İdari dava açabilmenin süre koşuluna bağlanması, icraîlik vasfı olan ve hukuka uygunluk…
Ne var ki İnsan Hakları Avrupa Mahkemesi 2015 yılında Türkiye aleyhine verdiği Reisner kararında,…
Anayasa’nın 90’ıncı maddesinin beşinci fıkrasında yer alan “Usulüne göre yürürlüğe konulmuş temel hak ve özgürlüklere ilişkin milletlerarası andlaşmalarla kanunların aynı konuda farklı hükümler içermesi nedeniyle çıkabilecek uyuşmazlıklarda milletlerarası andlaşma hükümleri esas alınır.”…
Ancak İHAS hükümleri ve bunları yorumlayan İHAM kararları idari yargıya konu olan…
Bu bağlamda Reisner kararında İHAM tarafından yapılan değerlendirmelerle 2577 sayılı Kanun hükümleri birlikte ele alındığında; kişilerin temel hak ve özgürlüklerine doğrudan müdahale oluşturan idari işlemlerin yargı kararıyla iptal edilmesi durumunda, bu karar bir başka kişi tarafından açılan dava sonucunda verilmiş dahi olsa, bireylerin işlemi tesis eden idareye yapacakları ve yargı kararının uygulanması yoluyla temel haklarına yönelik müdahalenin sonuçlarının giderilmesini isteyecekleri başvuruların İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 10’uncu maddesi kapsamında kabul edilmesi gerektiği sonucuna ulaşılmaktadır. Bu durumda başvuru sahibi ilgililer başvurularının reddedilmesi üzerine, asıl idari işlem ne kadar süre önce tesis edilmiş olursa olsun, ret işleminin bildirimini müteakip dava açma süresi içerisinde bu yeni tarihli ret işlemine karşı iptal veya tam yargı davası şeklinde yeni bir dava açma imkânına sahip olacaklardır. Bu yaklaşımın idari yargı mercilerince 2577 sayılı Kanun’un 10’uncu maddesi açısından her davada uygulama alanı bulacak
