“Arzuhâlde yazıldığı gün ve ay ve sene târihleri ve müddei ile müddeâleyhin isim ve şöhret san’at ve mahalli ikameti ve tarafeynden biri tebaa-i Devlet-i Alîyyeden olmadığı takdirde hangi devlet tebaasında bulunduğu ve da’vânın hulâsası tahrîr olunmak ve arzuhalin zîri sâhib-i istid’a tarafından imzâ’ veya temhir kılınmak ve arzuhal varaka-i sahîha üzerine yazılmış bulunmak lâzım gelir. Vekil imzâsıyla dahî arzuhal takdim olunmak câiz olup fakat vekâlet senedini hâmil olması veya sened-i musaddak vekîl olduğunu imzâsında tahrîr etmesi lâzım gelir.”(6)…
-
Git
: -
Favorilere ekle veya çıkar
-
ᴀ⇣ Yazı karakterini küçült

On İki Levha Yayıncılık
Yayın tarihi: Aralık 2023
Sayfa: 607 - 610
Buse Dişel, Hülya Taş Korkmaz
Editör:Muhammet Özekes, Hakan Pekcanıtez
Aşağıda bir kısmını gördüğünüz bu dokümana sadece Profesyonel + pakete abone olan üyelerimiz erişebilir.
C.Dilekçelerin İçeriği
Dava dilekçesinin içeriği UMHK’nın 16. maddesinde düzenlenmiştir. Bu hüküm…
UMHK’nın 16. maddesinde, dava dilekçesinde yazıldığı gün, ay ve sene olarak tarihin,…
Dava dilekçesinde karşı tarafın isim ve şöhret, sanat ve mahalli ikametgahının yazılması…
UMHK’nın 15. maddesinde tarafların davayı dilekçe ile açmaları gerektiği düzenlenmiştir
Cevap dilekçesine ilişkin UMHK’nın 21. ve 148. maddelerinde hükümler mevcuttur. Söz…
“Müddeînin takdim edeceği layıha ve evrâk sûretlerinin birer nüshası mahkemede bittevkif diğer nüshaları bir hafta zarfında yine tahrîren cevâb vermek üzere müddeâaleyhe irsâl ve tebliğ olunur. Ve ondan sonra tarafeynin muhâkemesiyle da’vânın faslı için bir gün ta’yîn kılınır. Şu kadar ki müddeâaleyhin varaka-i cevâbiyesi bir hafta zarfında mahkemeye vürûd etmediği hâlde iş bu kusûru müddeinin ifâdât ve müsted’îyâtının kabûlüne müstelzem olmayıp müdâfaa-i şifâhiyyesi üzerine ru’yet-i da’vâ olunur.”(11)…
UMHK’nın 21. maddesinde davacının sunacağı dilekçe ve evrak suretlerinin birer nüshasının…
Ayrıca UMHK’nın 20. maddesindeki düzenlemeyle de tarafların iddialarını mahkemeye…
UMHK’nın 148. maddesindeki düzenleme incelendiğinde, o dönemde de davalının cevap…
“Müddeâleyh mahkemeye gelipte iddiâ-i vâkıa cevâb vermeyerek sükûtunda ısrar eder ise Mecelle-i Ahkâm-ı Adliyenin bin sekiz yüz otuz dördüncü maddesinde muharrer olduğu vechile müddeîden beyyine talep olunur. Ve müddeâaleyh sükût etmeyipte bir gûna ma’zeret-i sahîha ve meşrûası olmasızın muhâkemeye duruşmaktan temerrüd ve imtinâ’ eyler ise kendisine ikinci ve üçüncü varaka-i da’vetiye gönderilerek yine temerrüd eylerse vekil-i muhassar ta’yîniyle hakkında hükm-ü gıyabî verilir. Ve bu temerrüd ve imtinâ’ eden müddei tarafından vakî’ olduğu takdîrde hakkında mahkemeye gelmekten imtina eden müddeîler misillü muâmele olunur.”(13)…
UMHK’nın 148. maddesine göre, davalı mahkemeye gelip de iddia edilen vakıalara cevap…
Mecelle’nin 1834. maddesi ise şu şekildedir: Sayfa 610“Müddeâaleyh mahkemeye gelmekden ve vekil göndermekden imtina’ edip de celb ve ihzarı kabil olmadığı takdirde müddeînin talebi ile mahkemeye mahsus olan varaka-i davetiyye ayrı ayrı günlerde üç defa kendine gönderilerek mahkemeye da’vet ve gelmediği suretde hâkim ana bir vekil nasbı ile müddeînin da’va ve beyyinesini istimâ’ edeceğini kendine tefhim eyler. Bunun üzerine müddeâaleyh yine mahkemeye gelmez ve vekil göndermezse hâkim anın hukukunu muhafaza edecek bir kimseyi ana vekil nasb edip vekil-i mezbûr muvâcehesinde müddeînin da’va ve beyyinesini istimâ’ ve tedkik ederek mukarin-i sıhhat olduğu tebeyyün ederse ba’d-es-sübut hükmeder.”(14)
Söz konusu hükme göre, davalının mahkemeye gelmekten ve vekil göndermekten kaçındığı…