Görüntüleme Ayarları:
Sayfa numarasını gizle

Aşağıda bir kısmını gördüğünüz bu dokümana sadece Profesyonel + pakete abone olan üyelerimiz erişebilir.

Sayfa 395

Orhan Ünal* Ali Mert Şahan**

ÖZET

Anayasa’nın 38. maddesinin altıncı fıkrasında yer alan “Kanuna aykırı olarak elde edilmiş bulgular, delil olarak kabul edilemez.” hükmü uyarınca, delillerin hukuka aykırı bir şekilde elde edilişi, söz konusu delillerin hükme esas alınmasına kesin bir şekilde engeldir. Söz konusu Anayasa hükmü, her ne kadar yalnızca ceza yargısına ilişkin gibi görünse de tüm yargı çeşitleri bakımından geçerlilik taşıyan bir düzenlemedir. Rekabet ihlalleri, kabahatler hukuku kapsamında değerlendirilmekle birlikte, başta karteller olmak üzere bu ihlaller karşısında uygulanan yaptırımların ağırlığı, yüksek yargı organlarının içtihadına da yansıdığı üzere, konunun ceza hukuku ekseninde değerlendirilmesini zorunlu kılmaktadır. Dolayısıyla gerek ceza gerekse medeni yargılama hukukunda Anayasa ile teminat altına alınmış olan “hukuka aykırı delillerin kabul edilemezliği” rekabet hukuku açısından da temel bir ilke teşkil etmektedir. Bu çalışmada, öncelikle hukuka aykırı delil kavramına yer verilecek ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, Anayasa ve Danıştay kararlarında bu kavramın nasıl ele alındığı incelenecektir. Ardından bu ilke rekabet hukuku uygulamasında Rekabet Kurulunun delil elde etme yetkisine ilişkin tartışmalar kapsamında ele alınacaktır. Bu doğrultuda; yerinde inceleme işleminin konut dokunulmazlığı hakkı ile olası çatışması, yetki belgelerinin

I.GİRİŞ