6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m.138 ile getirilen düzenlemeye göre ; Sözleşmenin yapıldığı sırada taraflarca öngörülmeyen ve öngörülmesi de beklenmeyen olağanüstü bir durum, borçludan kaynaklanmayan bir sebeple ortaya çıkar ve sözleşmenin yapıldığı sırada mevcut olguları, kendisinden ifanın istenmesini dürüstlük kurallarına aykırı düşecek derecede borçlu aleyhine değiştirir ve borçlu da borcunu henüz ifa etmemiş veya ifanın aşırı ölçüde…
Bu madde hükmü yabancı para borçlarında da uygulanır.…
6098 sayılı yasanın 138.maddesi incelendiğinde hakimin aşırı ifa güçlüğü nedeniyle sözleşmeye müdahalede bulunup uyarlama yapması için birtakım şartların bir araya gelmesi gerekmektedir. Bu çerçevede sözleşmenin yapıldığı sırada taraflarca öngörülmeyen ve öngörülmesi de beklenmeyen olağanüstü bir durum ortaya çıkmış olmalıdır, bu olağanüstü durum boçludan kaynaklanmamalıdır, söz konusu durum sözleşmenin kurulduğu sırada mevcut olan olguları kendisinden ifanın istenmesini dürüstlük kurallarına aykırı düşecek derecede borçlu aleyhine değiştirmiş olmalıdır ve son olarak da borçlu borcunu henüz ifa etmemiş olmalı ya da ifayı ihtirazi kayıt koyarak gerçekleştirmiş olmalıdır. …
Covid-19 nedeniyle yaşadığımız bu durumun salgının başlamasından önce kurulan sözleşmeler açısından taraflarca öngörülemeyen nitelikte olduğu ortadadır. Buradaki öngörülemezlik şartını, doktrinde de ifade edildiği üzere, yalnızca aşırı ifa güçlüğü teşkil edecek olan olgunun öngörülememesi şeklinde değil aynı zamanda bunun sözleşmede yer alan borç ilişkisi üzerindeki etkisi ve sonuçlarını da kapsar şekilde düşünmek gerekmektedir.(11)…
Öngörülemezlik konusu ile ilgili olarak üzerinde durulması gereken bir diğer mesele de tacirlerin uyarlama talebinde bulunması durumunda ortaya çıkmaktadır. Bilindiği üzere TTK.m.18 tacirlere basiretli davranma yükümlülüğü getirmektedir. Çeşitli Yargıtay kararlarında tacirler yönünden öngörülemezlik durumunun söz konusu olmadığı gerekçesiyle uyarlama taleplerini reddedildiği bilinmektedir. Bununla birlikte Covid-19 pandemisinin özellikle salgının başlangıcından önce kurulan akitler yönünden tacirler bakımından da öngörülemez nitelikte olduğunun kabulü gerekir(12)…
Uygulamada çok farklı tipte sözleşmelerde yaşanan ifa ile ilgili sorunlarda TBK.m.138 uygulama alanı bulacaktır. Bununla birlikte tüm bu sözleşme türlerini kapsayacak genel bir hukuksal çözüm yolunun bulunması mümkün değildir. Daha önce de ifade ettiğimiz gibi her somut olay ve her sözleşme kendi içinde değerlendirilmek suretiyle uyarlama yapılıp yapılmaması konusu incelenmelidir. Bu noktada uygulamada özellikle önem arz eden işyeri kirası sözleşmelerinin üzerinde durmak gerekir. Kiraya verenin kira sözleşmesinin süresi boyunca kiralananı kiracının kullanımına uygun durumda bulundurma borcu nedeniyle sürekli edimli sözleşme yapısını kazanan kira sözleşmelerinde pandemi nedeniyle işyerlerini kiracı olarak kullananların uyarlama talepleriyle mahkemelere başvurdukları görülmektedir. Kira bedelinin TBK.m.138 çerçevesinde değişen koşullara uyarlanması konusunda konuya olumlu yaklaşan mahkeme kararları bulunmaktadır. Örneğin yakın tarihli bir Bursa Bölge Adliye Mahkemesi kararında(13)…
“Yaşanılan salgın hastalık sürecinin olağanüstü bir durum olduğu ve taraflarca öngörülemeyeceği açıktır. O halde genel olarak salgın hastalık sürecinin olağanüstü durum olarak kabul edilmesi gerekir. Ancak salgının ve salgının yayılmasının engellenmesi amacıyla alınan tedbirlerin etkileri sektörlere ve işin yapıldığı yere göre farklılık göstermesi nedeniyle bu olağanüstü durum karşısında tüm sözleşmelere belirlenmiş bir şekilde müdahale etmek müm
Görüldüğü üzere Bölge Adliye Mahkemesi kiracının uyarlama talebini değerlendirirken…
