Sayfa 4054.Hukuka Aykırı Delil Yasağının Rekabet Hukukunda Uygulama Alanı
Rekabet soruşturmaları sonucunda verilen idari para cezalarının ve idari yaptırımların…
“35. Anayasa Mahkemesi Anayasa’nın 38. maddesi kapsamındaki suç ve ceza kavramını Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkı bağlamındaki suç isnadı kavramından hareketle yorumlayacağını kabul etmiştir (Selçuk Özbölük, B. No: 2015/7206, 14/11/2018, § 37). Öte yandan Anayasa Mahkemesi kabahatlerin cezai karakterli olup olmadığını daha önceki kararlarında tartışmış ve bunların cezai nitelikte olduğu sonucuna ulaşmıştır (AYM, E.2007/115, K.2009/80, 11/6/2009).”…
Nitekim Kurulun kendi kararlarında da hukuka aykırı delillerin hükme esas alınamayacağına…
“Bu hükümler birlikte ele alındığında, inceleme konusu somut olayda tutulan tutanakların Noterlik Kanunu ve bu Kanuna dayanılarak çıkarılan Yönetmelik hükümlerine aykırı şekilde tanzim edildiği anlaşılmaktadır. … Konuya daha dar olarak rekabet hukuku ve hukuka uygun idari işlem tesisi bağlamında bakıldığında, rekabet otoritesinin bir ihlalin ispatı noktasında, ceza hukuku terminolojisiyle ifade edilirse, bir delil serbestisi içinde hareket etmesinin mümkün olduğu söylenebilir. Ancak bu durum elbette, otoritenin, bir incelemeyi başlatmak için yeterli olsalar da, hukuka aykırı delilleri kararına dayanak yapabileceği şeklinde anlaşılmamalıdır. Doğası gereği idare ve ceza hukuku bağlamında çok karakterli özelliği ağır basan rekabet hukukunda, idari otoritelerin yaptırımlarının, yaptırımı uygulayan birimin organik olarak idarenin bir unsuru olmasından bağımsız olarak, ceza hukuku perspektifinden ele alınması ülkemizin de taraf olduğu Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin …
Kurulun Şölen kararında da teşebbüsün rızası olmadan oluşturulan ses kaydının hukuka aykırı olduğu tespit edilmiş ve bu delilin ispat faaliyetinde kullanılamayacağına karar verilmiştir. Bu sonuca ulaşılırken Anayasa’nın 38. maddesinin altıncı fıkrasında yer alan kuralın idari yargılama usullerinde de geçerli olduğu gerekçesiyle hareket edilmiştir.…
“Anayasa’nın 38. maddesinin 6. fıkrasında, kanuna aykırı olarak elde edilmiş bulguların delil olarak kabul edilemeyeceği açıkça hükme bağlanmıştır. Sözü edilen anayasa hükmü, her ne kadar yalnızca ceza yargısına ilişkin gibi görünse de, tüm yargı çeşitleri bakımından geçerlilik taşıyan bir düzenleme konumundadır. Bu kapsamda, mevcut dosyada rıza dışı alınan ve dolayısıyla hukuka aykırı yoldan elde edilen söz konusu kaydın ispat gücü bulunmadığı değerlendirilmiştir.”…
Kurul tarafından yürütülen soruşturmaların da Anayasa’nın 38. maddesi kapsamında…