III. İbranın Yönetim Kurulu Üyesi ile Anonim Ortaklık Arasında “Şahsi Bir İş” Oluşturup Oluşturmadığı (Yönetim Kurulu Üyesinin TK. m. 374, f. 1’de Sayılan Yakınlarının İbra Kararlarında Oy Kullanabilip Kullanamayacakları) Sorunu
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi aslında 1976 tarihli olmakla beraber 1978 yılı içinde…
Kararın yukarıya aynen aktardığım bölümünden de anlaşılabileceği üzere, Yargıtay…
Hemen belirteyim, Yüksek Mahkeme’nin öğretideki egemen görüşe…
Hukukumuzda “Hissederandan hiç biri şahsan alâkadar olduğu bir hususun müzakeresinde…
Herşeyden önce şunu belirteyim ki, Hirş’in ETK. m. 367’nin yürürlükte olduğu yıllarda MK. m. 61’in örnekseme yolu ile uygulanmasını önermesi, oydan yoksunluk hakkındaki hükümlerin dar yorumlanması
Şunu da eklemek isterim ki, Postacıoğlu’nun ileri sürdüğünün aksine yönetim kurulu üyesinin pay sahipliği sıfatı TK. m. 313’deki pay tevdi yükümüne dayandırılamayacağı gibi, bu kuraldan ibranın pay sahibi ile ortaklık arasındaki bir şahsi iş olduğu sonucu da çıkarılamaz. Gerçekten, yönetim kurulu üyelerinin pay sahibi olmaları TK. m. 313’ün değil, TK. m. 312, f. 2, c. 1’in bir gereğidir. Pay tevdi etmek üye açısından sadece bir yüküm oluşturur ve üyeye tek başına pay sahipliği sıfatını kazandırmaz. Sonra kanımca TK. m. 374, f. 1’deki “şahsi” kelimesi, pay sahibinin ortaklıkla yaptığı hukukî işlemin özel (kişisel) bir menfaat sağlamak amacı ile gerçekleştirildiğini ve alınacak kararın pay sahipliği sıfatı ile ilgisi bulunmadığını göstermektedir. Gerçekten, bir işin “şahsi iş” oluşturup oluşturmadığını saptamak konusunda başvurulacak olan ölçüt, pay sahibinin o işlemin yapılması sırasında ortaklığın karşısında üçüncü kişi olarak yer alıp almadığıdır. Burada önem taşıyan husus, aynı işlemin pay sahibi
İşte yaptığım bu ayrım uyarınca ibra, yönetim kurulu üyesi ile anonim ortaklığı karşı…
Görüldüğü gibi ibra anonim ortaklık ile yönetim kurulu üyesi arasında kişisel bir…