Giriş
1920’lerde kriz halindeki parlamentarizmin sonunun yaklaşmakta olduğunu iddia edenlere…
Böyle bir eleştirel düşünce çabası içindeki bir demokrat olarak, Kelsen elbette parlamenter…
Ne yazık ki, aradan geçen yaklaşık bir asır sonunda ne yasaların doğruluğu konusunda…
Halen kapalı kapılar ardında bir takım hayati kararlar almaya devam eden ana akım…
Faşizmden Popülizme adlı kitabında bu sorunun peşine düşen Federico Finchelstein’e göre, Schmitt’in de faşizmin de bize gerçekten yadsınamaz bir miras bıraktığını kabul etmek ve bu mirası popülizm olarak adlandırmak gerekir; fakat herhangi bir mirasın intikal edebilmesi için her şeyden önce varisin öldüğü kabul edilmelidir. Oldukça taraftar topladığı söylenebilecek olan bu iddia uyarınca, 1945’teki küresel yenilgi sonrasında faşizmin anayasal demokrasilerin meşruiyetini tanımak zorunda bırakıldığı ve 21. yüzyılın ikinci yarısı itibariyle diktatörlüklerin artık demokrasi olarak adlandırılamayacaklarının Schmitt’in mirasçıları da dâhil bütün dünya tarafından kabul edildiği söylenir.…
Bir yanıyla geçmişten devralınan sürekliliklere dikkat çeken, diğer yanıyla ise geçmişin…