Şimdi Ercüment Özkaraca’nın tebliği kapsamındaki kararların değerlendirilmesi bölümüne…
Doç. Dr. Seracettin Göktaş (Yargıtay 9. Hukuk Dairesi Başkanı): Kıymetli Hocam,…
Yetki tespiti davalarında 6356 sayılı Kanununun 41 ve 42.maddelerini ve Yönetmelik…
Başvuru tarihindeki tabloya baktığımız için kayıtlarda farklı işkolunda görülen işyerlerini…
İşyeri ve işletme kavramlarının belirlenmesinde kullandığımız yönetimde teklik ve…
Son olarak toplu geriye etkili toplu iş sözleşmesinden yararlanma ilgili Dairemiz…
Oturum Başkanı: Sayın Başkan’a biz de teşekkür ediyoruz bu değerli açıklamaları için. İçtihat değişikliği konusu, bu tebliğ kapsamında çok fazla içtihat değişikliği olduğunu söylemek istemedim, tabii
Av. Şivan Kaya (İstanbul Barosu): Hocam sunumunuz için teşekkür ederiz.…
Av. Şinasi Topal (Bursa Barosu): Şimdi bir işyerinde asıl işveren alt işveren ilişkisi var, bu ilişki muvazaalı ilişki, asıl işveren de alt işveren de farklı iş kollarında kayıtlı, işçi toplu iş sözleşmesinden faydalanmak istiyor ancak taraf sendikaya doğal olarak üye olamıyor, toplu iş sözleşmesinden faydalanamıyor. İş sözleşmesini de sadece toplu iş sözleşmesinden faydalanamaması nedeniyle feshediyor. Şimdi Yargıtay uygulamasına göre toplu iş sözleşmesindeki haklardan faydalanamadığı için doğal olarak o
Av. Mehmet Gökberk (Adana Barosu): Sendikalar ve Toplu İş Sözleşmesi Kanunu’nun…
Av. Mustafa Avcı (Ankara Barosu): Önce değerli Hocama tebliği için teşekkür ediyorum. Bir konuda görüş açıklayacağım, şöyle ki Sayın Yargıtay Daire Başkanı ifade etti böyle bir problem olduğunu, özellikle işkolu istatistiği ve işkoluna itiraz davalarının davalı tarafıyla ilgili. Şimdi burada böyle bir problem olduğunu kabul etmekle birlikte bu problemi ortaya koydu fakat bir anlamda da eleştirim, topu taca attı, çünkü işkolu itirazı ve işkolu istatistik davalarında davalı taraf olayı kanunda zaten yok, Yargıtay içtihatlarıyla gelen bir durum. Bir de bu iki durumun şöyle bir özelliği var, bunlar zaten Resmî Gazete’de ilan ediliyor diğer durumlardan farklı olarak, problem burada çıkıyor. Resmî Gazete’de ilan edildiğine göre bundan herhangi bir menfaati olanın zaten onun bilgisi dâhilinde buna müdâhil olma şansı var. Bu Hocamın az önce ifade ettiği Sakarya olayında da bir ek açıklama yapayım, orada ben davanın tarafıydım, aslında mahkeme hâkimi birinci geri çevirme sonrasında da Bakanlığa sordu, bu işkolundaki sendikalar hangileridir dedi ve onların adresi nedir, özellikle bu sendikanın, oradan cevap geldi sendikanın adresi şudur; Düzce’de bir işyeriydi ve mahkeme hâkimi o kadar ki hem emniyete hem de kaymakamlığa sorarak o sendikanın orada olup olmadığını inceledi, yıllar önce depremde yıkıldığını, izine rastlanmadığını tespit etti, tebligat yapılamıyor diyor. Şimdi buna rağmen daha fazla zorlamanın bir anlamı
Av. İrfan Taşkın (Petrol-İş Sendikası): Hocamın tebliğinden kaynaklı kendisine teşekkür ederim. İki tane sorum var, bir de elçiye zeval olmaz, bir konuda da bir görüş belirteceğim. Birinci soru; işkolu tespitine ilişkin. Hocam tebliğinizin başında işkolunun işyerindeki teknik amaca göre belirlenmesi gerektiğini, Yargıtay’ın içtihatlarının bu yönde olduğunu söylediniz. Uygulamada şöyle sorunlar ortaya çıkıyor, Yargıtay’ın da buna ilişkin bir kararı var, iş müfettişleri bu işkolunun belirlenmesinde Yönetmelikteki sınıflandırmayı kullanmak zorundalar, o Yönetmelikteki sınıflandırmalardan bir tanesinde, 2932 sıra numarasında motorlu kara taşıtları için diğer parça ve aksesuarların imalatı metal iş kolunda gösteriliyor. Bu yönetmelik hükmünden hareketle işyerinde üretilen ürünün kullanım sahası belirlenerek oradaki işkolu belirleniyor. Örnek veriyorum, eğer işyerinde sadece otomobil lastiği üretiliyorsa bu %100 plastik olmasına karşın otomobil sahasında kullanılacağından hareketle metal iş kolunda sayılıyor. Bunun böyle olmaması gerektiğini düşünüyorum, bir ürünün kullanım sahası müşteri çevresi göz önünde bulundurularak işkolu tespiti yapılmaması gerektiğini düşünüyorum. Bu konuda sizin görüşünüzü merak ediyorum. Bir de sendikaların çok sıklıkla karşılaştığı, sendikal örgütlenmenin önündeki en büyük engellerden bir tanesi işverenlerin yetki itirazları, bu yetki itirazlarını haklarını kötüye kullanarak yetkisiz mahkemelerde yapmaları aynı zamanda sadece tek bir sayfadan
Av. Çiğdem Soysal (İstanbul Barosu): Hocam işyeri sendika temsilcilerinin…
Prof. Dr. Kübra Doğan Yenisey: Teşekkür ederim. Değerli meslektaşıma ben de bu çok açık ve doyurucu tebliği için teşekkür ediyorum. Bağlı yer konusunda bana atıf yapıldığı için bir iki söz söylemek istiyorum. Ali Hocamın belirttiği gibi aslında 1936 sayılı ilk İş Kanunumuzdan kalan bir kavram bağlı yer. 1936 tarihli ilk İş Kanunu on veya daha fazla işçi
