Müdahale zenginleşmesi talebi ise, edim ilişkisi dışında bir yolla gerçekleşen malvarlığı…
Yukarıda belirtildiği gibi, edim zenginleşmesi talebi daha farklı bir amaca, sebepsiz…
Bu noktada, edim zenginleşmesi talebinin taşıdığı bir önemli özelliğin daha altının…
Özel bir hukukî ilişki, genellikle bir sözleşme temelinde bir araya gelen ve birbirlerine…
Sözleşme ilişkisinin geçerli olması durumunda, sözleşme ilişkisinin son bulmasıyla…
Edim zenginleşmesi talebinin mevcut olduğu durumlarda, bu talebin diğer bütün talepleri…
Bir başka yazar, EMMERICH, bu konuda şunları söylüyor: Edim ilişkisi içine giren tarafların, edim konusu nesneden elde ettiği yararları iade etmekle yükümlü olup olmadığı sorusu, az çok rastlantısal nitelik taşıyan edim konusunun mülkiyetinin geçip geçmediği sorunundan bağımsız olarak çözülmelidir. Aksi takdirde edim konusunun mülkiyeti geçmişse, iade yükümlüsü, iyi niyetli bile olsa, edim konusu nesneden elde ettiği yararlan da iade etmelidir, buna karşılık mülkiyet geçmemişse iade yükümlüsü iyi niyetli haksız zilyet sıfatıyla nesneden elde ettiği yararlardan sorumsuzdur şeklinde bir ayırım yapmak gerekecektir. Oysa, bu konuda edim konusunun mülkiyetinin geçip geçmediğine, geçmişse ne zaman geçtiğine göre bir ayırım yapmayı gerektirecek mantıksal bir zorunluluk yoktur. Taraflar arasında birisinin talebinin aynî hakka, bir diğerinin talebi sebepsiz zenginleşme alacağına dayanıyor diye, bu şekilde bir ayırım yapmak çıkarlar dengesine uygun düşer mi? Edimi alan kişi iyi niyetli ise, edim konusunun mülkiyetini kazandığı ana kadar haksız zilyetlik kurallarını uygulamak, bu andan sonra da sebepsiz zenginleşme kurallarına tabi tutmak düşünülebilir mi? Üstelik bu ne paradoksal bir sonuçtur ki, edimi alan kişi iyi niyetli olduğu takdirde, malik olmadığı (daha zayıf bir hukuksal konumda bulunduğu) sürece elde ettiği yararlardan sorumsuz, buna karşılık malik olduğu (daha güçlü bir hukuksal konuma kavuştuğu) andan itibaren yararlardan sorumlu olacaktır(17)…
FLUME de benzer bir düşünce geliştirir: Geçerli olmayan bir sözleşme ilişkisine dayanarak borçlarını ifa eden tarafların taleplerini, edim konusunun mülkiyetinin geçip geçmediğine bakarak farklı hükümlere tabi tutmak uygunsuz sonuçlara yol açar. Düşünülsün ki, bir tarafın talebi edim konusunun mülkiyeti karşı tarafa geçti diye sebepsiz zenginleşme talebi olacaktır, diğer tarafın talebi ise edim konusunun mülkiyeti kendisinde kaldı diye aynî talep olarak nitelenecektir. Böylelikle temeldeki
Bu noktada bir konuya açıklık getirilmelidir. Bilindiği gibi, müdahale zenginleşmesine…
