2005 tarihli dizi yapımcıları kararında, televizyon dizisi yapımcılığı piyasasında…
2011 tarihli özel okullar kararında, Türkiye’de faaliyet gösteren özel okulların ve bu okulların bir araya gelerek oluşturdukları teşebbüs birliklerinin ücret ve personel politikası konusunda anlaşma, uyumlu eylem ve teşebbüs birliği kararları yoluyla 4054 sayılı Kanun’un 4’üncü maddesini ihlal edip etmedikleri incelenmiştir. Kararda ilgili anlaşmanın 4054 sayılı Kanun’un 4’üncü maddesi kapsamında olduğuna ve 5’inci maddesi kapsamında bireysel muafiyet alamayacağına hükmedilmiştir. Ayrıca özel okullarda görev yapan öğretmenlerin başka okullara geçişini zorlaştırabileceğinin de görüldüğü, bu anlaşmaya konu ilkelerin tüketicilere belirgin bir fayda sağlamadığı aksine gerek tüketicilere gerekse bu okullarda görev yapan öğretmenlere (mobilitelerini sınırlamak suretiyle) zarar verdiği belirtilmiştir. Kararda önem taşıyan diğer bir husus ise, özel okullar arasında yapılan toplantılara yönelik olarak yapılan “Rakip teşebbüsler arasında yapılan bu toplantılarda, okul ücretlerinin tespiti, maaş ve burs gibi temel rekabet parametrelerine ilişkin bilgi paylaşımı yapıldığından, teşebbüsler arasında herhangi bir anlaşma bulunmasa bile, salt bu bilgi değişimleri dahi rekabeti kısıtlayıcı bir nitelik taşıyabilirler.”…
Ayartmama anlaşmaları konusunda, Kurul içtihatında önem arz eden diğer bir karar…
Yukarıda yer alan değerlendirmelerden anlaşıldığı üzere, Kurul tarafından iş hukuku…
Ayrıca, kararda yer alan “Ciddi ve yeterli herhangi bir bilgi ve delile dayanmayan ve “duyum” olduğu açıkça ifade edilen söz konusu “centilmenlik anlaşması”nın varlığı ispatlansa dahi, söz konusu “centilmenlik anlaşması” ile rekabetin engellendiğinin, bozulduğunun veya kısıtlandığının ortaya konulması mümkün gözükmemektedir. Zira yukarıda ifade edildiği üzere, özellikle teknik bilgi ve beceri, inovasyonun önemli olduğu sektörlerde teşebbüsler arasındaki belli sürelerle, örneğin çalışanların transferini yasaklayarak, rekabet etmemeye ilişkin söz konusu anlaşmalara muafiyet tanınabilmektedir. Kaldı ki, bu olayda rekabet yasağının makul süreli olduğu ve çalışma özgürlüğünü ortadan kaldırmayacağı değerlendirilmektedir.”…
“Bütün bunların yanında, ilgili teşebbüs çalışanı imzaladığı rekabet etmeme sözleşmesi gereğince belirlenen süre içerisinde, aynı sektörde faaliyet gösteren bir başka teşebbüste çalışmamayı kabul etmekte ve çalışamayacağı bu sürenin karşılığını tazminat olarak da almaktadır. Buna rağmen, rekabet etmeme süresi sona ermeden aynı sektördeki bir başka teşebbüste çalışılması hem ilgili sözleşmeye aykırılık teşkil edecek, hem de rekabet hukuku mevzuatı ile bu konunun aşılması kanuna karşı hile anlamına gelecektir.”…
Görüldüğü üzere ilgili karar ile yeni ürünlerin geliştirildiği, know-how, teknik bilgi, tecrübe ve bilgi birikiminin önemli olduğu, fikri mülkiyete konu olan araştırma ve geliştirmelerin söz konusu olduğu ürün ve sektörlerde rakip
Kanaatimizce Kurul tarafından “kanuna karşı hile” ile kastedilen Türk hukukunda…
Bu bölümde, maaş sabitleme ve/veya ayartmama anlaşmalarına ilişkin değerlendirilecek…
“Bu dosyada da önem taşıyan, (ABD) Rehber’in ortaya koyduğu en önemli ilke açık ücret tespiti/çalışan ayartmama anlaşmalarının (naked wage fixing/no poaching agreements) per se ihlal niteliği taşımasıdır. Açık anlaşma, işverenler arasındaki meşru bir işbirliğinden bağımsız ya da bu işbirliği açısından makul bir şekilde gerekli olmayan anlaşma olarak tanımlanmıştır. Bu tip açık anlaşmaların Rehber’de yer alan yaklaşıma göre rekabetçi etkilerinden bağımsız olarak rekabet ihlali olarak kabul edilmesi gerekmektedir. Gerçekten de meşru işbirlikleri yahut anlaşmalar içerisinde yer alan işgücü pazarına ilişkin sınırlamalara etki temelli değerlendirmelerle yaklaşmanın doğru olduğu değerlendirilmektedir. …
Karardan anlaşıldığı üzere yerinde incelemelerde, 45 rakip teşebbüsün ve derneğin…
“Yukarıda açıklandığı üzere işgücü pazarına yönelik sınırlama getiren anlaşmaların işverenler arasındaki meşru bir işbirliğinden bağımsız ya da bu işbirliği açısından makul bir şekilde gerekli olmadığı hallerde rekabet ihlalinin varlığının tespiti daha net bir şekilde yapılabilmektedir. Ancak dosya kapsamındaki anlaşma, herhangi meşru bir işbirliğinin parçası olmaktan ziyade tarafların 2018-4-036 sayılı dosya kapsamında yaptıkları iddia olunan fiyat tespiti anlaşmasının yanı sıra alım tarafında gerçekleştirilen açık bir anlaşma niteliğindedir. Bu anlamda taraflar arasında gerçekleştirilen ihlal konusu davranışların da amaç bakımından rekabet ihlali olduğu değerlendirilmektedir.”…
