Şimdi kısaca yerel mahkemelerdeki gelişmeleri ve sonuçta verilen hükümleri özetlemek…
-
Git
: -
Favorilere ekle veya çıkar
-
ᴀ⇣ Yazı karakterini küçült

On İki Levha Yayıncılık
Yayın tarihi: Nisan 2012
Sayfa: 777 - 782
Ömer Teoman
Aşağıda bir kısmını gördüğünüz bu dokümana sadece Profesyonel + pakete abone olan üyelerimiz erişebilir.
II. İlgili Yerel Mahkeme Kararlarının Özeti
Yukarıda bildirime konu oluşturan uyuşmazlık ile ilgili olarak biri Ankara’da, diğeri…
1. Hemen belirteyim, (D) aleyhine Ankara Asliye 4. Ticaret Mahkemesi’nde İstanbul’daki…
Gerçekten, Ankara Asliye 4. Ticaret Mahkemesi 2.3.1990 tarih ve E. 1989/986, K. 1990/133…
“Esas (X) marka bilgisayarları davalı şirket değil bu şirket ortaklarınca kurulan (BD)’nin ithal edip pazarlamasıyla bakım işlerini davalı şirket aracılığıyla yaptığı, haksız rekabet kurallarına göre, iltibasa konu edilen emtianın satışıyla ilgili kişiler de iltibas meydana getirenlerle birlikte sorumlu ise de, gerek davacı ve gerekse ithalatı yapan (BD) şirketi imalatçı olmayıp, aslında…
2. İstanbul Asliye 4. Ticaret Mahkemesi ise (Ü) aleyhine açılan dava ile ilgili…
a) Öncelikle davacı (R)’nin ihtiyati tedbir istemini somut olayda “bir taklitçiliğin bulunmadığı” gerekçesi…
b) Daha sonra davalı (Ü) tarafından dosyaya sunulan bir bilimsel mütalâada sözleşmelerin…
c) Bu arada sözü geçen Yerel Mahkeme dosya üzerinde bir bilirkişi incelemesi yaptırmıştır.…
d) Nihayet İstanbul Asliye 4. Ticaret Mahkemesi ihtiyati tedbir kararını verdikten…
d1) Gerçekten, İstanbul Asliye 4. Ticaret Mahkemesi 1.6.1990 tarih ve E. 1989/1108,…
d1.a) Herşeyden önce davacıya tek satıcılık hakkı veren sözleşmede gerek Almanya’daki…
d1.b) Davacı şirketin (X) markalı ürünleri 1984’den itibaren Türkiye’ye ithal ettiği,…
d1.c) “Çalışma maddi vakıasına gelince: Davalı şirketin yöneticilerinin davacı işyerinde çalıştıkları sabit olup bu hal haksız rekabet teşkil eder mi etmez mi bu meselede tartışılması gerekir. Bunun için de davalının yasanın yasaklamadığı ithal hakkından istifade ile Türkiye’ye ithal ettiği ve satışını yaptığı mamullerin davacı yönünden ne gibi zarar oluşturup oluşturmayacağının tartışılması sonucunda verilecek cevaba bağlıdır. Bizim kanımıza göre ithal serbestisi mevcut olan kartel ve tröste karşı yasaca korunmuş bulunan ve herkese ihracat olanağı sağlayan Türk hukuk sistemine göre olayda bu halin haksız rekabet teşkil etmeyeceği netice ve kanaatine varılır, çünkü davalılar davacı işyerinde çalışırken henüz davacı ile (X) üreticileri ve tek satıcıları arasında tek satıcılık sözleşmesi oluşmamış ve kurulmamış davacı dahi ithalatçıdır, kaldı ki davalı taraf ortakları aynı ürünler üreten Amerikan (X) firmasından bu malları ithal etmiş ve Türkiye’de sadece Volt ayarında değişiklik yapması suretiyle satış yapmıştır. Bu fiil de Medeni K.nun 2. maddesi anlamında hüsnüniyet kaidelerine aykırı bir davranış telâkki edilemez ve kabul edilemez, kaldı ki davacı dahi 110 Volt olarak ithal ettiği (X) ürünlerini Türkiyedeki 220 Volta ayarlamıştır. Davalının başkaca haksız rekabet yaptığını belirtir herhangi bir fiili bu davada iddia ve ispat edilmiş değildir. Bir an için davacı işyerinde çalışan davalı şirket ortaklarının buradan ayrıldıkları takdirde yeni bir şirket kurup ithalat ve ihracat yapmasını yasaklayan herhangi bir yasa hükmü de mevcut bulunmadığına göre teknik eleman olarak görevli davalı şirket ortaklarının da davacı şirketten ayrıldıktan sonra ihtisasları gereği olan davalı şirketi kurup yönetmelerinde hukuka aykırı bir davranış da Mahkememizce görülmemiş ve kabul edilmemiştir. Bu nedenle Mahkememizce toplanan tüm delillere göre olayda haksız rekabet hükümlerinin uygulanamayacağı netice ve kanaatine varılmış ve davacının varid görülmeyen davasının reddi cihetine gidilmiştir”.…
d2.) Hemen belirteyim, Yerel Mahkemenin bir çok hukukî yanılgı ve maddî olgu saptırmaları…
İstanbul Asliye 4. Ticaret Mahkemesi sayın üyesi Ali İhsan Parlak’ın muhalefet şerhinin…
“Somut olayda tek satıcılık sözleşmesinin davacı için getirdiği ürünü tanıtma, pazar payı alma ağır maddi ve manevî külfet ve risklerine katlanmaksızın, bu uğurda emeğini ve parasını harcamış olan davacıya karşı aynı ürünü ithal etmek suretiyle rekabete kalkışmak bir haksız rekabet eylemidir.…
MK. 2. maddesine göre herkes, haklarını kullanmakta ve borçlarını ifada hüsnüniyet kaidelerine riayetle mükelleftir.…
Buna göre haklar kullanılırken ve borç altına girilirken iyi niyetle hareket edilmesi asıldır. Haklar, başkasını zararlandırma amacı ile kullanılamaz. Böyle bir durumu kanun korumaz, o halde bir kimsenin, yararına bir durumun doğması için onun iyi niyetli olması şarttır. Bu hükümle kanuna karşı hileler önlenmiş olmakta, uyandırılan itimada aykırı davranmalar cezalandırılmakta, özet olarak hak duygusu böylece herşeyin üstünde tutulmaktadır.…
Bu hükmün bir amacı da, herkesin haklarını gönlünün istediği gibi değil, disiplin içinde ve başkalarının hakları ile denge kurarak kullanmasını sağlamaktır.…