Türk Ticaret Kanunu Uyarınca Tam Hâkimiyete İlişkin Özel Düzenlemeler, Av. Begüm Yiğit…
-
Git
: -
Favorilere ekle veya çıkar
-
ᴀ⇣ Yazı karakterini küçült
On İki Levha Yayıncılık
Yayın tarihi: Ocak 2021
Sayfa: 757 - 768
Seda Palanduz, Havva Karagöz, F. Beril Özcanlı
Aşağıda bir kısmını gördüğünüz bu dokümana sadece Profesyonel + pakete abone olan üyelerimiz erişebilir.
10. Oturum’a ait makaleler:…
Şirketler Topluluğunda Tam Hâkim Şirketin Talimat Verme Yetkisinin Sınırları, Arş. Gör. Zehra Avcı…
Oturum Başkanı Dr. Öğr. Üyesi F. Beril Özcanlı: Begüm Hanım, çok teşekkür…
Av. Begüm Yiğit: Hocam, şöyle aslında: Kanun koyucu tarafından açıkça bir…
Arş. Gör. Zehra Avcı: Evet Hocam, ben de aynı şekilde şirkete ödenmesi gerektiğini düşünüyorum. Dr. Öğr. Üyesi F. Beril Özcanlı: Bence de. Özellikle şirketler hukuku ve tüzel…
Arş. Gör. Zehra Avcı: Hocam, denildiği gibi, talimatlar açısından çok fazla hüküm var; ama talimatın şekli açısından herhangi bir hüküm yok. Bunu da muhtemelen şirketler topluluğu bünyesi içinde hâkim şirketin kendi bağlı şirketine nasıl talimat vereceğine kendisinin karar vermesi şeklinde yorumlamamız mümkün belki de. Bir yandan da bizim şirketler topluluğu hükümlerimizin çok fazla kazuistik olarak düzenlenmediğini, genel bir şirketler topluluğu çerçevesi oluşturulup gerisinin uygulamaya bırakıldığını görüyoruz. Fakat henüz uygulamada bu hükümlere başvurulduğunu göremedim. İki tane şirketin tüzel kişiliği olmasına rağmen bir şirketin diğer şirkete talimat vermesi, burada da şirketler topluluğunun
Dr. Öğr. Üyesi F. Beril Özcanlı: Buyurun, Begüm Hanım.…
Av. Begüm Yiğit: Ben şu şekilde düşünüyorum: Biz alelade hâkimiyette müdahalelerin niteliğini yönlendirme olarak kabul ediyoruz. Tam hâkimiyette ise talimat verme yetkisi olarak söyleniyor. Ancak yönlendirmede de aslında benzer şekilde. Fiili duruma baktığımız zaman hâkim şirket aslında bağlı şirket üzerinde hâkimiyet kurmuş oluyor ve onun üzerinde söz hakkı aslen çok fazla. Bu nedenle doktrinde aslında artık Avrupa Topluluğu’nun da ortaya attığı topluluk menfaati kavramı çok konuşuluyor. Bizde belki sadece tam hâkimiyete ilişkin özel düzenlemelerde söz konusu; ancak esasen yönlendirme bakımından da bunun gözetilmesi gerekiyor. Ben açıkçası kanun koyucunun burada zaten fiilen var olan bir durumu kanuna taşıdığını düşünüyorum, o nedenle yerinde bir düzenleme olduğu söylenebilir. Ancak bunu alelade hâkimiyet bakımından, yani bizim konumuz dışında alelade hâkimiyeti de göz önünde bulundurarak düşündüğümüzde, alelade hâkimiyette acaba yok mu diye de düşünmeden edemiyorum. Muzaffer Hoca’nın sorusundan sonra aklıma gelen bir şey oldu açıkçası. Bu benim çalışırken de çok karşıma çıkan bir konu. Biz yönlendirme hâlinde hâkim şirketin müdahalesinin niteliğine yönlendirme, tam hâkimiyette ise talimat verme yetkisi diyoruz; ama diyelim ki bağlı şirkette kayıp ortaya çıktı; ama bunda hâkim şirketin veya teşebbüsün hiçbir şekilde etkisi yok. Bu durumda biz yine acaba hâkim şirketi ve yöneticilerini sorumlu tutabilecek miyiz? Yani aslında kanun koyucu hâkimiyetin fiilen kullanılmasını da bir şart olarak düzenlemeli miydi? Aslen içine girmedikleri bir durumda, müdahale olmadığı hâlde yine sorumlu tutabilecek miyiz? Bu aslında benim kafamı karıştıran bir
Dr. Öğr. Üyesi F. Beril Özcanlı: Ben açıkçası şöyle düşünüyorum Begüm Hanım,…
Arş. Gör. Zehra Avcı: Hocam, ben de tam hâkimiyette hâkim şirketin bağlı şirketin…
Av. Begüm Yiğit: Hocam, ben çok küçük bir ekleme yapmak istiyorum. Türkiye’deki şirketler bakımından, her ne kadar halka açık ve cok kurumsal yönetilen şirketler olsa da, genel olarak değerlendirdiğimde sizin dediğiniz gibi tek ve mutlak irade zaten olarak genel kurul doğrudan
Dr. Öğr. Üyesi F. Beril Özcanlı: Çok teşekkürler. İlk soruyu değerlendirdik, bir sonraki soruyla devam ediyorum. Bu soru aslında belki bir önceki soruyla birleşikti, beraber okusam iyi olurdu. Soru şu: “Daha sonrasında kurumsal yönetim açısından her bir şirketin yönetim kurulu, kendi şirketinin en iyi yönetiminden sorumludur. Buna rağmen bir şirketin diğer şirkete talimat verebilmesi hâlinin modern kurumsal yönetim ilkeleri ile çeliştiğini düşünür müsünüz?” Biz tabii ki şunu biliyoruz ki yöneticiler, yönetim kurulu üyeleri, şirketin özenli yönetiminden sorumludur. Özen ve sadakat yükümlülükleri var. Ama bizim kanunumuzda veya herhangi bir kanunda şirketin bağımsız olması gibi bir zorunluluk yok esasen. Evet, her şirket kendi menfaati doğrultusunda yönetilecek; ama her şirketin bağımsız olması gibi bir zorunluluk söz konusu değil veya buna ilişkin bir yasak yok bizim sistemimizde. Aslında böylelikle şirketler topluluğu yapısına da izin verilmiş oluyor. Ne oluyor şirketler topluluğu yapısına izin verildiğinde? Aslında bağlı şirketler kendi menfaatleri doğrultusunda değil bence alelade hâkimiyetin söz konusu olduğu durumda ancak topluluk menfaatine yönetilebilir. Bu sırada kayıp oluşabilir ve oluştuysa denkleştirilebilir. Ama benim naçizane kanaatim, hiçbir zaman üçüncü kişinin topluluk dışı bir menfaat lehine yönetilmemesi gerektiği; çünkü sistemin bunu dışladığını düşünüyorum. Tam hâkimiyete geldiğimizde ise burada topluluğun yerleşmiş politikalarından bahsediliyor. Yine burada diyelim ki topluluk politikası doğrultusunda yönetilmeli. Peki bu modern kurumsal yönetimle çelişir mi? Sadece şu geldi aklıma şu