Av. Necdet Okcan: Av. Necdet Okcan, DİSK Hukuk Dairesi. Şimdi dün burada bir değerlendirme yapıldı, bu Yasanın yasalaşma süreci içinde %95 oranında tarafların uyumuyla çıktığı söylendi. Bu tarihsel yanlışı düzeltmem gerekiyor, çünkü Yasanın yasalaştığı komisyonlarda ben kişisel olarak vardım, DİSK adına katıldım gerek Bakanlıklarda yapılan toplantılarda gerek Üçlü Danışma Kurulu’nda yapılan toplantılarda gerek işçi konfederasyonlarının kendi arasında yaptığı tüm çalışmalarda bulundum. DİSK’ten avukat arkadaşımız ve DİSK’ten yönetici arkadaşlarımızla birlikte bulundum. O nedenle açıkça söylemek istiyorum. DİSK’in bu toplantılara katıldığı doğrudur ama nereye kadar katıldı, işte bu gerekçelerde ifade edilen, iki gündür açığa çıkan sorunlar açığa çıkana kadar katıldı DİSK. Başlangıçta iki ayrı yasa olarak sürdürülen bu görüşmelerde -ki sonra birleşti- 2821 ayrı görüşülüyordu, 2822 ayrı görüşülüyordu. O ilk Sendikalar Yasası’nın görüşüldüğü toplantılarda yaratıcı katkılarla herkes yardımcı olurken biz de olduk, çünkü birtakım gelişmeler oldu. Noter koşulu kaldırıldı, sendikal özgürlük normları biraz geliştirildi, oralarda yetersiz bulduğumuz konular olmakla birlikte
Oturum Başkanı: Soruya geçelim mi?…
Av. Necdet Okcan: Peki, şimdi o zaman şöyle söyleyeyim; bu yeni yasal düzenleme özellikle toplu iş ilişkileri alanında herhangi bir şekilde bir gelişime yol açmış değildir. Tam tersine 2822 sayılı Yasa’dan daha kötü sonuçlara yol açarak bugünü yaşatıyor bize, bu açıdan ben Hocaları-
Oturum Başkanı: Teşekkür ediyorum, biraz uzun oldu ama... Hangi hocamız cevap…
Prof. Dr. Melda Sur: Ben hemen cevaplayayım. Çok geniş bir soru sordunuz,…
Oturum Başkanı: Hocam teşekkür ediyorum, ikinci bir soru alalım. Kısa lütfen,…
Av. Abdi Pesok: Teşekkür ederim. Avukat Abdi Pesok. Saygıdeğer Hocalarım grev ertelemesiyle ilgili Anayasa Mahkemesi’nin kararından bahsettiler. Gerçekten esas bakımından gerek Nurşen Hocam gerek Melda Hocam değindiler, esas bakımından çok doğru kararlar, içimizi ferahlattı ama o Anayasa Mahkemesi’nin üyeleri değiştikçe o esasla ilgili fikirler de değişiyor. Danıştay’da da aynen öyle oluyor. Çokça grev ertelemesi konusunda grev ertelemesini durduran, yürütmeyi durdurma şeklinde kararlar oldu. Altı ay sonra kişiler değişti, talep reddedildi. İşte Anayasa Mahkemesi’nin kararında bahsedilen konulardan daha öte önemli bir husus var. O da Anayasa Mahkemesi’ne bireysel başvuru hakkı için yargılamanın bitmiş olması lazım. İşte o Anayasa Mahkemesi kararında, yanlış hatırlamıyorsam Melda Sur Hocamız buna kitabında da yer verdi, henüz yargılama bitmeden yürütmeyi durdurma talebimizle ilgili zaman geçinceye kadar altmış günlük süre dolacak, verilen kararın bir işlevi olmayacak. İddiamızı Anayasa Mahkemesi değerlendirdi vekili
Oturum Başkanı: Ben teşekkür ederim, sanırım burada bir soru yok; bir yorum,…
Prof. Dr. Nurşen Caniklioğlu: Evet, Abdi Bey’in söylediği hususu ben de Anayasa…
Oturum Başkanı: Hocam teşekkür ediyorum. Buyurun genç arkadaşımız.…
Biran Arıkan: Adım Biran Arıkan, İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi lisans…
Oturum Başkanı: Biz teşekkür ediyoruz, lütfen Zeki Hocam buyurun. Prof. Dr. Zeki Okur: Evet, şimdi ILO da bu sürecin çok hızlı bir şekilde işletilmesini…
Oturum Başkanı: Teşekkür ediyorum kıymetli Hocam. Buyurun beyefendi.…
Doç. Dr. Onat Öztürk: Teşekkürler, Onat Öztürk, Kocaeli Üniversitesi. Melda…
Prof. Dr. Melda Sur: Evet, bu zor bir soru. Şimdi bizim zaten 6356 sayılı Kanun’da grevin belli bir çerçeve içinde tanındığı ve genel olarak Uluslararası Çalışma Örgütü’nün denetim organlarının görüşlerine nazaran çok daha dar olduğunu gördük. Türkiye için Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin verdiği bazı ihlâl kararları da dikkate alınırsa, bunun (toplu eylem hakkının) pragmatik bir çözüm olduğunu düşünüyorum. Dolayısıyla eleştirmekten kaçınıyorum, imtina ediyorum. Belki Türkiye’nin uluslararası alanda zor duruma düşmesini önlemek adına; ikincisi de sosyal düşüncelerle, böyle bir içtihat benimsenmiş olması isabetli görülebilir. Yalnız belirsizliklerle doludur ve nihayetinde nasıl bir sonucun çıkacağını öngörmek kolay değil bu yargılamalarda, çünkü çeşitli unsurlar, olayın özellikleri tabii dikkate alınıyor. Bazen kararı eleştirmekte çok dikkatli davranıyorum, çünkü olayın bazı inceliklerini, özelliklerini bilemeyebiliriz, vâkıf olmayabiliriz, çünkü dosyanın tamamı elimizde değil. Önceden sonucu kestirmek ve hukukî güvenlik bakımından sorun vardır bu toplu eylem hakkına ilişkin içtihatta ve bilemezsiniz, acaba haklı fesih sayılır mı, yoksa geçerli fesih mi sayılır, yoksa fesih geçersiz mi sayılır, sonucu net olarak öngörmek zordur; mümkün değildir demeyeyim. Öyle bir hukukî güvenlik problemi olduğu kanaatindeyim. İkincisi de kanunî sistemimizden kısmen ayrılan, yani hibrid bir hukuk sistemi, bir
