Katılımcı: (45.05 - 46.10 arası duyulamadığı için deşifre edilememiştir.) Gazların…
-
Git
: -
Favorilere ekle veya çıkar
-
ᴀ⇣ Yazı karakterini küçült

On İki Levha Yayıncılık
Yayın tarihi: Şubat 2020
Sayfa: 563 - 566
Hilal Cecanpınar
Editör:Cem Uysal, Havva Karagöz, Çakıl Su Civelek, Ayşe Nur Tütüncü
Aşağıda bir kısmını gördüğünüz bu dokümana sadece Profesyonel + pakete abone olan üyelerimiz erişebilir.
SORU-CEVAP
Ayfer Uyanık: Teşekkürler, bugüne kadar saç spreyi ve deodorant kullanmamakla…
Kerem Kayhan: Evet çok güzel bir soru, teşekkür ederim. Şöyle ifade edeyim, aslında iklim değişikliği rejiminin hatası ozon tabakası rejiminin modelini kopyalamaktı. Çünkü ozon tabakasında sadece belirli gazların alternatiflerinin bulunması çözüm oldu. Ancak iklim değişikliğinde çok daha büyük bir sorun var. Yani siz karbondioksite alternatif koyabiliyor musunuz? Yenilenebilir enerjiyi ne kadar kullanabiliyorsunuz? Yani ekonomide tamamen bir değişim öngörüyor, sadece belirli gazların azaltılmasıyla mümkün değil. Ayrıca gelişmiş ve gelişmekte olan ülkeleri ikiye ayırmak ozon tabakası rejiminde çok işe yaradı ama iklim değişikliği rejiminde işe yaramadı. Neden işe yaramadı? Gruplaşmalara yol açtı. G77 ülkeleri bir yandan gelişmekte olan ülkeler bir yandan. Gelişmekte olan ülkeler kendi gelişimlerinden feragat etmek istemediler, gelişmiş ülkeler de hiçbir şekilde yardım etmek istemediler. ABD mesela bu rejimde direkt üye, taraf ve sözleşmenin içinde yer alıyor ancak iklim değişikliği rejiminde hiçbir zaman yer almadığını gördük. Ne Paris Antlaşması’na ne Kyoto Protokolü’ne ABD taraf olmadı bir şekilde. Bu da önemli bir nedendi. Yani ozon tabakasında alternatif teknolojilerin bulunması çözüm oldu, iklim değişikliğinde ise çok fazla girdi var. İklim değişikliğiyle mücadele tamamen bir ekonomik dönüşüm öngörüyor. Temiz kömür diyorlar, öyle bir şey yok. İklim değişikliği ile mücadele için gerçekten ekonomik modelinizi değiştirmeniz lazım. Semin Töner Şen: Şöyle ki zaten gayet açıklayıcı belirttiler ama ozon tabakası…
Ayfer Uyanık: Bir sorumuz daha var öğrencilerimizden.…
Katılımcı: Ben şunu sormak istemiştim. Şu sıralar insanlarda, özellikle gençler…
Kerem Kayhan: Ben kısa bir cevap vereceğim, aslında istediğiniz cevabı veremeyeceğim. Enteresan bir anekdot anlatmak istiyorum. Benim doktora çalışmamın bir kısmıydı iklim değişikliği konusu. Bunun için Amerika’ya gitmiştim. Çalışmam için kendisiyle görüştüğüm, alanında uzman bir kişi vardı: Edward Parson. Konuştuğumuz zaman, “Biz 1970’li yıllarda nükleer enerjiye karşı çok fazla gösteri yaptık ve ABD’de o dönem nükleer santrallerin kurulmasını olabildiğince engelledik. Ancak
Ayfer Ufanık: Buradan çıkıp şimdi bir gösteriye... Buradan bu sonuç çıkmasın,…
Kerem Kayhan: Barışcıl gösteriler tabii, hakkımızı aramamız lazım. İklim adaleti…
Ayfer Uyanık:Tabii ki. Son soruyu alalım, buyurun.…
Katılımcı: Uluslararası olarak çalışan çevre mahkemelerinin kurulmasına ilişkin bir gerekliliğin mevcut olduğunu düşünüyor musunuz?…
Semin Töner Şen: Ben tabii ki çevre felaketlerini ele alıyorum ama bunu nedensel olarak ele alıyorum aslında. Hani göçe sebep olması nedeniyle ve orada da iklim adaletine değinerek birazcık bahsettik. İklim adaletinde de dedik ki kirleten öder veya yapanın sorumluluğu olmalı ya da en azından kişilerin yerinden edilmesi prosedürü içinde yapılacak projeler, çalışmalar için finansmanın, bu sorumlu görülen ya da görülebilecek ülkelere verilmesi, onlar tarafından sağlanması gerekir. Zararı yalnızca gelişmekte olan veya yoksul devletlerin çekmemesi için, yani ortaklaşa bir sorumluluğun alınması yönünde, belki o sorumluluğun kriterlerini belirlemek, o sorumluluğu ortaya koymak, netleştirmek, tespit etmek için böyle bir denetleme veya yargı mekanizması söz konusu olabilir. Ama tabii ki öncelikle bir düzenlemesi, statüsü, uluslararası toplumca üzerinde anlaşılan kriterleri olması lazım ki bunu sonrasında
Kerem Kayhan: Ben de çok kısa cevaplayayım bu soruyu. Şöyle ki, bilirsiniz…