Anılan düzenlemelerin ortak noktası TMSF yöneticilerinin cezai ve/veya hukuki sorumluluğunu…
Kanaatimizce, TMSF yöneticilerinin görevleriyle bağlantılı sorumluluğunun belli ihtiyaçlara binaen sınırlandırılması anlaşılabilir. Anlamlandıramadığımız husus ise bu sınırlandırmayla paralel olarak yürütmenin hesap verilebilirliği ilkesinin hem normatif hem de uygulama itibariyle ortadan kaldırılmasıdır. Yürütmenin belli başlı süjelerinin sorumluluğu sınırlandırılıyorsa bununla paralel olarak sorumluluğun ortaya çıktığı hallerde yürütmenin nasıl sorumlu tutulacağı, hangi hukuki imkanların mevcut olduğu belirtilmeli ve bu imkanlar fiili olarak da sonuç elde etmeye elverişli olmalıdır. Aksi bir durum hukuk devleti ilkesinde kabul edilebilir değildir. Hele ki 6755 Sayılı Kanun m. 37’deki gibi sorumsuzluk teyitleri hiçbir koşul altında bir hukuk devletinde kabul edilebilir olmamalıdır. Bir anlığına AYM’nin iptal kararlarının bu sınırlandırma eğilimi karşısında kısmen de olsa bir set çektiği düşünülebilir. Bu düşünce set çekme olgusu açısından doğrudur. Gerçekten de AYM hukuk devleti ilkesinin bir nevi yargısal teminatı olmuştur.(58)…
AYM’nin iptal kararı ile çalışma kapsamındaki düzenlemelerin yürürlük tarihi arasında…
