Katılımcı: Cihan Hanım’a bir sorumuz var. Bizi çok güzel bilgilendirdi. 1863’tü…
-
Git
: -
Favorilere ekle veya çıkar
-
ᴀ⇣ Yazı karakterini küçült

On İki Levha Yayıncılık
Yayın tarihi: Şubat 2020
Sayfa: 279 - 287
Bedirhan Erdem
Editör:Cem Uysal, Çakıl Su Civelek, Havva Karagöz, Ayşe Nur Tütüncü
Aşağıda bir kısmını gördüğünüz bu dokümana sadece Profesyonel + pakete abone olan üyelerimiz erişebilir.
SORU-CEVAP
Ayşe Nur Tütüncü: Teşekkür ederiz, şimdi dilerseniz sorular varsa onları alalım.…
Cihan Osmanağaoğlu: 1862 diyoruz hocam. Aslında bazı kaynaklarda, Manastırlar…
Katılımcı: 1863 olan Ermeni Cemaati Nizamnamesi, ben öyle hatırlıyorum.…
Cihan Osmanağaoğlu: Evet hocam, 1862.…
Katılımcı: Bu Nizamat’ın muhtevasının Lozan, Türkiye Cumhuriyeti Anayasaları…
Cihan Osmanağaoğlu: Var tabii.…
Katılımcı: Bir kısmı, mesela Beyrut; muhtemelen Filistin, Kudüs, onlar zaten…
Cihan Osmanağaoğlu: Tabii, var.…
Katılımcı: Bunları saymadığımız zaman mübadeleden sonra birçok muhtemelen…
Cihan Osmanağaoğlu: Tabii hocam olmaz olur mu, ben onları atladım. Mesela ilk üç nizamnamenin Meclisi Muhteliti Daiminin Sureti Teşkili Nizamnamesi, Meclisi Muhteliti Daimî Azasının Vezayifine İlişkin Nizamname, Patrik ve Piskoposların Maaşını Düzenleyen Nizamname. Bunların hepsini zaten en başta yok hükmünde kabul ediyoruz çünkü
Ayşe Nur Tütüncü: Peki, teşekkür ederiz. Sizden önce hocam, Mesut Hoca. Buyurun…
Mesut Hakkı Caşın: Teşekkür ederim.…
Ayşe Nur Tütüncü: Rica ederim.…
Mesut Hakkı Caşın: Çok teşekkür ederim, çok güzel bilgiler verdiniz, özellikle genç öğrenci arkadaşlarımıza. Benim sorum Cihan Hanım’a. Patrikhane hakikaten Türkiye’nin bir realitesi. İfade ettiğiniz gibi, bir miras ve bu mirasın içerisinde bütün miraslarda olduğu gibi zaman zaman kavga meydana gelmiş; zaman zaman onların zaman zaman da devletin hatası olmuş. Ancak şöyle bir husus var. Bugün geldiğimiz noktada bir patrikhane gerçeği var. Dediğiniz gibi bu bazen de Yunanistan ile bizim kültürel bağımızı da teşkil ediyor. Biliyorsunuz müzakereler var geri gönderilsin gönderilmesin şeklinde. Ama bugün devam eden bir süreç var. Benim sorum şu, şu anda ciddi bir kriz yaşıyor Ukrayna ile Rusya. Ve her iki kilisenin ayrılmasında patrikhane de birtakım vazifeler üstleniyor. Biz tabii Türkiye olarak bunda taraf değiliz. Siz buna nasıl bakıyorsunuz?
Ayşe Nur Tütüncü: Ben teşekkür ederim. Dilerseniz sizin sorunuzu da alalım,…
Rona Aybay: Benim sorum Itır Hanım’ın sunumuyla ilgili olacak. Öncelikle çok…
Öbür kısa sorum da şu olacak; biliyoruz vatandaşlık konusu yalnızca gerçek kişilere…
Ayşe Nur Tütüncü: Peki teşekkür ederiz. O zaman şimdi cevaplara geçelim.…
Cihan Osmanağaoğlu: Hocam şimdi sunuma başlarken daha çok hukuki bağlamda…
Katılımcı: Neden Ukrayna tarafında yer aldılar? Sayfa 283…
Cihan Osmanağaoğlu: Siyasi olarak burada değerlendirme yapmak istemiyorum,…
Ayşe Nur Tütüncü: Teşekkürler, buyurun.…
Bilge Erson Asar: Hocam çok teşekkür ederim öncelikle. Şimdi “Türkiye ne gibi önlemler almalıdır?” sorusunu en sona bırakmak istiyorum ben. Türkiye’nin nükleer enerji, uçaklara ilişkin bilişim sistemlerinden ve bunları yürütmesinden bahsettiniz. Nükleer saldırı bakımından güvenlik kaygılarının olduğundan bahsettiniz. Şimdi Türkiye’nin bunlara ilişkin spesifik olarak bir düzenlemeler bütünü yapabilmesi için bu alanın aktörlerini iyi belirleyerek daha geniş kapsamlı bir hem strateji hem de kurumsal yapıya sahip olması gerekiyor bence. Çünkü şu an halihazırda, çok da yakın bir zamanda kurulmuş, yanlış hatırlamıyorsam 2013’te, Ulaştırma Bakanlığında ufak bir birim olarak anılıyor Siber Güvenlik Daire Başkanlığı. Bu işin çok daha ciddiye alınması lazım. Mesela İngiltere’nin senelik siber güvenliğe ayırdığı bütçe 1,5 milyar pound. Dolayısıyla bir kez bunun için çok ciddi kaynaklar sağlamanız gerekiyor. Ayrıca bu alanda yetişmiş insan sayısı sadece Türkiye açısından değil tüm dünya açısından bir sıkıntı. Çin’in mavi ordusunda pek çok genç ve bilişim uzmanı
Mesut Hakkı Caşın: Sayın başkan izin verirseniz bir katkı yapmak istiyorum. Birincisi böyle bir tehdit var. İkincisi, hocanın dediği gibi, ileri teknolojiye sahip olan ülkeler elektronik componentları (bileşenleri)…
Ayşe Nur Tütüncü: Teşekkürler hocam, buyurun.…
Itır Toksöz: Rona Hocam ben de soru için çok teşekkür ediyorum. Uzay çöpü konusu çok enteresan bir konu aslında. İlk itibariyle uydular uzaya yollanmaya başladıkları zaman, böyle bir problemin ortaya çıkacağı düşünülmüyordu muhtemelen, çünkü bu kadar çok aktivite ve faaliyet olacağını düşünmüyorlardı. Bir de tabii ki oraya gidip miadını doldurup, zamanını tamamlayıp artık fonksiyonel olmayan uydular var. Bunların bir kısmının da parçaları kayboluyor sağa sola. Dolayısıyla sizin fırlattığınız parça tek bir parçayken roket etapları, kademeleri birbirinden ayrılıyor; bu parçalar da sonra birbirinden ayrılıyor; arada kazalar oluyor ya da örneğin 2007 senesinde Çin kendi uydusunu vurmak suretiyle bir antiuydusavar, aslında silah, denedi Amerika’yı tehdit ederek ve bundan binler, on binlerce parça çıktı. Uydu sayısı zaten binleri aşmış vaziyette ama bu irili ufaklı parçaların bir kısmı takip edilebilir vaziyetteyken bir kısmı değil. Amerika’nın bu konuda en gelişmiş teknoloji olan “Space Situational Awareness” denilen bir programı var. Bunlar yörüngedeki parçaları takip ediyorlar ve de herhangi bir şekilde bir uzay aracına yaklaştığı zaman da özellikle dost ülkelere haber veriyorlar ki hazırlıklı olsunlar diye. Şimdi bir aracı yörüngeye oturttuğunuz zaman ne olabilir? Ya o yörüngede kalacak, ama genelde kalmıyorlar çünkü dünyanın yer çekimi yörüngeyle de sürekli etkileşim içinde. Bunlar miatlarını doldurduktan sonra genelde düşüyorlar fakat düşmeyenler de olabiliyor. Düşmeyenler için ekstra bir yakıt konuyor uydu içine ve daha uzakta mezarlık yörüngesi, “graveyard orbit”,…