“...Yargılama sırasında yürürlüğe giren 6102 sayılı TTK hükümleri arasında mülga TTK’nın 341. maddesi gibi açık bir düzenleme olmamakla birlikte 6102 sayılı TTK’nın 408/1 ve 479/3-a maddelerindeki düzenleme karşısında anonim şirket yöneticileri hakkında sorumluluk davası açılabilmesi için, şirket genel kurulunda karar alınması gereklidir. Fakat, anılan yönteme uyulmaması davanın hemen reddi sonucunu doğurmamalıdır. Somut olayda davalı yönetici aleyhine tazminat davası açılması yönünde alınmış bir genel kurul kararının olup olmadığı dosya kapsamından anlaşılamamaktadır. Böyle bir kararın varlığı dava şartı olup, mahkemece kendiliğinden gözetilmesi gerekir. Bu durum karşısında mahkemece, genel kurulda davalı hakkında dava açılması yönünde alınmış bir karar var ise ibrazının sağlanması, yoksa anılan eksikliğin giderilmesi için davacı tarafa HMK’nın 54. maddesi uyarınca uygun süre verilmesi ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde doğrudan işin esasına girilerek hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir…” …
-
Git
: -
Favorilere ekle veya çıkar
-
ᴀ⇣ Yazı karakterini küçült
On İki Levha Yayıncılık
Yayın tarihi: Ocak 2018
Sayfa: 152 - 155
Mehmet Helvacı
Editör:M. Halil Çonkar, F. Pelin Tokcan, İ. Çağrı Zengin, Numan S. Sönmez, Abuzer Kendigelen, Buğra Kesici
Aşağıda bir kısmını gördüğünüz bu dokümana sadece Profesyonel + pakete abone olan üyelerimiz erişebilir.
III. Güncel kararlar ışığında Yargıtay’ın sorun karşısındaki tutumu
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 12.07.2017 tarih ve 2016-8829/4095 sayılı oldukça yeni…
Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 26.01.2017 tarih ve 2016-5455/534 sayılı bir diğer…
“...Asıl ve birleşen davalar 2014 yılında açılmış olup, 6103 sayılı Kanunun 3. maddesi uyarınca somut olaya uygulanması mümkün 6102 sayılı TTK hükümleri arasında mülga TKK’nın 341. maddesi gibi açık bir düzenleme olmamakla birlikte 6102 sayılı TTK’nın 479/3-c maddesindeki düzenleme karşısında anonim şirket yöneti
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 02.06.2016 tarih ve 2015-7487/6166 sayılı kararı ile de…
“...Temyiz aşamasında yürürlüğe giren 6102 sayılı TTK hükümleri arasında mülga TTK’nın 341. maddesi gibi açık bir düzenleme olmamakla birlikte 6102 sayılı TTK 479/3-a maddesindeki düzenleme karşısında anonim şirket yöneticileri hakkında sorumluluk davası açılabilmesi için, şirket genel kurulunda karar alınması gerekli olup, bu davanın denetçiler veya onların verdiği vekâletnameler uyarınca atanan vekiller tarafından takip edilmesi şartı da kaldırılmış, artık sorumluluk davasında şirket tüzel kişiliğinin temsili konusundaki sınırlama kaldırılmıştır (Dairemizin 30.09.2014 tarih, 2014/5386 E. 2014/14890 K. sayılı ilamında da açıklandığı üzere). Somut uyuşmazlıkta mahkemece, 10.05.2011 tarihli celse 1 nolu ara karar ile davacı vekiline sorumluluk davası açılmasına ilişkin genel kurul kararı varsa ibrazı, yoksa bir dahaki duruşma gününe kadar genel kurulu toplayıp karar alması buna göre denetçilerden alacağı vekâletnameyi ibraz etmesi için kesin süre verilmesine karar verilmiştir. Davacı vekilinin 04.10.2011 tarihli dilekçesi ile yönetici ve genel müdürler hakkında sorumluluk davası açılmasına ilişkin 04.05.2009 tarihli genel kurul kararı ve bu genel kurulda denetim kurulu üyesi olarak seçilen ...…
Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 09.02.2016 tarih ve 2015-3371/1194 sayılı kararında…
“...Dava tarihi 06.11.2012 tarihi olup 6103 sayılı Kanunun 3. maddesi uyarınca somut olaya uygulanması mümkün 6102 sayılı TTK hükümleri arasında mülga TKK’nın 341. maddesi gibi açık bir düzenleme olmamakla birlikte 6102 sayılı TTK’nın 408/1 ve 479/3-a maddelerindeki düzenleme karşısında anonim şirket yöneticileri hakkında sorumluluk davası açılabilmesi için, şirket genel kurulunda karar alınması gereklidir. Somut olayda, davalı yönetici aleyhine tazminat davası açılması yönünde alınmış bir kararın olup olmadığı dosya kapsamından anlaşılamamaktadır. Böyle bir kararın varlığı dava şartı olup, mahkemece kendiliğinden gözetilmesi gerekir. Bu durum karşısında mahkemece, genel kurulda davalı hakkında dava açılması yönünde alınmış bir karar var ise ibrazının sağlanması, yoksa anılan eksikliğin giderilmesi için davacı tarafa HMK’nın 54. maddesi uyarınca uygun süre verilmesi ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde doğrudan işin esasına girilerek hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir…”…
Konu ile ilgili olarak yukarıda önemli bölümleri alıntılanan kararlar incelendiğinde…