Sürece bir bütün olarak bakıldığında; öncelikle özel dava şartı açısından atipik bir uygulamanın benimsendiği, zamanaşımı konusunda Kabahatler Kanunu’ndaki sürenin esas alındığı, ihlalin varlığı bağlamında Rekabet Kurulu kararına kelimesi kelimesine bağlı kalınırken, haksız fiilin diğer unsurları açısından ayrı değerlendirme yapılmadığı, zarar hesaplanırken öncesi sonrası yöntemi temelinde sürekli artan bir pazar payına bağlı yoksun kalınan kâr yaklaşımının benimsendiği söylenebilir. Bunun yanı sıra (bu durum hayatın olağan akışı açısından soru işaretine neden olmasına rağmen) Türk Borçlar Kanunu’nun 50 ve 51. maddelerinin uygulama alanı bulamadığı, ekonomik …
Anahtar Kelimeler: Rekabet Hukuku, Özel Hukuk, Zararın Hesaplanması, Maddi…
