Sayfa 706C.HUKUK USULÜ MUHAKEMELERİ KANUNU DÖNEMİNDE
Islah, Cumhuriyetin ilânından sonra, mülga Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu ile hukukumuza…
“Dava açıldıktan sonra davacının müddeabihi ‘ıslah’ yoluyla artırmasını önleyen itiraz konusu kural, bir hakkın elde edilmesini zorlaştırdığından, ‘hukuk devleti’ ilkesine aykırıdır.…
……
İtiraz konusu kural, dâvâcıyı ikinci kez dava açmaya zorlaması nedeniyle hak arama özgürlüğünü sınırlamaktadır.…
……
Buna göre, bir sınırlamanın demokratik toplum düzeninin gereklerine uygun olduğundan söz edilebilmesi için hakkın özüne dokunmaması, makûl ve kabul edilebilir ölçüyü aşmaması gerekir. Başka bir anlatımla, temel hak ve hürriyetler sınırlanırken sınırlama ile öngörülen amaç arasında makûl ve adaletli bir denge kurulmalıdır.…
İtiraz konusu kural, davacıların haklarını en kısa sürede ve en az giderle almalarını engelleyerek hak arama özgürlüğünü önemli ölçüde zorlaştırması nedeniyle demokratik toplum düzeninin gerekleriyle bağdaşmadığından Anayasa’nın 13. maddesine uygun bir sınırlama olarak kabul edilemez.”Böylece, ıslah kurumunun kapsamı genişlemiş ve talep sonucunun ıslah yoluyla artırılmasının…
2011 yılında yürürlüğe giren Hukuk Muhakemeleri Kanunu’na kadar çeşitli tasarılar…
1955 tarihli tasarıda da ıslaha ilişkin hükümler korunmuş; ancak, özellikle tanık listesinin değiştirilmesi amacıyla ıslah yapılamayacağı ve
1967 tasarısında tarafların da ıslah yoluyla değiştirilebileceği yönünde gerekçelere…
1993 tarihli tasarıda da genel olarak tarafların her birinin yaptığı usûl işlemini…
Bu yöndeki tasarıların hiçbiri kanunlaşmadığı için ıslaha ilişkin mülga Hukuk Usulü…