk dili-devlet dili ayrımı olamaz, olmamalıdır. Halk, hangi kurallarla yönetildiğini bilmeli ve o kuralların dilini anlamalıdır.”(64)…
Velidedeoğlu ile Başgil’in konu hakkındaki hassasiyetleri aynı düzlemdedir. İkisi…
