Bu genel tespitlerimizi bazı içtihatlarla somutlaştırmak istiyoruz. Özellikle alacaklının…
-
Git
: -
Favorilere ekle veya çıkar
-
ᴀ⇣ Yazı karakterini küçült

On İki Levha Yayıncılık
Yayın tarihi: Aralık 2023
Sayfa: 1048 - 1054
İdil Tuncer Kazancı
Editör:Muhammet Özekes, Hakan Pekcanıtez
Aşağıda bir kısmını gördüğünüz bu dokümana sadece Profesyonel + pakete abone olan üyelerimiz erişebilir.
B.ÖLÇÜLÜLÜK VE MENFAAT DENGESİ BAĞLAMINDA TAKİP HUKUKUNDA UYGULAMA ALANI BULABİLECEK TEMEL HAK, ÖZGÜRLÜK VE İLKELERİN İÇTİHATLARDAKİ GÖRÜNÜMÜ
Yargıtay’ın eski tarihli kararlarında temel hak ve özgürlükleri, daha ziyade hak…
Menfaat dengesi ve ölçülülük ilkesi arasında oldukça sıkı bir ilişki bulunmaktadır.…
“Bütçeye muayyen mevzuda tahsisat konması belediyeye ait bir görev olup, yetkili organlarınca yerine getirileceğinden, memurluğun bu cihete matuf kararında isabet olmadığı gibi memurlukça bir malın veya paranın haczi caiz olup olmadığı hakkında karar vermek ve bu hususta tetkikat yapmağa da yetkisi yoktur. Memur haczi tatbik eder. Borçlu 82. maddeye muhalif bir işlem olduğu hakkında ancak süresinde mercie şikayet eder merci gerekli tetkikatı yaparak hacizli menkul ve gayrimenkuller hakkında olumlu veya olumsuz bir karar verir.”(57)…
Anılan karar değerlendirilirken, kararın verildiği tarihte bir malın haczinin kabil…
90’lı yıllara yaklaşıldığında daha ziyade temel hak ve özgürlükler dairesinde bir…
1986 yılında verilen bir kararda yer alan karşı oy yazısında ise takibin kesinleşmesinden…
Daha yeni tarihli bir kararda ise istihkak iddiası üzerine, icra memurunun yine de…
“Alacaklı ve borçlunun hak ve menfaatlerinin belli bir denge içinde korunmasının icra hukukunun temel prensiplerinden olmasının asıl nedeni de budur. Bu ilkenin sonucu olarak, Devletin cebri icra gücünü kullanmakla görevli organı olan icra müdürlüğü, bu gücü kullanırken borçlunun haklarının yanında üçüncü kişinin haklarını da hukuka aykırı müdahalelere karşı korumakla yükümlüdür.”…
Bu yaklaşımın birey ve bireyin menfaati odaklı olmakla birlikte, takip hukuku gibi…
2000’li yıllardan itibaren ise taraflar arasındaki menfaat dengesinin kurulmasında…
“Gerek 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nda (İİK) gerekse diğer kanunlarda cebri icraya ilişkin hükümlerin 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nda öngörülen temel hak ve ilkelere ilişkin düzenlemelere aykırı olmaması gerekir. Bu anlamda özellikle, hukuk devleti, hak arama özgürlüğü, sosyal devlet, adil yargılanma ve hukukî dinlenilme hakkı, eşitlik ilkesi, ölçülülük ilkesi, insan onuru, yaşam hakkının ve kişiliğin korunması, ailenin ve çocukların korunması ve mülkiyet hakkı gibi temel hak ve ilkelerin göz önünde bulundurulması gerekir. Zira Anayasa’nın 2. maddesinde anayasa hükümlerinin, yasama, yürütme ve yargı organlarını, idare makamlarını ve diğer kuruluş ve kişileri bağlayan temel hukuk kuralı olduğu ve kanunların anayasaya aykırı olamayacağı; 5. maddede de devletin amaç ve görevleri arasında kişilerin ve toplumun refah, huzur ve mutluluğunu sağlamak; kişinin temel hak ve hürriyetlerini, sosyal hukuk devleti ve adalet ilkeleriyle bağdaşmayacak surette sınırlayan siyasal, ekonomik ve sosyal engelleri kaldırmaya, insanın maddi ve manevi varlığının gelişmesi için gerekli şartları hazırlamaya çalışmak olduğu açıkça hükme bağlanmıştır.”(63) Taraflar arasındaki menfaat dengesinin gözetilmesi bakımından farklı bir örnek olarak…
“İcra ve iflas hukuku, icra ve iflas takiplerinin usûl hukuku niteliğindedir Bu hukuk dalının amacı, bir yandan takip alacaklısının alacağına kavuşması için borçlu veya üçüncü kişilerin çıkarabilecekleri zorlukları ortadan kaldırmak, diğer yandan kötü niyetli takiplere karşı takip borçlusunun kendisini korumasını sağlayacak hukukî çareler bulmak, bu arada takipten etkilenen üçüncü kişilerin menfaatlerini korumak, takip işlemlerinin yapılması sırasında insan hak ve hürriyetlerinin ihlal edilmesini önlemektir. Borçlunun borcunu zamanında ve eksiksiz olarak yerine getirmemesi, alacaklıya borçlunun anayasa ve uluslararası sözleşmelerle güvence altına alınan temel haklarına ölçüsüz ve sınırsız müdahale hakkını tanımaz.” Anılan kararda, Yargıtay’ın, hem de içtihadı birleştirme seviyesinde, ölçülülük ilkesini…