İtirazın iptali davasının hukuki niteliği konusunda hem öğretide hem de uygulamada…
-
Git
: -
Favorilere ekle veya çıkar
-
ᴀ⇣ Yazı karakterini küçült

On İki Levha Yayıncılık
Yayın tarihi: Eylül 2024
Sayfa: 151 - 156
Serkan Kaya
Editör:Serkan Kaya
Aşağıda bir kısmını gördüğünüz bu dokümana sadece Profesyonel + pakete abone olan üyelerimiz erişebilir.
4.1.İtirazın İptali Davasının Hukuki Niteliği
Yukarıda da bahsedildiği üzere, genel haciz yoluyla takipte, borçlunun itirazı üzerine…
Öğretideki ilk görüş, farklılıklar bulunsa da genel itibariyle, itirazın iptali davasını…
Öğretideki diğer görüş ise itirazın iptali davasını bir tespit davası olarak nitelendirmektedir.
Öğretideki son görüşe göre ise, itirazın iptali davası icra hukukuna özgü bir dava…
Konu ile ilgili olarak Yargıtay kararlarına bakıldığında ise, kararların zaman içerisinde…
“Dava, icra takibine vaki itirazın iptali ile alacak istemine ilişkindir. İcra takibine itirazın iptal edilmesi durumunda icra takibiyle alacağın tahsili sağlanacağından ayrıca alacağa hükmolunması gereksiz kalacağı gibi, alacağa hükmolunması durumunda da icra takibinin gereksiz kalacağı belirgindir. Ayrıca her iki hükmün hukuki sonuçları da farklılık arzetmektedir. İtirazın iptali ile alacağın birlikte istenmesine hukuki olanak bulunmadığından davacıdan talebi açıklatılarak istemi hakkında inceleme yapılarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, mahkemece her iki istemin birlikte kabul edilmesi bozma nedenidir.”(43)…
İtirazın iptali davasının hukuki niteliğinin farklı yorumlanmasına bağlı olarak,…
Öğretide bazı yazarlar, öğretideki baskın görüşe ve Yargıtay’ın bazı kararlarına…
Konu ile ilgili olarak Yargıtay’ın yeni kararlarına bakıldığında ağırlıklı olarak…
Örneğin, Yargıtay 3. Hukuk Dairesi ‘nin yakın tarihli kararı şu şeklidedir:…
“Öncelikle belirtilmelidir ki, itirazın iptali davası, müddeabihi takip konusu yapılmış ve borçlunun itiraz etmiş olduğu alacak olan, normal bir eda davasıdır.…
Mahkemenin, davanın reddi ya da kabulü yönünde verdiği karar, maddi anlamda kesin hüküm teşkil edeceğinden; davanın reddi halinde alacaklı, borçluya karşı aynı alacaktan dolayı yeni bir alacak davası açamayacağı gibi; davanın kabulü halinde borçlu da alacaklıya karşı bir menfi tespit veya istirdat davası açamayacaktır.…
İtirazın iptali davası, yargılama usulü bakımından genel hükümlere tabidir. Dava, özünde tahsil istemini de barındırmakla, burada borçlunun takip sonrası yaptığı ödeme iddialarının da nazara alınması zorunludur. Borçlu, ödeme emrine itiraz ederken bildirmiş olup olmamasına bakılmaksızın, bütün itiraz sebeplerini ileri sürebileceğinden; mahkemenin, borcun sonradan ödendiği itirazını araştırarak, ödemenin takip konusu alacakla ilgili olduğunu belirlemesi halinde, alacaklının dava tarihi itibariyle talep edebileceği alacak miktarı üzerinden hüküm kurması gerekir. İşte bu nedenle borçlunun dava açıldıktan sonra yaptığı ödemeler veya borcu kabul beyanı mahkemenin yargılamayı devam ettirip davayı sonuçlandırmasına, takibe yapılan itirazda haksızlık durumuna göre inkâr tazminatına hükmetmesine engel teşkil etmez. Ancak verilecek kararda, sonradan yapılan ödemelerin tahsilde tekerrüre meydan verilmemesi kaydıyla infazda nazara alınması gerektiği belirtilmelidir.”(48)…
Benzer şekilde Hukuk Genel Kurulu 2021 yılında vermiş olduğu bir kararda “Bu yasa hükmü uyarınca itirazın iptali davası; alacaklının, icra takibine karşı borçlunun yaptığı itirazın iptali ile İİK’nın 66. maddesine göre itiraz üzerine duran takibin devamını sağlamayı amaçladığı bir eda davası olup, itirazın tebliğinden itibaren bir yıllık süresinde açılan davada borçlunun itirazında haksızlığının belirlenmesi ve alacağın likit olması hâlinde, istem varsa borçlu aleyhine icra inkâr tazminatına da hükmedileceğini”…
Kanaatimce, Yargıtay’ında son tarihli kararlarında belirttiği gibi, itirazın iptali…