Oturum Başkanı: Prof. Dr. A. Can Tuncay (Bahçeşehir Üniversitesi Hukuk Fakültesi):…
Av. Hazal Erenoğlu: Teşekkür ediyorum. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun Sayın Başkanı, Yargıtay 9. Hukuk Dairesi’nin Başkan ve kıymetli üyeleri, sivil toplum kuruluşlarının kıymetli temsilcileri, saygıdeğer hocalarım, değerli katılımcılar hepinizi şahsım ve konfederasyonum adına saygı ve sevgiyle selamlıyorum. Böylesine değerli hukukçuların oluşturduğu bir kitle önünde görüş ve önerilerimi paylaşmak benim için hem gurur verici hem de heyecan kaynağı. İkinci günde de başarıyla devam eden toplantımızda bu saate kadar değerli hocalarımızın tebliğlerini dinledik. Gerek ilettikleri görüşler gerekse de tartışma kısımlarında ileri sürülen konular benim için çok faydalı oldu. Bu vesileyle hocalarıma, kıymetli yargıçlara ve meslektaşlarıma da katkılarından dolayı teşekkür ederim. Şimdi de sosyal taraflar olarak karşınızdayız. Sendikal hayat ve toplu pazarlığın en önemli aktörleri olarak, işçi ve işverenler olarak buradayız. Sosyal taraflar olarak görüşlerinizi aktarmak adına bu denli önemli bir akademik ortamda bize de söz verilmesini çok önemli ve kıymetli
Oturum Başkanı: Çok teşekkür ederiz. Ben de not aldım. Şimdi sözü DİSK temsilcisi…
Av. Dr. Murat Özveri: Teşekkür ederim Hocam. Herkese merhaba. Öncelikle oturum…
Hazal Hanım kısaca sundu, çünkü dert bir olsaydı ağlaması kolaydı derler, bizde dert…
Şimdi başlıklar hâlinde ve dünkü konuşmalardan benim anladıklarım üzerine inşa ederek…
Oturum Başkanı: Hukuksal etik dersi veriyorum, bu konular üzerinde duruyorum.…
Av. Dr. Murat Özveri: Hocam etiği tartışmak değil amacım, başka bir yere bağlayacağım, o yüzden söylüyorum, sisteme geleceğim oradan da. Aslında kınamıyordum da, alıştık biz artık buna. Başka bir şey daha var, sendika hakkı, toplu sözleşme, grev hakkı işverenler tarafından içselleştirilememiştir diyoruz. Şimdi ismini vermeyeceğim, bir meslektaşımla, büyük olasılıkla buradadır, tartışıyorduk, yetkili mahkemede itiraz oldu mu olmadı mı meselesinde, hayır, yetkili olmayan mahkemede itiraz etmedim, yetkili mahkemede itiraz ettim dedi ve bu cümleden sonra yaptı-
Şimdi bakın, bu aşamaya da dikkat edin. Tamam, birazdan geleceğim, sendikalar da…
Oturum Başkanı: Toparlayabilir miyiz?…
Av. Dr. Murat Özveri: Bitti mi hemen? Daha toplu sözleşme özerkliği vesaire…
Oturum Başkanı: Diğer katılımcıların da hakkı var. Ama bir şey soracağım,…
Av. Dr. Murat Özveri: Tamam, çözüm için on dakika istiyorum, salondan da on…
Oturum Başkanı: Tamam, on dakika veriyorum, çözüm, kanunu kaldırmak, mahkemeleri…
Av. Dr. Murat Özveri: Hiç kanunu da kaldırmayalım, hepsinin çözümü için sistem içi çözüm. Oturum Başkanı: Diyorum başından beri, iyi niyet olmazsa olmaz bu iş.…
Av. Dr. Murat Özveri: Kısa erimli çözümler, iki tane kısa erimli çözümü var. 6356 sayılı Yasa’nın 41. maddesi diyor ki yetki itirazı, süreci durdurur. Bakın tüm Kanunu değiştirin falan demiyorum, cümle değiştirin demiyorum, bunu “-maz” yapın, üç harf, “yetki itirazı süreci durdurmaz” diye değiştirin. Yetki itirazı süreci durdurmazsa ne olur, biraz da bu olasılığın üzerinde düşünelim. İşveren vekili meslektaşım, yetki itirazı için yazdığı dilekçeyi yazar, tedbir ister mahkemeden, der ki bu süreç böyle giderse bunun sonuçları da ağır olacak, burada aslında sendikanın yetkisi yok, tedbiren durdur der. Yargı da yeterli delil gösterirse karar verir. Görelim o zaman gidip de yetkisiz iş mahkemesinde dava açan işveren vekili aynı tavrını gösterebilecek mi? Anımsatayım; artık Bakanlık hangi mahkemenin yetkili olduğunu tespitte de yazıyor, diyor ki şu mahkeme yetkili ey işveren eğer itiraz edeceksen diyor, buna rağmen gidip yetkisiz mahkemede dava açıyorlar. Hakkın açıkça kötüye kullanılması niteliğinde olan bu uygulamayı ortadan kaldıracak olan şey, 41. maddede yapılacak üç harflik bir değişiklik. Bunun öyküsü de çok ilginç; ilk olarak yetki itirazının düzenlendiği 275 sayılı Yasa’da bu madde varken maddede “yetki itirazı süreci durdurur” diye bir ibare yok. Yasa tasarısı Cumhuriyet Senatosu’na gidiyor, emekli bir aklı evvel asker kökenli senatör çıkıyor diyor ki “ya yetki itirazını düzenlemişsiniz de bu düzenlemenin bir de yaptırımı olsun, yetki itirazı süreci durdurur diye bir cümle ekleyelim” diyor ve önerisi kabul ediliyor. Altmış yıllık Türk endüstri ilişkilerini esir alan cümleyi Cumhuriyet Senatosu’nda bir asker hediye ediyor, işverenler de çok seviyorlar. Bakın sadece üç harf alternatif çözüm önerim. İki, kısmen geldi, şimdi Ali Hoca’nın hatırına Yargıtay’a dokunmayacağız ama gel de dokunma, 43. maddede kanun koyucu açıkça bir düzenleme yapmış, Sayın Başkanım size dokunuyorum, 43. madde açık bir düzenleme yapmış, demiş ki eğer işveren itirazlarını belgelemezse itiraz reddedilir. Yargıtay savunma hakkı kısıtlanamaz diyerek contra legem bir yorumla, kanunun açık lafzına aykırı bir yorumla bu hükmü resmen yürürlükten kaldırdı. Tamam, savunma hakkı kutsal da zorla mı, ben savunma yapmak istemiyorum, yapmak istiyorsam delillerimi sunarım ki delillerimin tamamı
