Katılımcı: Öncelikle hepinize değerli sunumlarınız için çok teşekkür ediyorum.…
-
Git
: -
Favorilere ekle veya çıkar
-
ᴀ⇣ Yazı karakterini küçült

On İki Levha Yayıncılık
Yayın tarihi: Şubat 2020
Sayfa: 461 - 465
Faruk Y. Turinay
Editör:Cem Uysal, Ayşe Nur Tütüncü, Çakıl Su Civelek, Havva Karagöz
Aşağıda bir kısmını gördüğünüz bu dokümana sadece Profesyonel + pakete abone olan üyelerimiz erişebilir.
SORU-CEVAP
Sevtap Yokuş Veznedaroğlu: Evet, Dikran Bey hukuki bir meseleyi belgesel gibi…
Dikran Zenginkuzucu: Şimdi onunla ilgili şu an şeyi hatırlamıyorum, haber…
Katılımcı: Şey şaşırtıcı geldi, 55.000 çocuk değil kişi mi o zaman?…
Dikran Zenginkuzucu: Orayı ben çok kısa geçtim. İki Suriyeli anne ve babadan doğan çocuk vatandaşlık alamıyor otomatik olarak. Vatansız kalabilecek durumdaysa alabilir. Zaruri bir durum olarak Türk Vatandaşlığı Kanunu’na istinaden vatandaşlık verilmesi mümkün. Ancak evlilik içinde anne ya da babadan biri Türk ise biri Suriyeli ise ya da evlilik dışındaki çocuğun soybağı bir Türk ve bir Suriyeli ile kurulur ise Türk vatandaşlığını alıyor, ancak iki Suriyeli sığınmacının çocuğu Türk vatandaşlığını otomatik olarak alamıyor. Onlardan 55.000’ine vatandaşlık verildi diye bir açıklama oldu. Katılımcı: Teşekkür ederim ilginç bir bilgi gibi geldi çünkü ben rastlamamıştım,…
Dikran Zenginkuzucu: Ama konuşmada dediğim gibi bunların resmi dayanakları…
Sevtap Yokuş Veznedaroğlu: Başka soru var mı?…
Katılımcı: Tekrar hoşgeldiniz öncelikle. Ben de Kutluhan Hoca’ya bir soru…
Kutluhan Bozkurt: Çok teşekkür ederim. İkili bir ayrıma gitmek mümkün. AB’nin kendi göç politikaları var. Göç politikalarını düzenli, düzensiz göç kapsamında ayrı ayrı incelemek gerekiyor. Bir de üye ülkelerin uluslararası hukuktan kaynaklanan düzenlemeleri var ki, aslında ikisinin çatışmasından kaynaklanan bir husus. Üye ülkeler iç hukuklarında AB hukukunun düzenlemediği ya da birincil hukuk kaynakları ya da ikincil hukuk kaynakları içinde yer almayan hususlarlarda egemen devlet olarak gerekli düzenlemeleri yapıyorlar. Ancak AB içinde tek seslilik yok. Tek sesliliklikten kasıt nedir? Bugün Macaristan Dublin III’ün iptali için bir teklifte bulunacağını söylüyor. Keza Polonya da özellikle AB’nin dış sınırlarını oluşturan Yunanistan, İtalya, İspanya gibi ülkelerden kotanın üstünde yer alanlardan, kendi payına düşecek sayıda sığınmacı almayacağını deklare ediyor. Sıkıntı şudur; üye ülkeler arasında görüş farklılılığı, siyasi mentalite artı AB’nin soruna nesnel olarak yaklaşmamasıdır. Aslında üç bilinmeyenli denklem içinde AB sorunu çözmeye çalışıyor. Yani kısır ve objektif olmayan bir bakış açısıyla sorunu çözme noktasında ne
Sevtap Yokuş Veznedaroğlu: Son bir soru alalım.…
Katılımcı: Merhaba ben Ayşe Hoca’ya bir soru soracaktım. Şu an AB ile Türkiye…
Ayşe Serçin Kutucu: Teşekkür ederim. Aslında zamanı daha iyi kullanabilseydim bunu cevaplayacaktım. Avrupa’nın şu anda görünen, şu içinde bulunduğu kafasıyla B planı yok. En iyi planı Türkiye. Biraz da Türkiye’ye mahkum aslında. Bir taraftan da diyorlar ki “Türkiye de bize mahkum, çünkü biz Suriye’den sadece iki yıl içinde iki bin kişi gönderdik. İki bin kişiye altı milyar avro verdik. Hani aslında çok iyi bir pazarlık oldu Türkiye için.” gibi bir laf dolaşıyor. İki bin kişi gönderdiniz ama aslında burada dört milyona yakın insan var ve bu insanlar zihinsel olarak bir engelle karşılaştılar. Yani bu mutabakat uygulanınca artık insanların, burada yaşayan Suriyelilerin Avrupa’ya gitme hayalleri, gitme istekleri, şevkleri kırıldı. Zihinsel olarak Avrupa fikrini gerçekten durdurdu. Mutakabat şu anda Avrupa için geçici bir süre çok başarılı. Ama bu devam eder mi? Bilmiyorum. Önümüzdeki altı ay, seçimler olduğu için hem Avrupa’da hem Türkiye’de, şu anda kimsenin mutabakata dokunacağını zannetmiyorum. Ama altı ay ve bir yıl sonrası için dünya da çok enteresan gelişmelere gebe. Diyorlar ki “Bu bir uluslararası antlaşmadır.”. Türkiye açıklama yapmadı. Bu uluslararası anlaşma mıdır değil midir? Bu başka bir tartışma ama Türkiye de bu anlamda ne kadar güvenilirdir bu mutabakat açısından? Çünkü Türkiye’de de bu politikalar açık ve şeffaf bir şekilde tartışılmadı. Türkiye’nin göç politikası nedir? Türkiye’nin geleceği ne olacak? Kamu oyunda basında bunlar tartışılmadı. Avrupa da tartışmadı. Avrupa’nın da bir yapısı yok, aslında Türkiye’nin de yok. İki bilinmeyenli bir denklem
Sevtap Yokuş Veznedaroğlu: Başka soru var mı? Son demiştik ama peki son olsun.…
Katılımcı: Şimdi Dikran Bey’in söylediklerinden hareketle, bizim bu kişilere sağladığımız statünün hukuki temelini, örf ve adet kuralı da olmuş ama non-refoulement ilkesine…
Dikran Zenginkuzucu: Tabii dediğiniz gibi muhtemelen Suriye hükümeti istemiyor. Zaten gelen haberler de ülkeyi terk edenlerin mülkiyetlerine el konulduğu, oraların çeşitli projeler kapsamına alındığı yönünde. Döndüklerinde kendi evlerini birçoğu belki bulamayacak. Zaten döndüklerinde yaşayabilecekleri ekonomik araçlar da lazım. Tabii güvenli bölge konusunda benim çekincem şu oldu; güvenli bölgenin askeri ya da stratejik ya da demografiyi değiştireceği bir niyetle değil, bunun insancıl bir niyetle yapılması gerekir. Zaten başka bir şey kalmıyor. Bundan önceki güvenli bölge deneyimlerine baktığımız zaman, çoğunluğu Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyinin kararıyla Rwanda’da da yapıldı, Kosova’da